Üç Silahşörler

13 gün içinde yüksek tempolu 4 maç yaptık. Doğal olarak takım üzerinde müthiş bir yorgunluk vardı.

Zafer Algöz

Olympiakos maçında neredeyse 60 dakika eksik oyna. Ertesi gün hafif bir idman sonrasında Antalya’ya gidip ertesinde maç yapmak gerçekten kolay iş değil. O yüzden kimseye kızamıyorum. Antalya zorlu bir takım, kaliteli oyuncuları var. Üstelik "şampiyonluğa" oynuyorlar. Takım halinde 1 haftadır bu maçla yatıp kalkıyorlar. Bizi yenerlerse tarihlerinde ilk defa şampiyon olacaklar. Başkanları kesenin ağzını açmış. 3 puan için tarihi pirim. Tüm stada bedava bayrak dağıtımı, maç öncesi hakem üzerinde baskı yaratmak gibi her yolu düşünmüş. Daha ne olsun? Para varsa her şey yolunda gider sanıyor. Ama işte kazın ayağı öyle değil. Futbol sadece paranın gücü ve itibariyle vardır diye düşünüyorsa çok yanılır. Henüz yaşı genç sayılır. Zaman içinde elbet hayatın gerçeklerinin öyle olmadığını anlayacaktır. Maç sonunda verdiği ironik demeci de ayrı mevzu tabii. Daha önünde 9 maç varken bu maçın tansiyonunu yükseltmeyi marifet sandı. Amaç elbette şampiyonluk değil. Ligin şampiyonu olan takıma çelme takmak. Bir yerlere kendini şirin göstermek. Elbette her takım futbolun kuralları içinde oynamalı ve kimseye eyvallahı olmamalı. Ama bu şımarık tavırlar ve demeçlerle camialar arasında nifak sokmaya ne gerek var? Sen başkan olarak böyle davranırsan cahil taraftar da gider otobüsü taşlar. Hem tribünler dolsun diye bileti makul seviyede tut hem de ortamı ger.

Maçın hakemi Mete Kalkavan’ı tüm bu olan bitenden etkilenmiş gördüm. Antalya’nın sözde tatlı sert futboluna yumuşak ama bize gelince demir leblebiydi. ABUOBAKAR'ı 2. kırmızıdan atışı skandal bir karar. Oyuncuyu 2. sarıdan atıyorsan hiç tartışmasız bir karar olmalı. Tamam hadi ABOUBAKAR da o hamleyi korkutmak amacıyla bile olsa yapmasaydı diyelim. Adebayor yapınca üstelik kalecinin topuna dokunduğu halde bir şey yok. Bizim oyuncu yaparsa kes cezayı. Aman ne güzel adalet. Belki kırmızı gördü diye kulübümüz ceza verecektir. Ama onu kaybetmemek ve küstürmemek lazım. Adam kaybetmek kolay. Adam kazanmak zordur. Şampiyon olacağız ve bu olanlardan sonra ABOUBAKAR, her şeye rağmen golcümüzdür. Birileri mutlu olacak, Beşiktaş karışacak diye umut edenlere inat, ona da sahip çıkacağız.

İstediğimiz tempoyu yakalayamadık, evet doğrudur. “Avrupa’da takımlar üst üste maçlar yapıyor, ona ne diyeceksiniz?” diye sorabiliriz. Tamam da 2 günde 2 maç yapıyorsun ve hepsinde 10 kişi oynuyorsun.Hangi takım bu direnci gösterebilir? Avrupa’da 5 tane zor bulursunuz. Türkiye’de ise boşuna aramayın sadece 1 takım var. Ona da BEŞİKTAŞ diyorlar.

Ayaklar yorgun olunca 1 haftadır deli gibi bu maça hazırlanan rakibimizin karşısında kontrollü oynamaya çalıştık. Yine eksik kaldık ama çok iyi direnç gösterdik. QUARESMA kaleye vurmak yerine pas verseydi öne geçecektik. Belki başka bir senaryo çıkacaktı ortaya olmadı. QUARESMA'nın illaki gol atacağım stresinden kurtulması lazım. Onun işi attırmak. Biz kendisinden onu bekliyoruz. Takımı ayakta tutan 3 kahraman silahşör vardı. Sonuna kadar taş gibi oynadılar. FABRI, G.GÖNÜL, ATIBA... Asla yorulmadılar ve ayakta kaldılar. Özellikle FABRI, 2 topu muhteşem çıkardı ve takıma 1 puan hediye etti. Sağ olsun var olsun. En yakın takipçimiz kendi evinde kazanamadı. Biz deplasmandan altın değerinde puan aldık. Bardağın dolu tarafından bakmak lazım.

Maçtan sonra ŞENOL GÜNEŞ, çok güzel ve objektif konuştu. "Benim de hatalarım var" dedi. Evet var. Kendi gördüğüm kadarıyla ve de aklımın yettiği ölçüde söyleyeyim. MITROVIC, tam ritmini bulmuşken TOSIC'in yerine oynamalıydı. NECIP, ilk 11'de başlamalıydı. Yorgun QUARESMA, yedekte oturmalı, ihtiyaç halinde son 30'dan sonra düşünülmeliydi. GÖKHAN İNLER, bir şekilde oyuna dahil olmalıydı. Takımın uzaktan vuran tek adamı TALISCA erken çıktı ve hepsinden önemlisi kaptan sahadaydı ama sanki yoktu. OĞUZHAN, uzun bir süredir vasat oynuyor ve hoca ısrarla vazgeçmiyor. Bu maç da öyle oldu. Başlarken TOLGAY''ı tercih etseydi takımı daha çok öne taşırdı. Sonradan belki çıkaracaktı OZİ'yi ama erken gelen kırmızı tüm hesapları bozdu. Sonuçta tüm zor şartlara rağmen puan alıp eve dönmek gayet güzel bir sonuç. En fazla ne olur? Şampiyonluğu 1 hafta geç ilan edeceğiz hepsi bu.

Şimdi ilaç gibi bir ara geldi lig yarışına. Önce yorgun vücutlar dinlenecek. Sakatlarımız düzelecek. Tatil dönüşü önce ligi sonra da UEFA'yı sallayacağız. Gece PSG-LYON maçını izledim. Bizi orada yenemezler, abartıldığı gibi bir takım değil inanın. Kendi topumuzu oynayalım ve maçımıza da kıçı başı oynamayan bir hakem versinler yeter. Biz önce ana yemeği yiyelim. Sonrasında tatlıya bakarız. Enseyi karartmayın ve dik durun. Safları sıklaştırın. Kalan 9 haftalık periyot mutlu sonla bitecek. Yönetim, taraftar, futbolcu velhasıl tüm Beşiktaş ailesi, hakkımızı yine çatır çatır alacağız. Dağlara taşlara ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ” yazacağız. SİYAAAAHHHH...!

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Beşiktaş 25 16 7 2 27 55
2 Medipol Başakşehir 25 15 8 2 26 53
3 Galatasaray 25 14 4 7 18 46
4 Fenerbahçe 25 12 8 5 21 44
5 Trabzonspor 25 12 5 8 4 41
6 Antalyaspor 25 11 6 8 -1 39