Avrupa'nın incisi

Şampiyonlar Ligi'nde 3 maç yapacaksın, üstelik 2'si deplasmanda 3 galibiyet ve 9 puanla yola devam edeceksin. Kolay kolay bir takımın başarabileceği bir iş değil. O yüzden bu takımdan Avrupa'da bir halt olmaz diyen kimler varsa ya sussunlar ya da özür dilesinler.

Zafer Algöz

Aslında bu felaket tellallarının özürlerine de ihtiyacımız yok. Bizi sevmelerini beklemiyoruz elbette. Ama saygı duyacaksınız o kadar. Avrupa'nın saygı duyduğu gibi. Lig yarışında uzun yıllardır hiç oynamadığımız bir biçimde oynadık ve Gençler'e yenildik. Ne kadar büyük takım olduğumuzu anlayın artık. Sanki lig yarışı bitmiş gibi şimdiden Galatasaray'ı şampiyon ilan ettiler. Ama kimsenin şüphesi olmasın. Sürekli şampiyonluk oranlarını güncelleyenler lig yarışı sonunda artık güncellemeyi bırakıp yine Beşiktaş'ımızı alkışlayacaklar. "Acaba lig yarışındaki durgunluk bu maça yansır mı?" diye kafalarda soru işaretleri de vardı. Ama seremoniye çıkarken bile kendimize olan güvenimiz fark edilmeyecek gibi değildi.

Monaco'ya mutlak galibiyet, Bize 1 puan bile yeterdi. Şenol hoca belki maç öncesi konuşurken her zaman olduğu gibi tedbirli ve sakindi. Ama sahaya sürdüğü takım tedbirli, sakin ve bir o kadar da kendine güvenen bir şablonla oynadı. Maç başlar başlamaz Monaco'nun üstümüze çökeceğini sananlar çok yanıldılar. Monaco korkuyordu. Korkmakta da haklıydılar. Deplasmanda 5 maçta hiç gol yemeden 15 puan toplamış Portoya 3 gol atmış. Bundesliga'nın yeni yıldızı Leipzig'e 2 golle galip gelmiş bir takımla oynuyorsan elbette korkacaksın. Hele hele bu takımın hocası da oyuncuları da rakip kim olursa olsun korkmadan kendi şablonuyla oynuyorsa elbette ayaklar titreyecek gayet doğal.

Maçın hemen başında attığımız buz gibi golü vermediler. Buna rağmen pozisyona takılmadan takır takır top oynadık. Monaco koca maçta 1 pozisyon buldu. Onu da R.Falcao "pis burun"diyeceğimiz bir dokunuşla gol yaptı. Aklıma Seul'deki Dünya kupasında Ronaldo'nun Rüştü'ye attığı gol geldi. Evde küçük bir sessizlik oldu. Maçtan önce skor tahmini yapmıştık. Ben 2-1 kazanacağız demiştim. "Yahu neden bu kadar açık oynuyoruz bize 1 puan yeter kapanmalıydık" diyenler de oldu tabii. Niye kapanalım? Biz onlardan daha iyi takımız ve bunları yeneceğiz diye tekrar kendimi coşturdum. Şenol Hoca 2 hayati tercih yaptı ve Beşiktaş tekrar Gençler maçı öncesindeki ritmini yakaladı. Sakatlık sonrası henüz tam ritmini bulamayan Gökhan Gönül yerine Adriano ve Gençler maçında kötü bir gününde olan Ozi yerine Tolga'yla başlamak çok doğruydu. Tolgay hem ofansif hem de defansif mükemmel oynadı. Eminim onu tanımayan yabancılar da birbirlerini sormuşlardır "Kim bu Tolgay" diye. Adriano Barcelona'dan sonra futbolu bırakmamış mıydı? diye şaşkınlıkla maç kadrosuna bakanların da olduğunu biliyorum. Takım halinde mükemmel oynadık. Soğukkanlı ve diriydik. Ne yaptığımızı çok iyi biliyorduk. Talisca yine ortadan mızrak gibi delerek topu sağda Quaresma'nın önüne atınca daha gol olmadan hepimiz ayağa kalktık. Böyle çok gol attık alıştık çünkü. Topu kestiği yere Babel, Talisca, Cenk mahşerin üç atlısı gibi yetiştiler. Ama Tosun Paşa alnının ortasına gelen topu mermi gibi içeriye bırakmasıyla ortalık bayram yerine döndü. 2.golümüzü atmadan önce yaşananlar da muhteşemdi. Büyük takımların yaptığı gibi sürekli pas pas pas. Rakip pas trafiğinden bezdiği anda kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım. Önce Tolgay vurdu yan direkten geri geldi. Devamında Babel'in Cenk'e verdiği pas ve Tosun paşa Monaco da kraliyeti bitirip Beşiktaş sancağını surlara çaktı. Kendi piyasasını da euro üzerinden pound'a çevirdi helal olsun sana Cenk. Gencecik delikanlıyken Gaziantep'te Fenerbahçeye 10 dakikada 2 gol attığı maçı hatırlattım arkadaşlarıma. 30 metreden biri sağ diğeri sol ayakla iki füzeyle Fenerbahçe'yi yıkmıştı. Allah'ım bu delikanlı bizde oynamalı diye yıllarca yazdım konuştum. Geçen zaman ne kadar haklı olduğumu gösterdi. Emin olun Cenkten daha çok ben mutlu oluyorum zirveye yaptığı her çıkış. Her maç üstüne koyarak oynaması ayakta alkışlanması gereken bir performans. Maşallah diyorum yeter ki sakatlık falan olmasın.

Maç bittikten sonra klasik tartışmamız başladı kendi aramızda. "Beşiktaş maç seçiyor mu?" diye. Beşiktaş'ımız maç seçmiyor sevgili dostlar. İyi oynarsın kötü oynarsın futbolda her maçını kazanan takım yok. Ama sana karşı ön yargılı hakemleri de yenmen gerek. İşin adaletini bunlara bırakmadan her maçımıza aynı ciddiyetle asılmamız gerek. Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde 3'te 3 yaparak başlayan 2 takım var sadece. Manchester ve Beşiktaş. Türkiye futbolunda ise şampiyonlar liginde böyle performans gösteren tek takım var. Onun adı da BEŞİKTAŞ.

Bu mutluluğu yaşatan Şenol hocamın kara kartallarına milyonlarca alkış. Avrupa'nın incisi Beşiktaş'ıma helal olsun. Şimdi burayı bırakıp tekrar lige dönmemiz lazım. Şampiyonluk yarışında iddialı Başakşehir'i kesinlikle yenmeliyiz. Onları da yenerek tekrar çıkışa başlayacağız. Ligin ilk yarısı bitmeden 3'lük seriyi yakaladığımız zaman gerisi kendiliğinden gelecek. 1 maçla takımı ve hocayı gömecek kadar izansız ve vicdansız taraftarlardan değiliz çok şükür. Şenol Güneş'in kurduğu bu galakside yıldızlarımızla dosta düşmana Beşiktaş'ın kim olduğunu tekrar gösterdik. Başarılarımız tesadüf değil. Çok çalışmanın, arkadaşlığın, takım olmanın getirdiği sonuçlar. Avrupa'nın incisi Büyük Beşiktaş'ımızla gurur duyduk ve hep duyacağız. Seni kıskananlara inat seni seviyoruz Beşiktaş...

SİYAAAAAAAHHHHHH..!

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 12 8 2 2 13 26
2 Medipol Başakşehir 12 8 2 2 9 26
3 Beşiktaş 12 6 4 2 7 22
4 Kayserispor 12 6 4 2 5 22
5 Fenerbahçe 12 5 5 2 8 20
6 Demir Grup Sivasspor 12 6 1 5 -1 19