Ali Sami

Gençler pek hatırlamayabilir ama 80’lerde 90’larda çok zor deplasmanlar vardı Türkiye Liglerinde Kayseri gibi Malatya gibi Adana gibi.. Çok iyi takım oldukları için falan değil çok iyi tekme atıp rakibi sindirdikleri için zor deplasmandı onlar.

Bülent Bilirgen

Tekme,tükürük,küfür kıyamet giderdi ev sahibi faktörleri. Aynı dünkü Bursaspor gibi. Eski defans oyuncuları Adnan’nın önderliğinde sahaya topla , tüfekle , taşla , sopayla savunma yapmaya çıkmışlardı. Rakibi sertlikle sindirerek maçı bağlamak ilk amaçları idi. Arkalarına da olabildiğince goy goy yapan , hakemi etki altına alan taraftarını alarak hedefe ulaşmaya çalıştılar. Ama Türkiye Liglerinde şampiyon olmuş bir takıma yakışmayan bu oyun düzeni işe yaramadı ve şimdi ciddi ciddi küme düşme tehlikeleri var. Rize’nin 3 de 9 yapacağını düşünürsek yandım gülüm keten helva demek düşüyor bizlere..

Evet bu psikolojide başlayan maçın kırılma anı Bilal’in maçın başında görmediği kırmızı karttı. Ben öyle bir girişin bırakın futbolcu arkadaşına düşmana yapılabileceğini düşünmüyorum. Bilal arkadaşın, Bursaspor taraftarının kendisine takındığı olumsuz tavrın intikamını Beşiktaşlı ayağı kırarak almaya çalıştığını ve bir şekilde o tarafla barış yapma ayağında olduğunu tahmin ediyorum. Ne diyelim Bilal işte.

Tabi bu tarz bir oyunla karşılaşan şampiyonluk favorisi ama çok stresli Beşiktaş oyuncularının çoğu maçtan korkmaya başladılar. İlk dakikalarda, yere sağlam basan bir tek Oğuzhan ile Q7 var diyordum ki Portekizli yer dışında da heryere basmaya başladı. Önce topa vuruşun devamında bileşik hareket ile sırta , sonra bileğe önce başarısız sonra başarılı ve en sonunda da alkışla hakemin bam teline. Bu pozisyonlardan 3,5 kırmızı çıkardı Quaresma’ya. Tabi sahada öyle bir sistem hakemi vardı ki maçı berabere bitirmek için programlanmış, "Beşiktaş’ı ben yakmış olmayayım ama çelme de takayım" isteyen. Televizyonlarda dakikalarca gösterilen Beşiktaş’ın lehine yapılan hataların aksine çok daha fazlasını ve desteğini Bursaspora yapmıştır tartışmasız. Ama dün gece Beşiktaş’ın karşısında sadece Bursaspor değil, Ankaragücü, Fenerbahçe, Galatasaray,Başakşekir gibi takımların olduğu düşünülürse Bülent Yıldırım üstüne düşenin, kendisine duyulan güvenin pek azını karşılayabilmiştir. Ama tabi bu işin çuvaldız tarafı. İğne tarafında ise, Q7’nin böylesine önemli bir maçta bu yaptıkları kesinlikle kabul edilemez ve desteklenemez olduğunu söylemek gerekiyor. Eğer atılsa idi, yazılıp ,çizilenleri ona karşı yapılacak saldırıları düşünmek istemiyorum. Evet bu kadar sert başlamış rakibe biraz diş göstermek biraz karakter koymak en doğal hakkı ama yaptıkları karşısında rahmetli Turgay Şeren’nin Ali Sami Alkış’a söyledikleri insanın aklına gelmiyor da değil.

Teknik olarak incelediğimizde ise, ilk yarı mindere yatmış güreşçi misali oynayan Bursporu zaman zaman ayaktayken yakalayan Beşiktaş kaptığı toplarla ani ataklarla pozisyon üretti. Atiba’nın ağır Tolgay’ın etkisiz oyunu ön taraftaki 4 lüyü çok bozdu bu yarıda. İkinci yarı ise bambaşka bir film vardı. Şenol hocanın 4-4-2’ye döndüğüne falan inanmıyorum. Quaresma gibi bir oyuncunuz varken bu sistemi oynayamazsın. Hele de göbeğinde Tolgay ve Oğuzhan varken. 4-4-2 çok çok ayrı bir formattır ve her isteyen oynayamaz. Orjinali için bakın Benfica takımına. Beşiktaş bu sene zaten orta sahadaki üçlüsünün hucuma yakın olanını kendi ataklarında ikinci santrafor gibi kullanıyor Talisca yüzünden. Ama aynı oyuncu savunmada orta saha da rakibi ilk karşılayan oyuncu görevini de görmekte. Cenk girdikten sonra da bu rol değişmedi. Kenar forvet oyuncuları (Babel & Q7) üçlünün açıkları rollerine devam ederken ; arka orta saha oyuncuları Tolgay ve Oğuzhan önlerinde ise Cenk’e döndü sistem. Ama değişen bir şey vardı o da ÇABUKLUK. Cenk tek paslarla oyunu hızlandırıken Tolgay dikine dalışlarla rakip göbeği eritti. Babel ve Abubakar da tempo artışı yapınca da rakip defans dengesi bozuldu. Bu arada Abubakar demişken ben böyle bir pas şiddeti ve estetiğini en son Platini de görmüştüm. Nefis bir gol attırdı Cenk’e. Ayrıca çok da faydalı oldu Kamerunlu..Atiba’nın ayaklarına taş bağlayarak çıktığı son iki haftadır Oğuzhan tam bir lider gibi oynuyor. Müthiş bir ivme yakaladı ki Tolgayı da (dünün ilk yarısı hariç) tuttu kolundan yukarı çıkartıyor. Tosic’den bahsetmez isek eğer negatif tarafta beklerin öne doğru olan performanslarına değinebiliriz. Bu önemli maçları biraz daha fazla forse etmek ve çabuk bitirmek için beklerden hücum desteği şart. Anlıyorum çıkıp arkada açık vermek istenmiyor ama gol atmak ön şart şampiyonluk için. Hadi Fenerbahçe maçında Lens ve Sow tehtidi var dı anladık da bu maçta Adriano ve Gökhan’nın ön tarafa daha etkili bindirmesi gerekiyordu. Tabi beklere bu suçlamaları yaparken önlerindeki açıkların da çok statik oyunlarını es geçmeyelim. Q7 sadece hücumda çizgiyi beklerken Babel de çoğu zaman Adriano'nun kucağına kadar geriliyor. Bu ön ikilinin de önümüzdeki sezondan itibaren performanslarının tartışılacağını, hücum savunma dengesini geliştirmedikleri zamanda muhtemel kadroya katılacaklar ile koltuklarının tehlikede olabileceğini düşünüyorum. Neyse bu tip eleştirileri şampiyonluk sonrası yazılara bırakalım.

Evet kaldı 3 maç.. Nisan da bitecek iş Haziran’a kalıcak gibi. Neyse geç olsun da güç olmasın.

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27