Tempo

Maçın değerlendirmesine geçmeden once farklı bir durum tespiti yapalım.

Bülent Bilirgen

İnsanoğlunun olduğu her yerde değişmez bir kuraldır, birileri çok güçlenir yukarı çıkar ise diğerleri onun yanına yükselmek yerine onu aşağı çekmeyi daha yakın görürler kendilerine. Ama bizim ülkemizde boyutu bir başkadır bu işlerin. Ne dedikodular üretir ne komplo teorileri çıkartırız. İş hayatında yükselene torpilli, özel hayatta popüler olana yalaka yakıştırmalarının patenti bize aittir evelallah. Bir de zaman , mekan, ortam , kişi , takım, kuruluş falan da tanımamız yoktur. Aradan sivrilen , uçup giden olur ise çifteli ile vururuz ki düşüp yanımıza gelsin. Kibar tabiri ile çamur atmak konusunda , değersizleştirmek noktasında çok kıymetli insanlarımız yetişmistir ve yetişmeye devam edecektir.

Sporda da durum farklı değil. Hem bireysel hem de takım organizasyonlarında bu kirli operasyonlar, kah besleme medya mensubu, kah sponsorlu federasyonlar, kah yöneten vekah yönetilenler tarafından yürütülür. İşte 2017 Türkiye profesyonel futbolunda geldiğimiz nokta da tam anlamı ile budur. Belli insanların hegomonyasında olan futbolumuz bu tiplerden bağımsız bir şekilde ilerleyen bir camia sayesinde avrupa ve dünya kamuoyunda ülkeyi temsil etmekte. O camianın futbol takımı, oynadığı pasa, prese, hızlı çıkışa , çabuk bitirise,yüksek tekniğe dayalı futbol ile ülke ortalamasının çok üstüne çıkmanın yanında Avrupa kupalarında elenirken bile karşı tarafın anasından emdiği sütü burnundan getiriyor. Yaptığı transferlerin ses getirmesi yanında sunuş biçimi bile milyar üstü kişi tarafından takip ediliyor. Oyuncu ve Teknik adam profili, yönetici duruşu, tesisleri ve Türk futbol tarihinde tribünde yapılmış hit bestelerin %90‘nına sahip taraftarı ile tam bir marka olma yolunda. EE ne olacak sandınız? Adam ofsayttan gol atıp 1 puanı kurtardığı maçın ardından bile utanmadan 2-0 lık galibiyetteki penaltıyı konuşacak. Ergen başkanları ortaya sürüp ben zenginim sizin başkan fakir yada bak benim yaşım küçük ama abim hepinizi döver polemikleri yaratacak. Bunların yanında kraldan çok kralcı kurumlar çıkıp yıpratmak için sahanı kapatacak. Herşeyden kötüsü yıllarca kaptanlığını yapmış kişiler sırf kazanma hırsı yüzünden yalan yanlış açıklamalar yapacak. Sadece evet sadece 3 günün özeti bunlar. Ve bunlar daha başlangıç. Daha bunun yaramazı var Uslu’su var, Dursun’u var durmazı var. Altını çizeyim ki, Beşiktaş tarihinin en önemli sezonu tartışmasız budur. Her aktörde, iş disiplini, ciddiyet hat safhada olmalıdır. Şeytanların alttan altan verdiği mental yorgunlukmuş, rotasyonu iyi kullanmalıymış, doymuşmuşluk laflarına herkes kulağı tıkayıp ‘’he he’’ deyip geçmelidir. Teknik heyet Nevzat Demir’i , futbolcu sahayı taraftar da tribünleri inim inim inletmelidir. Eğer bu sene de başarı gelir ise sadece Beşiktaş değil yukarıdakini al aşağı yapamayacağını anlayıp ona doğru gitmesi gerektiğini anlayan ve bu yolda aradaki ayrık otlarını temizleyecek olan Türkiye kazanacaktır..

Çok kısa Antalya maçı. Kısa çünkü henüz beklediğimiz tempo yok ortada. Bu bir anlamda iyi, hele bir de bu maçları da kayıpsız atlatır isen çok çok iyi. Takımın temposunun kontrollü bir şekilde yukarı gitmesi taraftarı Sonbahar ve Kış aylarında tadından yenmez zaferlerle baş başa bırakır. İlkbahar’da da kupa merasimleri olur.Tabi tüm bunları hazırlık devresinin ne kadar doğru yapıldığını bilmeden yazıyorum. Dün takım için ilk yarıda olumlu olan ama ikinci yarıda kaybedilen bir özellikten bahsedebiliriz. Başta güçler yerinde iken, ikinci ve üçüncü bölge oyuncuları devamlı boş gösterip topu istediler. Çok olumlu kullanmasalar da hareketli oynadılar. Top kontrolleri pas alışverişleri kötü değildi. Sonrasında ise ama yorgunluk ama sıcağın etkisi ile ikinci yarı oyun amatör küme maçına döndü. Taraftarın olmayışı, zaman zaman konsantrasyon kayıplarına yol açıp kritik hatalar yaptırırken zaman zaman da ‘’dan dun’’ futbolun önünü açtı. Maç sonunda sadece Beşiktaş’ı değil futbolu seven hiçbir kimsenin zevk alarak koltuklarından kalktığını söyleyemeyiz herhalde.

Bireysel anlamda yorum yapacak kimse olmamakla beraber Cenk’in oyun iştahı ve gücü için kocaman bir bravo. Penaltı pozisyonuna yorumum ise kendi anlayışıma gore. Kurala gore penaltı diyenlere de çok ağır olduculara da saygı duymakla beraber benim bakış açımda bize karşı verilse idi tepkim ne olurdu şeklinde. Cenk’in kendini atıp penaltı almak istediğini düşünmüyorum klasik bir stoper forvet oyuncusu mücadelesi ama benim stoperime böyle bir penaltı verilse idi üzülürdüm. Maçın 2-0 bittiği göz önüne alınır ise neyse ki çok da sonuca etki etmedi. Dünün en güzel hareketi ise sayın Ahmet Nur Çebi’nin attığı frikik golü idi herhalde. Bana göre, konuşmasının alt kırılımında , başkanımıza söylediğin ‘’mikrafona konuş’’ deyiminin anlamını ben biliyorum ama o mikrafonu benim ne yapacağımı da sen biliyorsun vardı. Tebrikler.

Son olarak, Milli maç arasına kadar bu takım temposunun artarak devam edeceği ama asıl yükselişin Eylül ikinci yarısından sonra olacağı görülmekte. Umarım takım kendini araya kayıpsız atar.

Herkese saygılar

Bülent Bilirgen / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27