Final gibi...

Sanki UEFA final maçını izledik dedim kendi kendime. İki takımda maça kazanmak için çıkmıştı ve herkes top oynamaya çalıştı. Kimse maçı çirkinleştirmedi.

Zafer Algöz

Maç esnasında hiç gerginlik olmadı. Maçı izlerken belki hakemin vermesini beklediğimiz fauller çalınmadı diye homurdandığımız anlar da oldu. Ama hakkını teslim edelim çok güzel maç yönetti. Tosic'e gösterdiği sarı kart gereksizdi ama, Sonrasında ikinci sarıdan atabileceği bir pozisyonda tabiri caizse kıyak yaptı ve oyunu lehimize oynattı. Kaçırdığımız saç baş yolduğumuz gol pozisyonlarımız oldu elbette. Ama ya Lyon'un kaçırdıklarına ve Fabri'nin çıkardıklarına ne demeli? Eksiklerimızi çok aradık. Marcelo'nun defansta ne kadar önemli ve vazgeçilmez bir oyuncu olduğunu maçın tamamında hissettik. Tosic ve Mitrovic çok uyumsuz ve hatalar yaparak oynadılar. Onlar çok tedirgindi. Biz onlardan daha fazla tedirgindik. Adriano ve Ricardo çıkıncaya kadar topu fırsat bulunca ileri taşıyorduk. Ama sakatlanıp çıktılar. Yerlerine gelenler de elbette varını yoğunu ortaya koydu çocuklara haksızlık etmeyelim. Eğer tam kadro çıksaydık Lyon maçı penaltılara bile kalmazdı inanın. Marcelo, Caner, Aboubakar olsaydı şartlar değişirdi ve şimdi yarı finali konuşurduk.

Takım yedekleri kenarda tüm maç boyunca ısındılar. Kenardan gelip maçı çevirebilecek kim var diye baktım. Sadece Tolgay gözüme çarptı. Defans çok tedirgin ve dan-dun oynayınca çıkan toplar hep rakibe gitti ve Dalga dalga üstümüze geldiler. Ozi ve Atiba defans yapmaktan ve boş adam kovalamaktan öldüler. Çok yoruldular. 5 yıldır takımın yükünü çeken kara panterim Atiba'yı ilk defa bu kadar kötü gördüm. Canı sağ olsun. Ozi koca maç sadece Ricardo'ya iki tane çok uzun şahane pas atabildi. Sonrasında giderek gardı düştü. Hoca belki onun yerine Tolgay'ı alır diyordum ama aksayan defansa ve orta sahaya can getirsin diye Necip girdi. O girdikten sonra biraz daha toparlandık. Cenk, 120 dakika tek golcü oynadı. İlk yarı uzaktan iki şut bulabildi. Vurduğu kafayı kalecileri müthiş çıkardı ama sonlara doğru onun da pili tükendi daha ne yapsın? G. Gönül yediğimiz golde adamı arkaya kaçırdı ama maçın genelinde çok iyi oynadı.

Eksik kadromuza ve takımızda vasat oynayan 4 oyuncumuza rağmen tur şansını penaltılara kadar taşımak bile çok çok büyük başarı. Hepsine helal olsun. Zaten takımda ki yorgunluk ve kadromuzdaki eksikler uzatmalarda maçı kitleyip son şansa bırakmayı getirdi düşünce olarak. Penaltılarda özellikle ilk 5 penaltıda oyuncular çok iyi usta işi penaltılar attılar. Onlar kaçırdığı anda aklıma Liverpool maçı geldi. "Allah'ım şans bize döndü galiba kazanıyoruz" dedim. Ama iki stoperimiz de çok kötü penaltı attılar. Kalecileri kurtarmadı. Biz kaçırdık. Penaltılardan birini keşke G. Gönül atsaydı dedik. Ama penaltı atmak istememiş olabilir. Oyuncu kendini o an hazır hissetmediyse yapacak bir şey yok. Saygı duymak lazım. Neticede Final gibi maçı kaybetmeden elendik. Evet üzüldük ama takımımızla evlatlarımızla ve muhteşem taraftarımızla gurur duyduk. Maç bitiminde iki takımı da ayakta alkışladık. Lyon takımı soyunma odasına giderken gecenin muhteşem korosuna alkışlarla kutladılar. Beşiktaş'ta gecenin yıldızı Talisca oldu. 3. golü yakın mesafeden atsaydı belkide UEFA'nın sitesinde kral tahtına oturacaktı. Onun da canı sağ olsun. Şahane top oynadı. Ters taraflara attığı uzun ve isabetli toplarla ve genç yaşına rağmen kendine olan güveni, mesafe tanımadan vurduğu sert şutlarla hem bizi mest etti. Hem de yanımızda oturan Lyon'lu yöneticileri ve gazetecileri kendine hayran bıraktı. Lyon takımında ise Valbuena 1.65 boyuyla, boyundan büyük işler yaptı. Bütün hücuma çıkışlarda parmağı vardı ve takımı hep ileri taşıdı. Bir ara Iniesta mı oynuyor dedim. Bizim takımda oynasaydı inanın eksiklerimize ve hatalarımıza rağmen iş penaltılara kalmazdı. Neticede Avrupa defterini utanarak değil. Gurur duyarak kapattık.

Maç bitiminde Lyonlular stadı terk ederken elimizi sıkıp tebrik ettiler. Şahane stat ve şahane taraftarınız var. İstanbul'da çok fantastik bir gece yaşadık dediler. Bazılarının boynunda Lyon kaşkolu olduğu halde. Tek bir taraftarımız bile kötü bir tavır göstermedi. Şampiyonlar Ligi'nde birbirinden zorlu takımlara kan kusturduk. Kelfantino'nun tetikçisi bizi D. Kiev maçında katletti ve elendik. Yolumuza UEFA'da devam ettik. Lyon'daki olaylarda kusurumuz olmadığı halde maçtan bir gün önce aba altından sopa gösterdiler. Ama ağzına kadar dolu statta onlara büyük taraftarın nasıl olduğunu da gösterdik. Bu şölene katkı veren. Ekran başında Beşiktaş'ıma dualarla destek veren. Can veren. Tüm Beşiktaş sevdalılarına da milyonlarca teşekkür etsek bile azdır. UEFA'nın erken gelen final maçını şanssız penaltılarla kaybettik. Ama önümüzdeki yıl Avrupa kupalarında nerelerde eksiklerimiz var çok iyi anladık ve gördük. Şimdi artık lige dönme zamanı. Önümüzde 7 maçımız var. Pazartesi akşamı Adanaspor'la oynayacağız. Bu maç artık mazimizde şanlı bir sayfa olarak kalacak. Bizim asıl hedefimiz lig şampiyonluğuydu. Adanaspor maçı önemli bir maç. Yine tribünleri dolduracağız. Beşiktaş aşkıyla bağıracağız. Alemin kralı geliyor diye. Tribünde çok güzel bir pankart vardı. Kazanınca aşkımız, kaybedince sadakatimiz artar. Şimdi artık aşkımızı şampiyon görmekten başka muradımız yok. Sizlerle her zaman gurur duyduk ve duyacağız. Bu sene de şampiyon olup, güneşli günlerin takımı olacağız.

SİYAAAAHHHH..

Zafer Algöz / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 12 8 2 2 13 26
2 Medipol Başakşehir 12 8 2 2 9 26
3 Beşiktaş 12 6 4 2 7 22
4 Kayserispor 12 6 4 2 5 22
5 Fenerbahçe 12 5 5 2 8 20
6 Demir Grup Sivasspor 12 6 1 5 -1 19