Atıf Keçeci Güneş tutulması

Atıf Keçeci

Beşiktaş’ın geçmiş dönemde ki maç sonları medyada ki manşete çıkan başlıklar genelde, Güneş'li olmuştu.

Güneş doğdu, parıldayan Güneş, Güneş'li günler falan diye yazılıp söylendi. Şimdilerde ise son alınan başarısız sonuçlar sonrasında durum değişti ben de bu hale “Güneş tutulması” diyorum.

Süper ligde ki puan sıralamasında ki konumu son haftalarda ki puan kayıplarıyla yukarı ile arasında 8 puanlık fark oluşması 26 puanlı 4 ve 24 puanlı 2 takımın olası puan kayıp ve kazançlarıyla 3 ncü ile 9ncu sıranın her an değişime uğrayabileceği gerçeği ortadadır.

Türkiye kupasına katılmama kararı bana biraz Şenol Güneş’ e sahip olma anlamında gibi gelmişti. F.B. müsabakasına çıkmayarak bu sezon Türkiye Kupası organizasyonuna katılamamak hedef noktalarından birinden uzaklaşmak olmuştu. Geçen sezonun Şampiyonlar ligi başarısının ardından bu sene ki nispeten daha kolay gözüken guruptan içerde ki Malmö maçıyla yaşanan hüsran ve Avrupa kupasına veda tüm camia için yıkıcı oldu. Şampiyonluk yolunda mücadele eden yukarıda ki takımların puan kaybettiği hafta bunu avantaja çevirmek için Trabzonspor’u yenerek 3 puan almak olmazsa olmazıydı Şenol Güneş’in. Ama o ne yaptı saçma bir onbirle müsabakaya başladı. Eğer kadroda Gökhan Gönül varsa iş onundur, ikinci yarıda oyuna girip performansıyla da gayette iyi durumda olduğu görüldü.Diyelim ki güvenemedi elinde orijin sağbek Dorukhan varken Necip ‘e forma vermek ve sonrasında kenara almak en azından hamle gücünü zayıflatmaktan başka bir şey değildir. Defansın göbeğinde Medel – Vida ikilisinin daha önce ki denemelerde uyumsuzluğu görülmüşken tekrar umut bağlamak önlerinde ki daha önceleri Atiba – Medel uyumunu göz ardı etmek kararı akıl tutulması gibi algılanmıştır.Malmö müsabakasında ki ihanet eder gibi kendini attıran Quaresma’ya forma vermek Portekiz’liden çekiniyor diyen kişilere malzeme vermekten öte bir şey değildir. Nitekim ikinci yarıda soyunma odasında bırakması ikinci bir hamle zayiatı olmuştur.

Ben Şenol Güneş’in geçen sezon yani 2017 Temmuz’un da adının Milli Takım teknik direktörlüğü ile ilgili gündeme gelmesi ve Başkan Fikret Orman’ın bu işe sıcak bakmayışı kendisi için bana göre kırılma noktası olmuştur. Günümüzde ki sinir ve formsuzluğunun ana sebebi bu husus olabilir mi ye kafa yormak gerekir.

Son basın toplantısında kendisine yöneltilen “TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile geçtiğimiz günlerde görüştünüz mü ?” sorusuna verdiği "EVET" cevabıyla Başkan Fikret Orman ile birlikte yönetim kurulu üyesi arkadaşları da bu durumdan haberdar oldular. Bir kulüp teknik direktörünün TFF başkanıyla görüşme isteği etik yönüyle ve de en azından nezaket kuralları gereği yılda 2,5 milyon EURO ( 15 milyon Tl ) aldığı ( son düzenlemelerden sonra ki rakamı bilemiyorum) iş yerine karşı çok ayıplı bir durumdur.

Tek hedefli kalmış Beşiktaş’ın ensesinde ki UEFA kılıcı sallanırken 31 Aralık’ı aşarak 31 Mart 2019 da ki mali tablo sonucu gelecek için çok önem arz ederken Şenol Güneş ve başkanın süratle radikal kararlar alması vakit geçmeden uygulanması gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Gerçekler ortada iken “Güneş’i balçıkla sıvamak “ yolu tercih edilmemelidir.