Melike Ulus Gideni arıyorum...

Melike Ulus

Futbolun çok basit ve olmazsa olmaz kuralıdır; takımın, atanla tutanı sağlam olacak! Yoksa dünkü maçta gördüğümüz gibi sabaha kadar oynasan da kazanmayı beceremezsin. Rakibe baskı kurarsın, ceza alanına daha fazla girersin, az biraz gol pozisyonları yaratırsın ama bunu değerlendirebilecek bir forvetin yoksa 90 dakika boşa kürek çekmiş olursun. Orta sahayı defansif kurarsın, en katı defansı yaparsın ama yerinden oynamaya mecali kalmamış bir kalecin olursa, her gelen topu kaleye alıp emekleri heba edersin.

Başakşehir maçının da bence tek özeti budur! Ve maalesef ki, Beşiktaş’ın ne atanı ne de tutabileni vardır!

Maçın geneline baktığımızda ise, kazanamamış olmak en zor olanıydı. Beşiktaş da bu zor olanı yaptı ve efsunlu Başakşehir deplasmanından bir yenilgi daha alarak ayrıldı.

Beşiktaş’ın sezon başından bu yana, yüz güldürmeyen oyunu, olmayan hırsı, kalmayan ruhu ve de aldığı puanlar için herkes bir suçlu ilan etmekte. Kimine göre hoca, kimine göre yönetim, kimine göre de ruhunu kaybetmiş, emekliliğine gün sayan oyuncular. Biraz da tabi dış güçler, başarısını baltalamaya hazır futbol baronları. Her kafadan bir ses, her sesten de birilerine serzeniş...

Oysa, 2 sezon art arda şampiyon olduğumuzda bu yönetim vardı. Takımı 2 sezon şampiyon yapan bu hocaydı. 2 sezon şampiyon olduğumuzda da bu taraftar vardı. Hatta Şampiyonlar Ligi’nde bu hoca ve yönetim ile harikalar yaratılmadı mı?

Peki ne değişti?

Şampiyonlukta en çok kimin katkısı varsa o kişi, 2’ye 3’e bakılmadan satıldı ve bu başarı olarak gösterildi. Halbuki, 2’ye sattığının yerine, daha iyisini daha az paraya alabiliyorsan ve gideni aratmıyorsan, işte o zaman bu başarı olurdu. Kiralık olarak getirdiğin futbolcularda iyi seçimler yapıp, fazlaca verim almak elbette başarı sayılırdı. Ancak asıl başarı , kiralık futbolcuları parlatmakla kalmayıp, onu satın alabilecek kapasiteyi gösterebilmekti. Ve parayı her şeyin önüne geçirerek, hocanın elindeki silahları yok etmemekti başarı...

Peki başarısızlık neydi?

Gomez’den, Aboubakar’dan ve de Cenk’ten sonra Love ve Pektemek’e muhtaç bırakmaktı.

Talisca gibi bir futbolcuyu gösterip, Oğuzhan’ı Talisca olmaya zorlamaktı.

Marcelo gibi teknik, Tosic gibi hırslı adamların yerine, çıtkırıldım Vida ile forvet yapmaya çalıştığın ve de isminin gücünden yararlandığın Pepe’yi yerleştirmekti.

Karius’un her ne kadar kredisi olsa da, Fabri’yi ilk günden itibaren aratmaktı.

Rekor kırılan transferlerden aldığın paralar ile hem yerine daha iyisini koyamamak hem de borçları katlamaktı başarısızlık!

Ve, biz başarısız olduk. Her gelen, gideni arattı. Her tutan sinerjiyi, el atıp bozduk. Daha fenası da, bu başarısızlığı Feda döneminden kalan bir cümle ile taçlandırdık. “Taraftar istiyor diye Beşiktaş’ın parasını çarçur edecek değiliz”.

Yani kısacası döndük en başa. O zaman yine de bir umut vardı içimizde. Gelecek vadeden genç oyuncular ve de başarıya aç bir Beşiktaş vardı. Peki şimdi ne var?

Son vurgununu yapıp, emekliliği için gün dolduran futbolcular. Yıllardır büyük yetenek diyerek patlamasını bekleyip, satmaya kıyamadığımız (!) ama oynatamadığımız da bir ton oyuncular! Elindeki güçleri alınmış, enerjisi bitmiş, küskün bir hoca. Beşiktaş’ı bataklıktan kurtardık diye istediğini yapabilecek güce erişmiş bir yönetim. Ve de sabıra ihtiyacı olan taraftar.

Yani elde kalanlar hiç iç açıcı değil. Tıpkı Beşiktaş’ın durumu gibi. Daha da çıkmaza girmemek için, bu takıma devre arasında öncelikle forvet sonrasında iki yönlü orta saha oyuncusu, sol bek ve de mümkünse kaleci, şart oğlu şarttır. Bu transferler taraftar istiyor diye değil, Beşiktaş’ın şanı için yapılmalıdır. Aksi takdirde yanan evi söndürüp, ardından da ateşi tekrar körüklemekten başka bir şey yapmamış olursunuz. Lütfen, çok geç olmadan ve de kimse yanmadan bu kıvılcımı söndürelim. Ve büyük Beşiktaş’ı tekrar ateşin içine atıp yakmayalım...


PUAN DURUMU Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1
2
3
4
5
6