Başlangıç

Son paragrafı başa alarak başlayalım bu sefer de. Bu günler bir başlangıç olmalı.

Bülent Bilirgen

Aslında bu işi 2004 yılında yapmalıydı Beşiktaş. Hani o meşhur 101. senede. Ama o dönemin futbol dünyası şartları buna izin vermedi. Gerek dış, gerekse iç mihraklar bu yükselişi engelledi. Artık ders almıştır camia diye umuyorum. Çünkü gelinen yer herhangi bir son değil daha işin başı. Bundan sonrası biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için daha zor. Çünkü ‘’sürdürülebilir ‘’ diye bir kelimemiz var ki aramız hiç iyi değildir onunla. Beğenmediğimiz icraatları olsa da Beşiktaş son 5 yıldır kendi özüne paralel yönetiliyor. Sahte gösterişlerden uzak, adımlarını kontrollü atan ve ayağını yorganına göre uzatan bir anlayış var. Seçtiği sporcuların ahlakı düzgün sahada ve dışarıda temsil özelikleri kuvvetli. Bütün bunların üzerine doğru bir teknik heyette eklenince belli bir başarının gelmesi kaçınılmazdı. "Belli" diyorum çünkü daha yapılacak çok iş var. Bir kere, hiç mütevazi olmadan bu ülkedeki her kupaya yıllarca ambargo koymak gerekli. 23 Nisan’da İspanya’nın meşhur El Clasico'sundan hemen önce veteranlar tadında maç seyrettiren ezeli rakiplerinin kafasını hiç kaldırmamalı. Sonrasında ise Avrupa’da bu sene atılan tohumların toplanması ve kendisini o seviyeye kabul ettirmesi gerekiyor. Tüm bunlar yapılırken çok doğru kadro mühendisliği yapılmalı ki hem satarken gelir hem de alırken doğru oyuncu bulunmalı. Mitrovic örneği biraz keyifleri kaçırmıyor ve erken uyarı vermiyor değil. Aman bu kulubü yönetenler lütfen dikkat. Seviye arttıkça yol arkadaşlarınızı da değiştirmeniz gerekecektir, bunun ayıbı yoktur. Herkes Beşiktaşlı, herkes bir yere kadar görevini yapacak ve sonra bayrağı daha iyisine devredecek. Gerek yönetimsel gerek teknik anlamda yönetici kadrosunu da geliştirmek çok önemli.

Hızlıca geçelim saha içine. Lyon maçının yorgunluğu bir yana karşı takımın yapı itibari ile en tehlikeli takımlardan biri olması beni endişelendiriyordu maç öncesi. Dünyanın her liginde küme düşmesi büyük ihtimal olan son sıradaki takımlar bu haftalarda stresliler için tehlikelidir. Unutmayalım ki hepsi sezon başında o lig için kurulmuş ve o kalitedeki oyunculardan oluşmuştur. İşte ligin bu haftaları bu oyuncuların kendilerini ispat etme, özellikle bir sonraki seneye yatırım/reklam maçlarıdır. Buna karşılık yorucu ve yıpratıcı bir hafta geçiren Siyah Beyazlılar için ise konsantrasyon en zor aşama idi. Maçın başlaması ile bu konuda zorluk yaşanacağı sinyalleri hemen geldi zaten. Öyle bir ön taraf vardı ki sahada sanki çıkın kafanıza gore takılın denmişti. Babel, Talisca ve Abu pozisyon paylaşımında karışık pizza gibiydiler. Oğuzhan da, kötü geçen Lyon iç saha performansının ardından bu maça da çok tutuk başladı ve performansını ancak vasata çıkartabildi maç sonunda. Tıpa tıp aynı durumda olan Atiba ise o şansı bile bulamadan yedi kementi devre arasında. Bence kötülerden Babel’in durumu bu iki oyuncudan daha farklı. Lyon maçının en dinamiklerinden biri olan Hollandalı’nın enerjisinde azalma yoktu fakat yarattığı etki yok denecek kadar azdı. Atınç özelinde de çok olumlu sözler yok bende dün için. Tamam özellikle ikinci yarı çok hava topu aldı , ilk yarı kritik bir kaç top kesti ama güven veren bir görüntüsü olmadı yine. Özellikle yenen ilk golde hatalardan birinin de ona ait olduğunu düşünüyorum. Bu tip ayakları kötü ve aynı zamanda ağır stoperlerin çizgilere açılıp oyun kurmaya çalışması rakip gole davetiye çıkartmak gibi oluyor. Belki topu o kaybetmedi ama yanlış pas başlangıcı ile kaybedene zorluk çıkardı. Marcelo ile otoban misali açılan aralarına yapılan koşuya da yetişemedi sonrasında. Fabri için de çok parlak bir gece geçmedi. Özellikle ikinci golü çıkarmalı idi.

Geçelim olumlu tarafa. Öncelikle benim gibi erken konuşanları fena morartıyor Talisca. Gün geçtikçe yol almakta ve üstüne koymakta. Adana ve Lyon maçlarında öyle santrafor golleri attı ki şapka çıkartılır. Güçlendikçe koşu atma sayısı ve hızı artıyor. Hala hangi mevkinin oyuncusu olduğu anlaşılamasa da müthiş katkı yapıyor. Bu gidişle seneye yok gibi. Geçen Perşembe vücut yapısına, oyun tipine ihanet eden bir yumuşaklıkta penaltı atan Tosic müthiş bir gol attı bu sefer. Evet yetenekler sınırlı ve büyük takım futbolcusu olduğu tartışılır fakat kadroda tutulup doğru zamanlarda katkı verecek bir oyuncu olduğunu gösterdi dün gece. Gerek sol bekte gerekse stoperde idare etti. Marcelo yine arka tarafın patronu, Q7 ise takıma ikinci yarı hareket getireni oldu. Fakaat tüm bunların dışında bence hakkını tam teslim edemediğimiz bir oyuncu performansı izliyoruz son 1 aydır. 90’lı yılların müthiş sağ beki takoz Recep’in ardından o kanayan bölgeye bir tek Hilbert merhem olmuştu o da kısmen. Ha Dobrowski’yi de unutmayalım. Ama bunlar iyileştirmedi hastalığı. Fakat Gökhan Gönül hakikaten farklı. Tabii sağ bek öyle bir mevkii ki iyisi olmadığı zaman değeri anlaşılıyor. Hatırlarım Recep varken yüzüne bakmazdık hatta orta yapamıyor diye homurdanırdık. (o da yapamazdı hakikaten)…Ama o Recep her maç bindirmeleri ile rakip sol kanadı perişan ederken gelip Gökhan’ın Ulvi’nin ters kademelerine girerdi aynı hızla. Aynılarını şu anda Gökhan Gönül’de görüyorum. Üstelik bu iyi orta yapan cinsten. Ama taraftar tepkisi farklı değil. ‘’İyi oynuyor, fena değil, sonunda sağ bektir işte’’ tadında bir durum var ki bence haksızlık. Dün de özellikle önü açık oynadığı ilk yarı çok başarılı idi. İnşallah daha iki sene bu temposunu bozmaz ve giderken de veliahtını bulmuş oluruz.

Evet sona yaklaşılıyor ama daha bitmedi. Takım bir iki gün mental dinlenme fırsatı bulacak. Sonrasında tekrar yüksek konsantrasyon ve yoğun tempo. İlk hedef Pazar günkü Başakşehir maçı ki onlar da saygı duyulacak bir performansla buradalar ve hiç de kolay olmayabilir. Özellikle Adebayor takımın hücum kalitesini arttırmış durumda. Visca ve Cengiz de sorun çıkartabilecek kanat oyuncuları hepimizin bildiği gibi. Ama aslolan tehtidleri Beşiktaş’a karşı oynadıkları öne doğru baskı ve boş alan bırakmamaya dönük oyun stilleri. Ama bunun yanında iki kaleci, iki stoper(Epureanu sarı kart cezalısı) ve de Emre’nin olmayacağı bir Başakşehir (aslında Mahmut da ceza almalı) ön tarafa olan konsantrasyonunu nasıl yukarı taşır o da ayrı ve Beşiktaşın avantajı. Tabii bu yazdığım eksikler olmayabilir, gerekli cezalar verilmeyebilir ki bu tip bir adaletsiz uygulama maça olan baskıyı arttırır. Olmaz olmaz demeyin bekleyip görelim.

Bülent Bilirgen / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27