Pollyanna

Öncelikle patrona teşekkürü bir borç bilirim, belki bu satırlardan bir iki küçük eleştirim olmuştur ondan dolayı da özürlerimi iletirim.

Bülent Bilirgen

Evet büyük bir lider gidiyor. Almanya’nın ikinci sınıf takımından az sayılabilecek bir bonservis ücreti ile gelip 1,5 sene boyunca kusursuz hizmet edip yaşına ve bizim ülkeden alınan oyuncu rakamlarına (yoksa bana göre değeri en az 15 m euro) göre de fena olmayan bir paraya gidiyor. İşe salt maddiyat/fayda formülü açısından bakarsak çok da fena durmuyor Marcelo’nun gidişi. Geldi işini yaptı, başarı kazandırdı ve üstüne para koyarak gitti. Ama tabi madalyonun bir yüzü sadece bu. Diğer tarafta ise adamlık var, liderlik var,arkadaşlık var,aile var, ruh var , azim var. Bunlar da gitti dev Brezilyalı ile beraber. Öyle başkaları gibi, gideceğim de gideceğim demedi, idmandan kaçmadı, surattan düşen bin parça moduna bağlamadı. Erkek gibi (cinsiyet değil tabir) adam gibi geldi son dakikaya kadar ailenin bir parçası oldu. Büyüksün MARCELO ANTONIO GUEDES FILHO. Her şey için teşekkürler. Yolun açık olsun. 2 sene sonra tekrar görüşmek üzere inşallah.

Gelelim işin Pollyanna tarafına. Diyorum ki herhalde bu işin yönetiminde olan Beşiktaşlı dostlarımız alternatif planlarını hemen devreye sokacaklardır. Yani bu taraftarı sosyal medya duyumcularının , spor gazetesi uydurucularının yazdıklarından beslenen kitle haline düşürmeyeceklerdir artık. Tak tak tak şeklinde; stoper , santrafor ve kanat işlerini çözüp yurt içindeki yeteneklere saldıracaklardır. Açık ara en iyi oyuncunu satıyor isen, işin yabancı tarafında bu Cuma akşamına kadar 3 yeni ismin takıma kazandırılması Cumartesi günü idmana çıkartılması uzak bir ihtimal olmamalı. Bu hareket yapılır ise ağzımı açık tek kelime etmem. Örnek olarak (isimler tamamen hayal ürünüdür) Gignac, Lens ve Kolarov geldi başladı dense kabulümdür evet bir risk alında ama bu takıma farklı bir yatırım yapıldı derim. Ama aksi bir durumda yani hala o mu gelecek bu mu gelecek işine girilir, Ağustos ortaları beklenir, efendim paralar düşsün kazıklanmayalım, Beşiktaş’ın paralarını koruyoruz filmi tekrar vizyona girer ise başkanın yönetim tarzı çok eleştiri alır ve irtifa kaybettirir.

Atlamadan ve de çok da dağıtmadan yurt içi gençler konusunda aklımdan geçeni yazayım.Bu umut veren gençleri almak şart. Öncelikle Orkan, Musa Çağıran ve Deniz Türüç (bu sefer isimler daha gerçekçi) transferlerini hemen bitirmemiz gerekmekte. Hem de bonservislerine para verilerek. FFP bize oyuncu alamazsın demiyor. Sadece Avrupa listene yazamazsın diyor. Bu saydığım çocuklar Şampiyonlar Ligi listesinde adlarını görmeyince herhalde bozulmazlar. Geldikleri takımları düşününce böyle bir hayali bir sene geç yaşasalar da olur diye düşünmekteyim. Bu 3 oyuncu çok önemli yatırım olacaktır Beşiktaş’a. Ligde katkı verip bir sene sonra tecrübelenmiş bir şekilde Atiba, Oğuzhan ve Q7 yerine oynabilirler tahminindeyim. Bu geçişi oyuncuları kaybettikten sonra değil şimdiden yapmakta fayda var. Burada yönetim yanlış yönlendirme yapmadan para harcayarak acil bir şekilde bu veya bu tip oyuncuları takıma kazandırmalı. Hazır elimizde imkan var iken feda senelerini yaşamadan kadro revizyonu yapmak gerekli.

Son olarak bir teşekkür de kendi tabiri ile Kartal İnler’e. Oyuncuların kadroya girememeleri büyüklüklerinden ve kalitelerinden bir şey götürmez. Hele bir de böyle adam oğlu adamsa hiçbir şey olmaz. Yaptığı veda açıklamasını okuyup da boğazı düğümlenmeyen yoktur herhalde. Onun da yolu açık olsun. Belki Marcelo’dan farklı olarak bir daha oyuncu kadrosunda değil ama yönetim ayağında tekrar görüşeceğimiz günler gelir gelecektir eminim.

Herkese saygılar

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Akhisar Bld.Spor 0 0 0 0 0 0
2 Antalyaspor 0 0 0 0 0 0
3 Atiker Konyaspor 0 0 0 0 0 0
4 Aytemiz Alanyaspor 0 0 0 0 0 0
5 Beşiktaş 0 0 0 0 0 0
6 Bursaspor 0 0 0 0 0 0
Reklam Engelleyici Kullanıyorsunuz!
Sitemizden yararlanabilmek için reklam engelleyicileri kapatmanız gerekmektedir. Lütfen kapatttık sonra sayfayı tekrar yenileyiniz. (CTRL + F5)