Attila

Dün geceki maçtan sonra şöyle düşündüm; Atiba'ya beste yapmak senfoni yapmak falan yetmez. Bu adamın derhal nüfus müdürlüğüne gidip adını ATTİLA yapmamız lazım.

Zafer Algöz

Büyük Hun imparatoru, Müthiş Türk Attila'nın adı Atiba'ya yakışır. Büyük Hun İmparatoru Attila zamanında Büyük Roma İmparatorluğuna postayı koymuş ve Çin topraklarından gelip Avrupa'nın tam kapısına dayanmış bir büyük Türk. Günümüzde aynı yolculuğu uçakla yapsan 16 saat sürer. Metabolizman bozulur, 2 gün kendine gelemezsin. Atiba'ya şarkı mı yapalım? En fazla ne olur? "Atiba Atiba heyrane, Atiba Atiba gurbane." der geçeriz. Ama bu adamın istikrar heykelini dikmemiz lazım. Periyodik olarak nefes alma sorunuyla ilgili tedavi görürken 3 kişilik top oynamak. 94 dakika sahanın her yerine yetişmek, yardımlaşmak, top çalmak, inanılmaz bir pas yüzdesi ve kondüsyon. Ve bunları kart görmeden yapabilmek...

Beşiktaş 1-0 öne geçti. Maç sanki 0-0'mış top gezdiriyor üstümüze gelemiyor. 2.golü buluncaya kadar gereğinden fazla kendimize güvendik ve oynamalarına izin verdik. 2-0 oldu durdular yine. Orta sahada Kara İncim mi desem, Kara Panterim mi desem, yoksa yazının başlığındaki gibi ATTİLA'mı desem? Öylesine güven veriyordu ki, nereye baksalar sanki karşılarında üç Atiba vardı. Zaten son 10 dakika Konya defansı yorgunluktan ölüyordu neredeyse. Onlarda bizim gibi Avrupa maçı yaptılar ama ayakta kalan Beşiktaş'ım oldu. Takımda oyuna giren çıkan herkese helal olsun. Mücadele etmeyen eli belinde seyreden tek bir oyuncumuz yoktu. Zaten son 4 yıldır da yok. Bizi rakiplerimizden farklı kılan da bu. Takım halinde defans. Takım halinde hücum yapıyoruz. Nazarlardan ve kem gözlerden ırak olsun. Beşiktaş Dünya'nın en büyük mahalle takımına yakışır oynuyor. Birinin yokluğunu diğerini dolduruyor. G.Gönül'ün yerine Adriano ters bacakla da olsa mükemmel oynuyor. Şansa bak sakatlanıyor. Eyvaahh ne yapacağız? derken kundaktan Beşiktaşlı Necip giriyor. Liverpool'u elediğimiz olimpiyat gecesinde mecburiyetten stoper oynayan, sıfır hatayla büyüleyen evladımız Neco. Sağ bekte de taş gibi oynuyor. Kaleye geç desen hazır. Yedek olmayı hiç sorun etmeyen, çalışan, saygılı kaptan Necip. Sana da helal olsun. Beşiktaş'ımın forması da kaptanlık bandı da sana da yakışıyor. Beşiktaş'ımız sağ bek bölgesini sağlam kapatabildiyse.

Caner'i de unutmamak lazım. Sol taraftan Konyaspor'u abandone etti. Gitti geldi kesti gol attırdı. Yetmedi kendi mızrak gibi içerilere daldı. Bir sol bek nasıl bir aşkla oynar cümle aleme gösterdi. Bravo Caner. Türkiye'nin en iyi golcüsüne muhteşem ortaladı (ezbere değil bakarak kesti) Tosun'um havada bekledi ve ulan galiba çok yükseldim demiş olmalı ki biraz eğilip kafayla çivi gibi çaktı. Maşallah diyorum Cenk. Oyundan çıkarken Negredo öyle bir sarıldı ki hoşuma gitti. "Büyük golcüsün Cenk"der gibiydi. Negredo klas bir oyuncu. Kaleciye taban girip ucuz bir sarı görmesi yakışmadı. Aynı şeyi Medel için de söyleyeceğim. Hakem faulü vermiş. O kadar çok söylendi ki sonunda kart gördü. Ama Medel'i çok beğendim. Çok çabuk ve tatlı sert oynuyor. Çok iyi sıçrıyor ve kademe yapıyor. Attila'mızın çok yorulduğu bir maçta onun yerini de doldurabilecek kapasitede joker bir oyuncu. Tolgay, Babel, Talisca. Çok güzel oynadılar.

Ricardo hep gol atmak istiyordu. Ben de hep şöyle yazıyordum. "Biz senden asist bekliyoruz gol değil" Frikik vuruşunu Talisca'ya bıraktı. Ama içeriye zıpkın gibi girdiğinde penaltı noktasında kendini gösteren Talisca'ya bırakmadı çaprazdan yan ağlara gitti top. Canı sağ olsun. Özellikle ikinci yarıda hücum pres anlamında da ölümüne mücadele etti. Attığı golde müthişti. Konyalı iki oyuncuyu yanına aldı. Düğün alışverişine giden damat gibiydi Gipsy King Quaresma. Bir yanında sağdıç, bir yanında kayınço ceza sahasına girdi. Önce topun sesini duyduk. KÜÜT! Ardından Konya kalesinden kasap perdesi gibi ses geldi."HIIRSSSS!" Direği de hafif öperek tabelayı 2-0 yaptı ve tribünler çıldırdı. İzmir'in dağlarında çiçekler açtı.

Beşiktaş'ımızın misafiri Cumali'de mutlu oldu. Konyaspor'un karşısına Fenerbahçe maçı öncesi çıkmasaydık sonuç hentbol maçı gibi biterdi. Önce 1-0 yaptık. Rakip biraz horozlanınca 2'yı bulduk ve büyük takım gibi oynadık. Şimdi bu maç da geçti gitti. Ne yapacağız önümüzdeki maçlara bakacağız. Şimdi şampiyonlar ligine falan takılmak yok. Önümüzde Fenerbahçe derbisi var. Henüz takım olamamış rakibimizle deplasmanda oynayacağız. Asla beraberliğe oynamayacağız. Yüksek tempoda oynamaya zorlarsak diğer takımlar gibi 80.dakikadan itibaren çözülecekler. Şu anda sadece Türkiye'de değil emin olun Avrupa'da da bir çok takım bizimle oynamanın zor olduğunu biliyor. Sert futbol, tekmeler, hakem etkilemek için kurulan algı tuzakları, zamandan, oyundan çalmalar. Bunların hepsini yaşadık ve biliyoruz. Şartlar ne olursa olsun yeter ki eksik kalmayalım. Kalsak bile 10 kişiyle de oynamanın planı cebimizde olmalı. Derbi maçları şartlar ne olursa olsun 3 ihtimallidir. Fenerbahçe yenerse ne olur? Söyleyeyim sadece 3 puan alırlar o kadar. Devamında bu mevcut kadro ve oyuncu tercihleriyle kendilerini avuturlar ve ligin sonunda mutlu son çok çok zor. Ama Biz kazanırsak ne olur? Onu da söyleyeyim. Lig yarışının birinci çeyreği biter. O zaman BİTİR BEŞİKTAŞ.

SİYAAAAAHHHH..!

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 8 7 1 0 14 22
2 Göztepe 8 5 1 2 5 16
3 Teleset Mob. Akhisarspor 8 5 1 2 4 16
4 Medipol Başakşehir 8 5 1 2 2 16
5 Fenerbahçe 8 4 2 2 5 14
6 Beşiktaş 8 4 2 2 4 14