El insaf

Çok iyi maç oldu 61. dakikaya kadar. Sonrası Makaram Sarı Bağlar olsa da...

Bülent Bilirgen

Gençlerbirliği tempolu, her alanda basan, Beşiktaş’ın topa sahip olma süresini kısaltmaya çalışan bir strateji ile çıkmıştı sahaya. Doğru olan buydu kesinlikle. Geçen seneden beri Beşiktaş’ı yenen takımların oynadıklarına bakarsanız çoğunda kendini yırtarcasına koşan , basan takımlar görürsünüz. Ve o takımların bir hafta sonra oynadıkları maçların hemen hemen hepsinde dökülmeleri Beşiktaş’a karşı yapılan olağanüstü çabanın sağlamasıdır da aslında. Ankara ekibi de koşu kalitesini çok iyi tutu 35-40 dakika. Sonrası ise kaçınılmaz yorgunluk ve Siyah Beyazlıların direksiyona geçişi.

Hele ilk yarıda 40-51 arası var ki tam bir abluka. Hani ağır sıklet boks maçlarının başında favori olmayan hızlı başlar rakibini biraz sarsar da deviremez ya sonrası yer misin yemez misin olur hani. İşte öyle bir 11 dakika seyrettik ki Gençler de Allah'ı var yedi sonunda. Beşiktaş’ı yenmek istiyorsan savunma da böyle alan daraltarak, yüksek tempolu koşular atarak oynayacaksın tamam. Fakat gol bulmak için de çabalayacaksın. Eğer golü bulamaz isen gücün 55'de biter sonra maç bitsin diye dua edersin böyle. Hadsizce deplasmanda oynadığı bir maçta rakip Teknik direktörün alanına saldıran ateşli Ümit aslında haddini bilerek 5 li savunma ile başlamıştı maça. Golü yedikten sonra ikinci yarı normal düzenlerine geçip santrafor aldı oyuna ve Serdar Gürler’i normal mevkisine çekip 4-3-3'e döndü. O döndü de takımının geriye dönecek hali kalmamıştı. Aslında Ümit Özat ile ilgili yazılacak çok bir şey yok ama maçtan sonra yaptığı açıklamalar ile ilgili bir kaç şey söylemek lazım. Bir kere Şenol hoca yada başkası önemli değil rakip seyirci önünde rakip hocaya o hareketleri yapmak terbiye sınırını aşmaktır cahilliktir burası kesin. Sonra bu takımı 96-2000 arasındaki GS ile benzeştirmek ise art niyetliliktir. O takımın kendi içinde hangi tip oyuncu grubunu barındırdığı malum. Kendi yönetimleri bile şu anda adamları kovuyor kulüpten. Dışarıdan hangi destekleri aldığı günün politikacıları ile Teknik direktörünün nasıl bağlantılara sahip olduğu çok iyi biliniyor. Belki çok genç arkadaşlar hatırlamaz sahadaki yapılan goygoyun, çirkefliğin, tekmenin, küfürün haddi hesabı yoktu o zamanlar. Şimdi kalk sen Şenol hocanın bu pırlanta ekibini onlarla bir tut..El insaf Ümit Hoca. Kusura bakma ama sen de bir terslik var ama anlıyorum sen de haklısın düz olsan sağ ayakla sol bek oynamazdın.

Bırakalım boş şeyleri dönelim takım gibi takıma. Benim gözümde dün herkes bir yana Gökhan Gönül bir yanadır nokta net. Müthiş oynadı. Beklerin ters kademeye girdiğini çok gördüm de oyun akarken birinin gidip öbürünün yerinde müdahale yaptığı nadirdir onu da seyrettirdi bizlere..Ön tarafa bitmek bilmeyen enerji ile destek attı. Harikaydı. Tek kelime ile teşekkürler. Hem ona hem onu bize kazandıranlara hem de ellerinde tutamayanlara. Performans sıralamam da ikiye Oğuzhan’ı oturttum dün gece için. O da sahanın hakimi gibi oynadı. Rakip atağı kesti , atak başlattı, atak yönü değiştirdi ve en kritik anda atak bitirdi. Artık bizim futbolcularımızın da rekor transfer yapma vakti gelmiştir. Eğer Oğuzhan acele edip bu sene sonunda gitmez ve bir sene boyunca en az 20 maç bu patronluğu yapar ise dudak uçuklatacak paralara çok büyük markalara gideceğini tahmin ediyorum. Burada iş kendisi ve menajerine olduğu kadar yönetime de düşüyor. 10-15 i masada görüp elimizdeki değerleri ettiğinden daha alta vermemek gerekir. Beşiktaş’ın oyuncusunun artık Romalarda, Sevillalarda kendini kanıtlayacak durumu yoktur. O yüzden gelişimini burada tamamlamalıdır. Bence Oğuzhan'ın 2018-19 sezonu başında değeri 30-40 milyon Euro'dur ve gideceği takım top 8 den biridir. Dün için gönlümdeki bronz madalya Atiba‘nın ama onun madalyası hep pırlanta olduğundan dolayı 3’e Cenk’i koyuyorum. Çok güçlü ve çalışkandı. Ona da dün için koca bir bravo ..Demek ki güçlenmesi gerekiyor. Finlandiya maçında da çam yarmalarına karşı itiş kakışta iyiydi dün bunların üstüne icraatlar ekledi. Biraz daha güçlenmesi fizik temposunu yukarı çekmesi halinde çok daha iyi olacak. Lyon maçına kadar kuvvet çalışmalarına ağırlık vermesi, hatta bu Ctesi ni pas geçip kendini Fransa’ya hazırlaması gerekebilir. Trabzon’da Abubakar yetecektir.. Tabi bu belli başlı isimlerin dışında da takımın geneli belli bir dönem hariç iyi oynadı. Tempoyu 20 den itibaren yukarı doğru çektiler ve en orada uzun süre kaldılar. Oyuna başlangıç itibari ile çok olumlu konuşamasak da ilerleyen dakikalarda hareketli ve istekli idiler. Her ne kadar eleştrirsek eleştirelim, maç içinde tek de kesmediği toplarda kızarsak kızalım, kendine oynadığı zamanlarda yeter artık dersek diyelim ama kabul edelim ki Quaresma bu takımın maymuncuk anahtarı. Evet Babel bana göre çok iyi bir kanat forveti ,işini doğru yapıyor , savunma hücum dengesini çok doğru kuruyor , dün de çok şık bir gol attı ama gelgelelim durağan bir maçta dengeyi bozacak hareketleri Q7 ile kıyaslanmayacak durumda. Bu Babel’in eksikliğidir demiyorum ama Q7 nin fazlalığını gösterdiği kesin. Ricardo Quaresma’nın oyun anlamında artıları eksilerinden fazladır ama dışarıya yaydığı takım içindeki tavır ve davranış enerjisi onun olumsuz eleştirilmesine sebep oluyor. Bunu da çözdüğü anda son iki senesini çok keyifli geçirir. Marcelo bildiğimiz gibi atka tarafın patronu Tosic ise hatasıza yakın idi. Gerçi ilk yarıda kısa ve hareketli forveti oynayan Serdar karşısında zaman zaman dara düşse de ikinci yarı dişine göre Vedat Muriqi bulunca o da ayrı bir keyif aldı. Adriano ise ilk yarı yokları ikinci yarı ise çokları oynadı. Talisca için hala aynı noktadayım. Rakip tempolu iken bir faydası zararından çok değil. Ama 60 dan sonra dünkü gibi çok iş yapar. Bir de o sahada ise frikiklerde Allah rızası için başka biri gelmesin artık topun başına. Adamın yaptığı en iyi işi elinden almayalım. Son olarak kaleciler. Kurtarışı muhteşemdi Fabri’nin. Kırılma anlarının belki en önemlisi idi bu maç için. Geçmiş olsun inşallah önemli bir şeyi yoktur. İkinci ise Tolga’nın kurtarışı idi. Taraftar olmak bu günler için lazım. Hiçbir kimse istemez ama uzun süreli bir sakatlık durumunda bu takımın kalecisi ve kaptanı Tolga Zengin'dir. Kaleci özelliklerini beğenirsin beğenmezsin ama stada gidip negatif enerji vereceğin zaman bu zaman olmamalıdır. Tolga benim babamın oğlu değildir ve kalecilik özellikleri açısından çok da beğendiğim tarzı olduğunu söyleyemem. Ama dün Fabri oyundan çıkarken ona nasıl sarılıp öptüğünü gören biri olarak tek kötü kelime etmem de mümkün değildir. Bravo kaptan.

Özetle, çok çok iyi bir hazırlık maçı oldu Beşiktaş için. Önünde 3 tane 90 dakika var ki 1 dakika bile yan gelip yatamayacağı maçlar. Trabzon’da da Fransız maçlarında da tempo bu maçın ilk yarısı gibi olacak. Hem Şenol hoca hem de takım o dönemde nasıl oynadıklarını yada oynayamadıklarını iyi görmüşlerdir. Rakip baskı yaptığında çabuk oynamanın zorluklarını buna karşılık daha fazla hareketli olmaları gerektiğini tekrar test etmişlerdir. Orta saha 3'lüsünün çok koşmasını kanatların içeriye daha fazla devrilerek beklerin önlerini açmalarını aksi halde herkesin statik kaldığını, bu durumun da rakibe yaradığının muhasebesini herhalde yapmışlardır. Özellikle bu zorlu maçlar öncesi mental hazırlık aşamasına çok faydalı olacaktır Gençlerbirliği karşılaşması.

Herkese hayırlı haftalar...

 

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27