Bülent Bilirgen Hayal

Bülent Bilirgen

Özelikle maçın başındaki 30 dakikayı görünce gözlerim doldu. Takımın, hangi seviyeden hangi seviyeye geldiğini düşünmeden edemedim. Bursaspor‘a atılan stadın açılış golü, yine aynı takıma deplasmanda Ozi’nin son dakika golü ya da Galatasaray deplasmanındaki Gomez‘in halı saha golü gelince adamın aklına bunlardan biri rüya rüya olmalı diyor insan ister istemez. Üstüne yine bir orta (pas) kafa golü gelince eyvah dedim tiki takaya elveda. Neyse ki sönmeye yüz tutmuş ateşin dibinde gördüğümüz hafif kırmızı parıltı Ozi Larin ortaklığında atılan golde ortaya çıktı. Benim anlayışımdaki futbol bu. Başkaları uzun top sever, ya da devamlı çalım atan oyuncu sever ya da savunma yapıp baskın atak sever ama bence futbol pasla oynanır. Pası da fizik gücü tamam, ağır baskıya rağmen teknik seviyesinden ödün vermeyen, çabuk düşünüp uygulayan, özelikle hücumda pası verdikten sonra çok koşup yer değiştiren , dinamik takımlar yapar. Bakınız 2015-16 Beşiktaş Profesyonel Futbol A takımı. Evet , belki Beşiktaş hala pas sayısında rakiplerinin önünde rakamlara ulaşıyor, belki topu kendinde daha fazla tutuyor ama neyleyim Gökhan‘dan – Tolgay’a ondan Pepe’ye ondan Vida’ya oradan Medel’e ordan tekrar Pepe’ye gelen paslaşmayı. Bunların sonu çoğunlukla Q7’nin orta yapması ya da Babel’in içeri çekip vurması ile bitiyor zaten. Benim hayal ettiğim oyunda ise; yukarda Gökhan’dan başlayan atağın ona yaklaşan Medel , Ozi ve Q7 dörtgeninde pişirilip aut çizgisine sarkan yine Gökhan’nın (ya da sol tarafın) yapacağı icraat (Şut & orta& pas) ile bitmesi. Ya da Ozi’nin aynı goldeki gibi göbekten ikiye birlerle rakibin göğsüne hançeri batırılması. Yapıyor mu Beşiktaş bunları? Koskoca bir hayır. Hemen yapabilir mi ? Bence bu da hayır. Çünkü o futbol belli bir zamanın, alışkanlığın yani kültürün sonucu ortaya çıkıyor. Bizim takım Talisca tipi ikinci forvet orta saha oyuncusu anlayışından sonra bu konuda çok ivme kaybetti, tekrar eski haline gelmesi zaman alacak. Peki ölelim mi? Bence ölmeyelim de, madem ayakları iyi (dikine oynamasa da) yan man pas yapan bir orta sahamız var.

Ayrıca bir tane daha hücuma dönük orta saha alınacağını da düşünürsek bari bunların önüne arkaya sarkan bir forvet ile oynayalım. Şu anda değil santraforların kanatlarının bile aklına gelmiyor direkt kaleye sarkmak.(Lens hariç o da uykudan yeni yeni uyanıyor). İşte burada bence çok büyük bir teknik hata yapılıyor kulüpte. İster beğenelim, ister beğenmeyelim bu kadroda son belirttiğim atak tipine uygun sadece bir merkez forvet var. O da gönderilmeye çalışılan Love. Ben demiyorum ki Love müthiş ama kadroda gönderilecek forvetler arasında sonuncu sırada olması gerekiyor. Onur, Pektemek, Larin ve Negredo hemen hemen aynı tip forvetler. Aralarındaki tek farklı olan bence Love. En azından ilk 15-20 metresi daha çabuk diğerlerinden. Ha iş yapar mı bu bitik görüntüsü ile ben de çok ümitli değilim açıkçası. O yüzden kazma da olsa, gol vuruş becerisi çok yüksek olmasa da fuleli bir merkez forvet daha bulması gerekiyordu Beşiktaş’ın. Olmadı mı kötü mötü tutmak lazım Love’u...Tabii bunlar bizim hayalimizdeki futbol için ama Şenol hoca orta kafa işimi görür diyorsa bu kadro ona hayli hayli yeter.

Son olarak dünkü maç; rakip kalibremizde olmadığı için 3-0 lık sonuç kesinlikle ölçü kabul edilip olumlu yorumlanamaz. Tam Larin acaba bu kadar koştu bu kadar top öldürdü, şişirilenleri indirdi oyuna soktu, ikiye bir de gol attırdı acaba mı diye düşünecek gibi oluyorum ama rakip tekrar aklıma geliyor, 'yok bekleyelim' diyorum. Sadece tek tespit, kalecilik özelliklerinden bağımsız olarak Utku’nun ayaklarındaki kuvvet ve teknik bana umut verdi.

Yazıyı bitirmeden, bir saygı göstergesi olarak Şenol hocayı son maçtaki vurdum duymaz tavırları yüzünden yanında oturttuğunu düşündüğüm Negredo ve Babel için çok ama çok tebrik ederim.

BÜLENT BİLİRGEN / HABER1903