Aday

Değişik bir rakiple oynadık. Komple güçlü desen tam diyemezsin çünkü çok tecrübesiz.

Bülent Bilirgen

Güçsüz desen diyemezsin, bir 90 dakika daha olsa oynayacak gibiydiler. Oyunun belli bir bölümünden sonra yumuşak karnımızı bulup hep oradan geldiler. Hatta bizim sağ tarafımıza Bruma'yı da attılar ikinci yarı. Genç, pırıl pırıl, tam bir proje takımı. Onlar da ne yapsın Türkiye’de sarıların hayali olan tek egemen takım faşizmini gerçekleştirmiş Bayern ile ancak bu tarzda mücadele etmeyi deniyorlar demek ki. Ama bizim kendi açımızdan unutmamamız gereken bir gerçek var ki; biz bugün onları 2-0 yenip zafer çığlıkları atıyoruz ya, 2 sene sonraki hallerimizi tekrar karşılaştırdığımızda inşallah üzülmeyiz.

Gelelim bu tarafa. Müthiş başlangıç. 6 puan işin büyük bir bölümünü çözecek kanımca. Galibiyet harika ama bu maç içinde verilen mesajlara çok daha mutlu oldum. Maçın başında yapılan kendine güvenli pas trafiği ve ardından gelen gol buralar benim çöplüğüm biraz geri duru çok net anlattı karşı tarafa. Daha sonraki bölümlerde de rakibin temposuna tam ayak uyduramasak da oyunu bir şekilde kontrolümüzün çok da dışına çıkartmadık. Şuna inanıyorum ki Beşiktaş futbol takımı Avrupa futbolunun elit altı bölgesi takımı adayıdır artık. Şimdiki kadro yapısı ve anlayışı ile bu bölgede ki her takım ile baş edebilir. Tabi ki Real, Barca, Juve, Atletico, Bayern, PSG, City, Chelsea, United, Arsenal hatta bu seneki formu ile Napoli bizden her açıdan çok yukarıda takımlar ama Beşiktaş bunun dışındaki takımlar ile çıkar takır takır topunu oynar sonunun ne olacağını tahmin edemezsin.(Geçen seneki Lyon örneği) İşte kulüp olarak bu seviyeyi korumamız gerekmekte. Porto gibi Benfica gibi Sevilla Lyon gibi Monaco gibi Dortmund gibi yukarıda saydığımız elitler kulubüne arada bir misafir olmamız oraları zorlamayı alışkanlık haline getirmemiz koyacağımız en mantıklı hedef olacaktır.

Taraftar ile ilgili bir çift lafı sona saklayıp sahanın içinden bir iki kelam edelim. Baktığımızda işini iyi yapmayan yok gibi idi. Babel ve Cenk yine çok üretken, tempolu; Atiba ve Pepe muazzam oynarken bir kişi vardı ki bence gözden kaçıyor haftalardır. O da kaleci Fabri. Dün de iki top çıkardı ki maçın kırılma anlarıydı. Tosic’e ise söyleyecek tek kelime yok. Hatasıza yakın oynamakla kalmadı bir de içinden Messi çıkardı. Herhalde Sırp oyuncunun girdiği pozisyonda top ağlarla buluşsa yeni bir desibel rekoru kırılırdı. Oğuzhan’ı ilk yarı çok iyi ikinci yarıda vasat buldum.(Sebebi az sonra) Aynı şeyler Medel için de söylenebilir ki zaten sakatlanıp erken terk etti oyunu.

Burası dost meclisi ve artılarımızın söylendiği kadar eksileri de ortaya koyalım kendimizce. Ben başından beri şahsi futbol anlayışımın çerçevesinde Sosa oyununu (isim tamamıyla bir sembol) Talisca oyununa tercih edenlerdenim. Tabi bu demek değil ki bana göre Talisca, Sosa tipi oyuncudan daha kötü. Hiç de değil hatta bireysel olarak çok daha da önde yanları var. Özellikle merkez forvet ayarında koşu atması ve kafa vurması büyük avantaj. Ayağına bu kadar top yakıştıranı Sergen’den beri seyretmedim ve üstüne üstlük büyük bir şut tehdidi. Bizi de çok mutlu etmeye, maçlar kazandırmaya devam edecek büyük ihtimalle. Fakat bizim tipimizde yani yukarıda bahsettiğim hedeflere ADAY olan bir takım için çok lüks bir oyuncu . Tamam arkasında Casimiro ve Kross oynar o zaman Talisca, Real Madrid’de bile yıldızını parlatır. Ama bizim çapımızdaki takımların orta sahaları elit takımlar seviyesinde değil. Maçın belli döneminde yükü kaldırabiliyoruz ama yorgunluk çökünce ayaklar titremeye öne doğru gidememeye başlıyoruz. Evet, çok iyi, çok fedakar bir Atibaba ve yıldız adayı Oğuzhan ile oynuyoruz. Eğer bu düzende yani Talisca’nın her maç sahne alacağı bir düzende Atibaba devamlı forma giyer ise Mart ayında kepenkleri indirir dükkanı kapar. (Geçen sene Nisan’da indirmiş ve 1 sene daha genç idi). Keza Oğuzhan. Biz ondan daha fazla oyunun içinde olmasını ve yaratıcılık ortaya koymasını beklerken onun saha içinde bırakın kaptanlık yapması konuşacak hali kalmıyor. Dün maç içinde çok fazla baskı yememizin en büyük sebebinin orta saha üçlümüzün toplam tempolarının eksik kalmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Tamam oyunu sola yıkıp pas - pas ile rakibi uyutup ters tarafta bekleyen Talsica’ya dönmek ve onun da Q7 istasyonunu kullanıp golle buluşması süper ama ya sonrası maçın? Evet çok büyük oranda rakibin tecrübesizliğinden dolayı gol yemeden bitirdik ama Monaco’ya, Porto’ya topu bu kadar bırakırsan affetmezler. Talisca konusunda son söz; eğer Beşikta,ş Brezilyalı oyuncunun bonservisini almak için ciddi ciddi atılım yapacaksa arkasına mutlaka ama mutlaka dünya çapında iki merkez orta saha oyuncusu bulmalı yani başak bir deyişle 3'lü hatta 4 merkezli oynayacak rakiplere karşı tempo düşürmeden mücadele edecek 2 süperman aramalıdır. Yoksa birçok alan da olduğu gibi sadece ADAY kalıp ÜYE olmak hayal olacaktır.

Evet taraftar yine çok iyiydi. Oyuncu bile sakatladı bu sefer Beşiktaş tribünleri. Özellikle ilk yarı üst düzey tempo yaptılar. Onlar da rakip gelmeye başlayınca biraz geri çekildi. Ama maçın geneline bakıldığında doğru yerde ıslık , doğru yerde şarkı geçişlerini iyi yaptılar. Tribün aklı çok önemli bu önemli maçlarda. Sadece bu noktada yeni açıktaki (kale arkası) arkadaşların maçın daha 60. dakikasında Siyah-Beyaz-Şampiyon-Beşiktaş turu yaptırmak ısrarını anlayabilmiş değilim. Rakibin bizim kalemizin önünde kamp kurduğu golü yesek inşallah 3'ü yemeyiz (peşinden 2'de garanti geleceği için) inşallah denilen bir ortamda 'maç bitmiş farklı öndeyiz' psikolojisine girmek neyin kafası bende oturmadı pek. Neyse, taraftarların da hata yaptığı yanlış taktikler uyguladığı da oluyor demek ki deyip önümüzdeki maçlara bakalım.

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27