Severken öldürmeyelim!

UEFA'nın aldığı karara elbette kızgınız.

Zafer Algöz

İki yıl içinde seni denetleyeceğim. Eğer bir daha olursa, 1 yıl organizasyonlardan men ederim diyorlar. Yaptığımız itirazı reddettiler. Lyon maçı biletleri satışa çıkar çıkmaz gurbetçilerimiz hemen biletlere saldırdılar tabii. Hepsinin cebinde AB pasaportu olduğu için kim Lyonlu, kim Beşiktaşlı diye doğal olarak denetleyemediler. Biletlerin çoğu satıldıktan sonra duruma uyandılar ama iş işten geçmişti. Sonrasında malum olaylara tanık olduk. Neredeyse maç iptal edilecek durumlara geldi. Aslında her takım kendi stadının güvenliğinden sorumludur. Adamlar dinlemediler ve kendi bildiklerini okudular. Olay sadece bizimle ilgili değil; İşin özü şu: "Türk takımlarının taraftarlarıyla beraber AB topraklarında yukarılara gitmesinden rahatsız oluyorlar. Türkiye'den gidenler ve AB ülkelerinden gelenler deplasmanda buluşunca binlerce taraftar buluşuyor. Taraftarlık, takım aşkı, vatan özlemi ve alınan yüksek dozda alkol bir araya gelince herkes agresif oluyor. Hele hele deplasmanda oynadığımız takımın holiganları da varsa sokak kavgaları bitmiyor. İstenmeyen olaylar oluyor. Dolayısıyla gelen her Türk'e potansiyel suçlu diye bakıyorlar. 'Bir an önce elensinler ve kurtulalım' gözüyle bakıyorlar. Manyetolu toplar üstadı Kelfantino'nun Beşiktaş'ımıza sürekli İngiliz takımlarını eşleştirmesi asla tesadüf değil. Daha grup elemelerinde binlerce adam geliyorsa, çeyrek ve yarı finale kadar gidilse tüm şehirleri işgal ederler diye adamların ödü kopuyor. Bu yüzden hatırlarsanız UEFA'da Fenerbahce'yi tetikçi bir alçakla doğrayıp kupa dışına attılar. D.Kiev maçında da aynı şerefsizlikle bizi bertaraf ettiler.

Şimdi birazda soruna başka bir gözden bakalım. Beşiktaş'ımın yurt dışındaki bazı maçlarına gitme fırsatım oldu. Takımın uçağıyla değil, kendi imkanlarımla gittim. Birinde uçağın tamamında maça gidecek taraftarlarla yolculuk yaptım. Sabahın 7.30'unda kalkan uçakta neredeyse içki içmemiş adam yoktu. Sabahın 5'inden itibaren alanda herkesi rahatsız edecek boyutta müthiş bir şamata oluyor. Atatürk Havaalanı'nda dünyanın her yerinden gelen ve gidecek olan binlerce yolcu var. Önceleri sempatiyle karşılanan tezahüratlar belli bir noktadan sonra tepkiye ve dehşete sebebiyet veriyor. Özel hayatında işi gücü ve çoluk çocuğu olan koca koca adamlar. Ergen ve şuursuz gençlere dönüşüyor. Antipatik oluyorlar. Uçakta torbalardan şişeler çıkıyor. Uçak daha yerdeyken öylesine rahatsız edici bir kakafoni oluşuyor ki anlatamam. Hostesleri sözle tacizler, içinde ana avrat sinkaflı şarkılar insan olanın yüzünü kızartıyor. Ağzıyla değil, kıçıyla içenler uçakta terör estiriyor. Kaptanın uyarı anonslarını kimse takmıyor zaten kolay kolay duyulmuyor. Defalarca uyarıldığı halde yasak olduğu bilindiği halde sigara içiliyor. Koca uçakta dumandan göz gözü görmüyor. Düşünün 200 kişi aynı anda ayağa kalkıp zıplayarak tezahürat yapıyor. Hostesleri kimse takmayınca sonunda kaptanın en yüksek volümle anonsunu duyduk. "Herkes yerine otursun, uçağı düşüreceksiniz. Eğer devam ederseniz uçağı Sofya'ya acil inişle indiririm ve hepiniz orada kalırsınız. Neyseki bu anonsla biraz sükunet sağlandı derken... Bu defa taraftarlar arasında küfürleşmeler ve en nihayet sille tokat kavga başlıyor. En nihayet maçın oynanacağı kente iniyoruz. Adamlar zaten Türkler geliyor diye alarm halinde. Daha pasaport kontrolünden geçmeden sınır polisine posta koymalar öğrendiği 3-5 küfürle sataşmalar. Sonunda gelen uçaktan en agresif gördükleri 3-5 kişiyi nezarete ve ardından sınırdışı ediyorlar tabii.

Bu rezaletler sakın alınganlık yapmayın sevgili Beşiktaşlılar. Sadece bizim taraftarlarca yapılmıyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın deplasmanlarında da aynen yaşanıyor. Ülke futbolumuzun değerini düşürüyor. İtibarımız yerlerde sürünüyor. Geçen sene belki daha sakin olur diye tur uçağıyla değil, tarifeli uçakla Napoli deplasmanına gittim. Sabahın kör saatinde uçağın yarısına doluştuk. Diğer gelecek yolcuların otobüsle gelişini bekliyoruz. Dünyanın değişik ülkelerinden insanlar var. 90 yaşında insanlar da var. İnanın kundakta 9 aylık bebekler de var. Uçağın diğer yarısı merdivenlerden çıkarken müthiş bir gürültüyle uçağa daldılar. 7-8 kişi üstlerinde Beşiktaş'ımızın forması var. Koltuklarında sabah mahmurluğuyla oturan ve uyuyan insanların ödü patladı tabii. Bebekler ağlıyor ama arkadaşların umurunda değil. Çünkü kafalar 1 milyon olmuş dünya umurlarında değil. Babaları gelse tanımayacak kadar sefil ve utanç verici durumdalar. Yine tezahüratlar, arsız kahkahalar... En arka sıradan öndekine laf atmalar. Kendi kendime diyorum ki: "Allahım şu uçağın kaptanı iyi ki ben değilim. Uçak daha yerdeyken bunları havaalanı polisine teslim eder öyle kalkarım." Tüm samimiyetimle söylüyorum. Napoli holiganlarına Beşiktaş forması giydirip kötülük yaptırmaya kalksan bu kadar olmaz. Uçak havalanıncaya kadar kimsede ne kafa bıraktılar, ne de huzur. İçlerinden az daha ayık olan biri beni tanıdı. Arkadan bağırıyorlar ucak inliyor. "Zafer abi arkaya üçlü çektir kartala" Hiç muhatap olmuyorum tabii. İkisi yanıma geldiler. Sabahın köründe kibrit yaksan uçak infilak edecek o haldeler. "Abi gel arka tarafa da bir duble içelim hadi be abeeee..! "Dedim ki arkadaşlar bu tarifeli uçak, maçla ilgisi olmayan insanlar var, ayıp oluyor. Üstünüzde Beşiktaş'ımızın forması var. Kulübün imajına zarar veriyorsunuz yapmayın. Maçta bağırırız beraber Allah aşkına susun" Ne mümkün. "İçlerinde sosyete buraya." diye laf atan dallamalar da var. Kendini komik sanan ve Yahşi Batı'da oynadığım Şerif Loyd taklidi deneyen zavallılar da var. Şimdi bunun adı taraftarlık mı sorarım size? Neyse Napoli'ye indik. Ertesi gün akşam deplasmanda 3-2 kazandığımız maça kadar şehirde sürekli kavgalar oluyor. Yurt dışında kavgalarda hep ön saflarda ne yazık ki gurbetçilerimiz var. Yaşadıkları ülkede AB vatandaşı olmuşlar ama yabancı olmanın getirdiği travmayı ya da kompleksi aşamadıkları için hep kavgaların içindeler ve Türkiye'den gidenleri de kışkırtıyorlar. Taşlarla, sopalarla, bıçaklarla, kemerlerle sokak savaşları yaşanıyor. Nerede 5-6 kişi bir araya gelsek polis hep takibe alıyor. Hale bakın savaşa mı gidiyoruz, takımımızı deplasmanda desteklemeye mi? Olacak iş değil! Napoli maçını kazandık, hepimizi stadın dışında otobüslere bindirdiler. Sabahın 4'üne kadar otobüslerde bekletiliyoruz. Otelimize gidemiyoruz. Beşiktaş takımı özel uçakla hemen dönmek zorunda çünkü hafta sonu lig maçımız var, takım yorgun. Adamlar takım otobüsünü bile elçilik devreye girince yoğun polis kortejiyle rica minnet alana götürdüler. Otobüslerden indik, yağmur başladı, sinirler gergin. Bizi bırakmaya niyetleri yok. Napoli emniyetinden bir yetkili aynen şunları söyledi; "Tamam Napoli taraftarı da holigan ama burası tarihi bir kent. Onlar burada yaşıyor ve bunun bilincindeler ama sizin taraftarlarınız taş atıyorum diye tarihi eserlere zarar veriyorlar."

Neyse ki gün ağarmadan kendimizi otellerimize zarzor atabiliyoruz. Maç mı seyrettik, savaştan mı çıktık belli değil. Hal böyle olunca fatura hep kulüplere kesiliyor. Sonunda UEFA'nın kara listelerine alınıyoruz. Hiçbirimiz bir diğerimizden ne daha az, ne de daha çok Beşiktaşlı'yız. Elbette takımımızı seviyoruz ama severken öldürmeye hakkımız var mı? Emeklerimizi çöpe attırmaya hakkımız var mı? Şimdi adamlar aba altından sopa gösterince kızıyoruz. Önce taraftar olarak kendimizi bu deplasman holiganizminden derhal kurtarmalıyız. Beşiktaş formasını taşıyan oyuncularımıza 'Formanın hakkını ver' diyoruz da. Peki bizler o forma sırtımızdayken hakkını veriyor muyuz? Şimdi bundan sonraki süreçte bir üst makamlara itiraz etme hakkımız olur mu olmaz mı inanın bilmiyorum ama taraftar kavgaları yüzünden Beşiktaş'ımız zarar görecekse Beşiktaş Yönetimi'nin yapacağı en doğru iş. Deplasmanda taraftar götürme hakkından vazgeçmek olmalıdır. Varsın tribünümüz boş kalsın. Bizler evimizde oturup izleyelim. Ama hiç kimsenin de Beşiktaş'ımızı severken öldürmesine izin vermeyelim.

Zafer Algöz / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27