En zor maç

Önceki hafta Galatasaray derbisinden 3 puanla dönünce sanki lig bitmiş gibi tatlı bir rehavet havası oluştu. Oysa futbolda olmaması gereken en tehlikeli durum.

Zafer Algöz

Öyle ya tüm hafta şampiyonluktaki en önemli rakibe hazırlanmışsınız. Deplasmanda kazanmışsınız. Doğal olarak bir sonraki maça aynı yoğunlukta, aynı stresle ve aynı tempoda çıkamayabilirsiniz. Ama ciddiyeti elden bırakmamak lazım. “Rizespor bizim ayarımızda takım değil. 3 olur, 5 olur” diyen herkese “en zor maçımız, yarım sıfır bile olsa 3 puan alalım yeter” dedim.

ATINÇ'ın pozisyonuna penaltı verseydi bir şey diyemezdik. Aynı durumda Rizeli bir oyuncunun başına geldiğini düşünün. “Penaltımızı yediler” diye feryat edecektik öyle değil mi? Tek şansımız pozisyona hakem çok yakındı ve topun üstüne kademeye girdikten sonra düştüğünü gördü ve ATINÇ yerdeyken de topu kafasıyla dürtünce samimiyetine inandı ve vermedi penaltıyı. Son dakikada arka direğe gelen ortayı FABRI'nin üstüne değil de arka direğe çıkarsaydılar. Pozisyon vermediğimiz maçtan sürpriz bir beraberlikle çıkacaktık. Canımız sıkılacaktı.

Rizespor oyun alanını daraltarak ve kapanarak oynadı. Topun bizde olmasına izin verdiler.Çünkü topu kapmak için üstümüze gelseler fark yiyeceklerdi. Buna karşılık oyunu hep kanatlara taşıyarak alanı genişletmemiz gerekirken çok fazla istediklerimizi yapamadık. Golcümüz C.TOSUN'a kimse kızmasın, hep yalnız kaldı. Ona pozisyon hazırladık da gol mü kaçırdı? Koca maç hiç top gelmediği gibi kaleye de şut atmayı unuttuk. 1-2 etkisiz deneme ve 2.yarıda TALISCA'nın doksanı sıyıran kesme vuruşu dışında şutumuz bile olmadı.

Maçın hakemi aleyhimize çıkardığı sarı kartlarda haklıydı. Ama ADRIANO’nun ayağına bastılar, TALISCA'nın ceza sahası yay içinde dizine tekme attılar. Bu pozisyonlarda sarı kartları çıkaramadı. Ya da kasıt görmedi diyelim.

RICARDO'yu hepimiz seviyoruz. Ayağının dışı canımızın içi diyoruz. Çingene Kralımız diyoruz. Ama ŞENOL HOCA'nın da dediği gibi “Yazı yazmak iyi de silgiyi tüketmemek gerekiyor.” Özür dileyip sürekli aynı tip hataları ve kaprisleri bırakması gerek. Genç olsa “tecrübesiz, kendine hakim olamadı” diyeceğiz. Lider olması ve örnek olması gerek. Sarı kart sınırındayken hakemler hata bile yapsa alkışla protesto etmek ne demek? Hadi buyurun haftaya Kayserispor maçında yoksun. Üstelik SERGEN'in eli değdiğinden beri iyi top oynuyorlar. Sarı kart göreceksen G.GÖNÜL'ün yaptığı gibi olacak. Bir işe yarayacak yani.

Takımda penaltıcımız belli. Frikik atanımız da belli. Her fırsatta TALISCA’nın yanına gelip “ben atacağım” dedi. Dağlara taşlara vurdu. TALISCA da efendi çocuk. Abisinin yaşına ve kariyerine olan saygısından bıraktı vursun diye. Sonradan oyuna giren ABOUBAKAR da benim neyim eksik diyerek topu kullandı. O frikik de heba oldu. 70 dakika çok etkisizdi RICARDO. Golümüzden önce ADRIANO'ya verdiği nefis pas dışında varlık gösteremedi. Geriye yardıma hiç gelmedi. Tam oyuna ısınmaya ve nihayet oynamaya başlıyor dediğimiz anda oyundan alındı ve elinde kolunda bileğinde sarılı olan her şeyi yere atarak kulübede bile oturmadan duşa yıkanmaya gitti. RICARDO'nun evde maçı tekrar izleyip son defa hocadan özür dilemesi ve şampiyonluğa adım adım gittiğimiz ligin son dönemecinde takımın ahengini bozmaması lazım. Kariyerine ve yeteneklerine yakışmıyor. Biz ondan gol falan beklemiyoruz. Sağdan soldan gitsin gelsin ve ceza sahasına gol ortası yapsın. Canımızı alsın yeter. Başka ne isteriz ki. Maç içinde kanatlara gittiği zaman istediği uzun toplar gelmeyince oyuna küsüyor. Bazen de haklı olduğunu görüyorum. TALISCA, ADRIANO, G.İNLER, TOLGAY ve OĞUZHAN bu topları atacak oyuncular. Özellikle OĞUZHAN hiç uzun top atmıyor. “Acaba kasıtlı mı yapıyor?” diye bakıyorum. Uzun oynamak yerine yanlara, geriye oynuyor. Sonra da eliyle “Gördüm ama atamadım, kusura bakma” havalarında jestlerle durumu kurtarmaya çalışıyor. Çünkü gücü yok. Temposu yok. Sprinter bir orta saha oyuncusu değil. Orta sahada Rizeli oyuncular iki defa göbekten gittiler. Adamlara yetişecek hali yok. Sadece 1 metre arkalarından hafif tempoyla eşlik ediyor. Beşiktaş’a faydamız olacaksa eksik gedik ne varsa aklımın ve gördüğümün yettiğince söylemezsem halının altına tozu süpürmüş olurum. Kolunda kaptanlık bandı varsa bu gemiyi limana yanaştıracak işler yapması lazım. Dua etsin hoca ona olan inancını ve sabrını maksimum koruyor. Maçtan çok daha önce çıkması gerekirken neredeyse bitime 3-5 dakika kala oyundan aldı. Tam 4 yıldır yani 8 sezondur patlama yapmasını bekliyoruz. Neredeyse biz patlayacağız onda tık yok. “Büyük maçlarda var ama yok” diyorduk. Takımda varlığını göremiyoruz. Mücadele ederken faul yapacak kadar bile enerjisi yok. Orta sahada etkili bir oyun kurucunun yanında sadece duvar pası ve araya top bırakan ikinci esas çocuk rolü. Fazlası yok. Eğer kendisi bu kadarını yeterli görüyorsa zaten söylenecek söz yok.

Devre arasında herkes “forvet lazım, stoper lazım” derken ben ne yazdım hatırlıyor musunuz? “Bu takımın gerçek bir oyun kurucuya ihtiyacı var” demiştim. Fenerbahçe'nin beğenmeyip gönderdiği Diego Ribas bizde olsaydı mesela şu anda 3 yıldızlı formalar çoktan tükenmişti. “Aman be Zafer abi ligin bitimine 11 hafta var, şimdi bunlara ne gerek var?” diyebilirsiniz. Testi kırılmadan ben lafımı edeyim de yanılan ve özür dileyen ben olayım yeter ki şampiyon olalım. Bu takımda oyunu sağa sola uzun pas, kısa pas yönlendirecek, etkili frikik kullanan, uzaktan çok iyi topa vuran 10 numara pozisyonunda oynamayı hak eden tek bir oyuncu görüyorum. TALISCA. Müthiş bir oyuncu, yetenekli, süratli ve cesur. Onu kanatlarda oynatmak gereksiz bir fantezi. Maestroluk onun hakkı diye düşünüyorum. Peki geminin kaptanı olmayı kim hak ediyor? Onu da söyleyeyim. Tam 4 yıldır onun olması lazım diyorum kendi kendime. Onun için 4 defa adını yazacağım. ATIBA..ATIBA..ATIBA..ATIBA.. Bu adam Beşiktaşımın kaptanı olmayı çoktaaaannn hak ediyor.

Vasat oynadığımız bir maçtan sadece 3 puan aldık diye seviniyorum o kadar. Ligin boyu kısalıyor. Bu maç oynandı ve bitti. Her hafta sürprize yer bırakmadan aynı ciddiyetle ve bizi biz yapan öldürücü tempomuzla tekrar kaliteli ve rakibimize akciğer yetmezliği yaşatan ritmimizi yakalamamız lazım. ŞENOL hocamın ciddiyet konusunda takımı günlerdir uyarması boşuna değilmiş, yaşadık ve gördük. Bu sene şampiyon olmamız çok çok önemli. Bundan sonra her maç zor olacak. Bunun ciddiyetini hala kavrayamayan varsa değil yedek olmak ilk 16'ya bile giremez. Kimse Beşiktaş’tan büyük değildir. Hangi oyuncu olursa olsun. Herkes şunu aklına bir kez daha soksun. Beşiktaş’tan giden iflah olmaz, mutlu ve başarılı olamaz. Ama bu takımın formasını giyip kulübede bile oturmak bu muhteşem camianın bu büyük taraftarın sevgisine mazhar olmak her kula kolay kolay nasip olmaz.

Şimdi önümüzde Kayserispor maçımız var. Rize’den daha tehlikeli takım. Şimdi yarından itibaren gamlı baykuşlar ve manipülasyon cazgırları Beşiktaşıma sallamaya başlarlar. “Kayserispor tehlikeli takım aman haaa. Ya da SERGEN kıyak yapar yaaa” diyerek kimsenin kıyağına ihtiyacımız yok. Çünkü bu ligin en tehlikeli takımı biziz. Ciddiyetimiz ve inancımızla yine şampiyon olacağız. SİYAAAAAHH..!!!

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Beşiktaş 28 19 7 2 32 64
2 Medipol Başakşehir 28 16 9 3 29 57
3 Fenerbahçe 28 15 8 5 25 53
4 Galatasaray 28 15 4 9 17 49
5 Trabzonspor 29 14 6 9 7 48
6 Antalyaspor 28 12 7 9 -3 43