Murphy Kanunları

Amerikalı mühendis Edward Murphy, yıllar önce füzelerin montajı üzerine çalışırken yapılan hatalı montajların peşpeşe gelme ihtimalinin gerçekleştiğini görmüş; sonunda kendi adını taşıyan Murhy kanunları çıkmış ortaya.

Zafer Algöz

“Bir işi yaparken bazı hataların üst üste gelme ihtimali varsa, o hatalar birbirini tetikler ve olmayacak dediğiniz her şey olur” demiş. Oynadığımız Başakşehir maçı da tam bu anlamda çok doğru bir örnek. Bazen başarmak için işinizi yapmanın yanında şans faktörü de yanında olmalı insanın. Şampiyonlar Ligi’nde Benfica ile yaptığımız 3-3'lük maçı hatırlattı bana. 18 dakikada bir dolu hatalarla 3-0 geriye düştük. İlk golde defansımızın sigortası Marcelo'nun bir anlık hatasıyla gol yedik. 2. golde Visca'nın ofsaytını bizler TV’den anında gördük ama hakemler göremedi nedense. 3. gol ise Fabri'nin direk dibine bir adım uzak kalışıyla geldi.

İlk yarı bitmeden 1 gol bulsaydık maçın rengi değişirdi. Şans faktörü onlardan yanaydı. Quaresma’nın şutu kaleci Volkan’ın omzuna çarpıp içeri girmedi, tam tersine dışarı çıktı. Ozi'nin şutu direkten döndü, Talisca’nın önüne geldi. Volkan sağa atladı, top gitti ayağına çarpıp dışarı çıktı, olacak şey değil. Dedik ya, Murphy kanunları devreye girmişti artık. Takımı 4 yıldır taşıyan Atiba'yı sakatladılar oyundan çıktı. Sakatlayana bırakın kart göstermeyi bir nasihati bile unuttu Cüneyt Hoca. Oysa hafta sonu oynayacağımız Fenerbahçe maçında olası bir Tosic-RVP rövanşını engellemek konusunda çok cömertti, hemen sarıyı ilk fırsatta yapıştırdı ve Tosic’i derbi maçı öncesi tribünde izlemeye mahkum etti.

3-0 geriye düştükten sonra maçı çevirmek elbette zor iş. Burada Şenol Hocanın devreye girmesi gerekiyordu ama yapılan yanlışlara ve aksiliklere Murphy kanunlarında olduğu gibi onun da katkısı oldu. Atiba’nın çıkmasıyla onun boşluğunu dolduracak adamlar kulübedeyken yani Necip hazırken,tercihini Tolgay’dan yana kullandı. Bence takımda en iyi Tolgay oynadı ama orta sahada direncimiz kalmadı. Tolgay gecen hafta süper top oynadı. Bu maçta Ozi'nin yerine onunla başlamalıydık. Aboubakar kesinlikle ilk 11'de olmalıydı. Cenk’le beraber klasik 4-4-2 ile başlasaydık rakip bu kadar rahat üstümüze gelemezdi. 3 gün önce Fenerbahçe’yle kupa maçı oynayan sanki bizmişiz gibi tuhaf bir dağınıklık ve yorgunluk içindeydik. Maçın başından itibaren amansız bir presle onları geriye yaslamalıydık ama peşpeşe 3 gol yedik ve konsantrasyonumuz bozuldu.

Ligin bitmesine sayılı haftalar kalmışken “takımdan şu gitsin, bu kalsın” demek takıma zarar verir. Zaten rakiplerimizin istediği de bu. Asla bu tuzaklara düşmeden takıma sonuna kadar destek vermeliyiz. Ligin en iyi top oynayan 2 takımı karşılaştı ve 3-1 kaybettik. Tek kazancımız Demba Ba'nın dönüşü oldu. Klasını yakışır gol attı ve gelecek haftalarda “beni de unutmayın” mesajı verdi.

Şimdi haftaya Fenerbahçe ile oynayacağız. Bu maça hazırlanırken kupada bize kurdukları tezgaha tekrar düşmeyelim. GS ile yaptıkları son maçı unutmayalım. Hep geride bekleyip son dakikada buldukları şans golüyle kazandıklarını gördük. Bize yakışanı yapalım. Beşiktaş gibi oynadığımız ritmi tekrar yakalayıp onları kesinlikle yenmeliyiz, yeneceğiz.
Stadımız yokken başta Başakşehir olmak üzere, Osmanlıspor ve Konyaspor bize evlerini açtılar. Elbette bu dostluğu unutmadık. Ama maç bitiminde Beşiktaş taraftarı takımı bağrına basarken Başakşehirlilerin "İ...Beşiktaş olamazsın şampiyon" diye bir taraflarını yırtarcasına yaptıkları şamatayı da unutmayalım. Bu maçı unutup işimize bakacağız. Kem gözlere inat bu takım bu sene şampiyon olacak. Ama seve seve ama öpe öpe. SİYAAAAHHH!

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 8 7 1 0 14 22
2 Göztepe 8 5 1 2 5 16
3 Teleset Mob. Akhisarspor 8 5 1 2 4 16
4 Medipol Başakşehir 8 5 1 2 2 16
5 Fenerbahçe 8 4 2 2 5 14
6 Beşiktaş 8 4 2 2 4 14