Topu ısır yeter

Burası Beşiktaş. Hiçbir şey bulunamaz ise kendi kendini strese sokanların dünyası.

Bülent Bilirgen

Derbi kazanmışsınız ya, adaylardan en yakınına 4 en uzağa 12 fark atmışsın ya, Avrupa'da favori olduğun bir kura da çekmişsin ya, can havli ile oynayan Rize’ye beş dakikada Beşiktaş yapacaksın. Olmadı mı ver elini bağırma, çağırma, sarı kartlar ve bir dolu gereksiz panik. Halbuki çerçeveye geniş baksak bu maçın geçen sene oynanan erteleme Mersin maçından bir farkı yok. Hatta o daha zordu hatırlayın sonlara doğru Sosa frikikten çözmüştü işi. O takım da küme düşmeme uğraşında idi. Demek ki böyle 3 puanlar oluyor ve olacak da. Ne taraftarın ne futbolcunun panik yapıp olmayan rakip icat etmeye kalkışmasına gerek yok. Evet herkes hakemlerden şüpheli ve herkesin aklında 101. yıl gibi ha doğrandık ha doğranacağız korkusu var ve bu psikoloji futbolcunun ayağını taraftarın da boğazını düğümlüyor. Kabul Rize maçında ilk 30 dakikada ev sahibine 3 sarı kart çok mantıklı olmasa da camia bununla yaşamaya ve sakin kalmaya mecbur. Eğer tersi olur ise o zaman ayıkla pirincin taşını olur. İçimizdeki hırsı , siniri kaybedelim anlamı çıkmasın bu söylenenlerden. Zaten tek takım kaldı her şey bitti gibi bir izlenim yaratılıp takımı helva haline getirmeye çok müsait bir kamuoyu var. Bizim ülkemiz, böyle tek takımın alıp gittiği futbol kültürüne alışık değil önde gideni örnek alıp ona yetişmeye çalışmaya ise hiç hazır değil. Varsa yoksa çamur atmak o da yetmez ise bu günlerdeki gibi her şey bitti havası verip iyi gidenin de hızını kesmek tek dert. O yüzden camia heyecanını kaybetmemenin yanında içindeki enerjiyi sadece topa/sahaya gösterip başka hiç bir şeye kulak asmamalı.

Rize maçını sakin kafa ile bir daha seyrettiğimiz de göreceğiz ki siyah takımın kazanacağı çok açık. Diğerleri tamamen kurguyu savunma üstüne kurmuş; ya öndeki Kweuke insanından yada kenardaki 34 numaralı Edomwonyi uçurtmasından skor bulmayı amaçlamış durumdaydı. Ama Rizespor’un en büyük artısı kaybedecek bir şeyi olmayan bir takımın ortaya koyduğu sertlikti. Oysa karşı taraf; havalı, 4 gün sonra Avrupa vitrinine çıkacak ve bu maçı çantada keklik gören teknik çocuklardan oluşmuş idi. Ta ki maç başlayıp rakip tabanları ayaklarının hatta suratlarının önünde görünceye kadar. İşte ilk yarıda havada uçuşan kartları hakemin eyyamı ile birlikte olmayan konsantrasyonun paniği ile maça geri gelme çalışmasına da bağlamak lazım. Saha içine detaylı baktığımızda, bireysel performans olarak Gökhan Gönül ve Atiba dışında çok öne çıkan isim olmadı. Marcelo ve Adriano’yu da iyiler arasında sayabiliriz. Cenk’in çok kötü bir gününde olduğu ilk 20 dakikada belli olduğu için oyuna çok geç alındığını düşünmüş olmalı ki Abubakar da çok isteksiz göründü. Talisca ilk 30 dakika iyi kalan dakikalarda ise çok silik bir görüntü çizdi. Burada kısa ara verip küçük bir yorum ‘’ Eğer Beşiktaş Talisca’yı önümüzdeki sezon yada daha uzun soluklu takımında tutmak istiyor ise onun son 30 dakika oynayabileceği kadroyu yapmayı hedeflemeli. Yani eğer yarışmacı kimlik devam ettirilmek, Türkiye’de şampiyonluklara ambargo koymak ve Avrupa’da marka olmak hedefleniyor ise herkesin beklediği santrafor, stoper, kanat mevkilerinden önce (yanında) orta sahaya takviye yapılmalıdır. Çünkü Veli ve G.İnler’in yetersiz/belirsiz olması, Tolgay ve Ozi’nin orta vade de gitme olasılıkları yanında Atiba’nın ilerlemiş yaşının göz önüne alınacağı bir politika çizilmeli orta saha için. Her mevkii ye bulmaktan daha zordur inanın orta sahanın hem yükünü çekecek hem de böyle kaliteli oyuna katkı yapacak adam bulmak.. Sahaya döner isek tekrar, Mitrovic’in oynamasını Atınç’ın oturmasını bekleyenlerdendim. Ama sanırım hoca tekrar Tosic’e dönecek. Her ne kadar ilk yarıda çok önemli bir kademe yapsa da hava toplarında etkili olsa da son dakikalardaki o meşhur pozisyonun başında yaptığı pozisyon alma hatası ve ardından hızlanamayışı Atınç ile ilgili soru işaretlerini arttırıyor. Babel ve Oğuzhan için ise idare ettiler sözlerini kullanmak yeterli olacaktır sanırım.

Özetle takımın bu zorlu serüvenlere geçen seneki gibi hazır olması gerekliliğini hatırlatması açısından iyi oldu Cumartesi geceki karşılaşma. Mesaj çok net idi; sen ne kadar teknik olursan ol, ne kadar istim üzerinde olursan ol, ne kadar taraftarın arkanda olursa olsun topu ısırmaz ve çabuk oynamazsan üstün özelliklerini kullanman o kadar zor olur. Bu tempo yetmeyebilir. Önünde çok zorlu Kayseri ve Antalya maçları var. Kimsenin şampiyonluğun ilan ediliş tarihine kadar ki oyundan, çok pas çok süs beklediğini düşünmüyorum. Hırslı, azimli ve çabuk olmak işi çözecektir. Mart’ı kayıpsız geç Nisan başında turu at. Sonra da Avrupa Ligine odaklan olmalı kısa vade hedefi Beşiktaş’ın.

Cumartesi gecesi perforformanslarından en keyifsiz olanına değinelim son olarak. Benim gibi orta yaş ve daha üstü taraftarların gençlere göre daha müsamahasız olduğu Q7’nin oyundan çıkış tripleri çaktırmadan da olsa yavaş yavaş çoğu kişinin canını sıkıyor. Öyle ki Şenol hoca bile basın toplantısında oyuncusuna en direkt vuruşlar kullandı. Şunu kabul edelim bu sene geçtiğimiz dönemlere göre çok daha disiplinli ve takım için oynayan bir Quaresma seyrediyoruz. Özelikle Babel takıma katılana kadar önde taraftaki yaratıcılığın tek adresi idi. Ve bunu suistimal etmeden oynadı , işini yaptı. Sırf bu yüzden kredisi var ve yönetim de karşılığını vererek sözleşme uzattı kendisi ile. Ama her şey iyi giderken takımın daha büyük hedefler için sıçrama yapma zamanı gelmişken bu tip suni krizlere sebep olmamalı. Kenarda numarasını gördü mü koşarak gidip Tolgay’a sarılsa hocasının elini sıksa maçı yedek kulübesinde bitirse fena mı olur? Böyle bir yıldıza bu saatten sonra yakışacak olan budur. İnşallah onu da yapacak. Yapmalı ki gözlerimizin pasını bir kaç sene daha silebilsin.

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27