Yarım Sıfır

Bizim maçtan önce Başakşehir maçı berabere bitince alınacak galibiyet bize 5 puanlık bir bonus olacaktı.

Zafer Algöz

Maç, “3'mü olur, 5'mi olur?” diyenlere "Yarım sıfır olsun, bizim olsun" demiştim. Zor maç olacağını tahmin ettim ve yanılmadım. Son haftalarda önüne gelene içeride dışarıda kaybeden Gaziantepspor zorlu takım mıydı? Tabii ki hayır. Ama adamlara 4 pozisyon verdik. Maçın genelinde daha çok gole yakın oynadılar. Dünyada yenilmeyen takım yok. Herkes nasıl olsa bir şekilde yeniliyor. Ama dikkat edin küçümsedikleri takımların önünde yenilmezlik unvanını kaybediyorlar. Demek ki insanın doğasında havaya girmek var. Şampiyonlar Ligi’nde Napoli ve Benfica’ya kan kusturduk. Gurubun sonuncusunu 2 maçta da yenemedik. Son maçımızda türlü alçaklıklarla da olsa 6 gol yedik, dağıldık. Lige geldik Kasımpaşa’ya hiç gerek yokken kaybettik. Büyük takımların da aşırı yorgunluktan ve yoğun maç trafiğinden çöktüğü dönemler olur diyelim. Ama böylesine maç seçerek oynarsak faturası ağır olur. Burada teknik yönetimin suçu yok. Takımın genelinde bir umursamazlık ve bezginlik görünüyor. Fiziksel değil, zihinsel anlamda yorgunluk meselesi beni daha çok rahatsız etti. Şu anda ligin devre arasında güzel bir yerdeyiz, zirveyle aramızdaki mesafe iyice kısaldı. Tampon tampona geldik.

Ama oynanan oyun kimseyi memnun etmedi. Özellikle son haftalarda geçen yıl oynadığımız tempoyu mumla arar olduk. Kasımpaşa maçında ATINÇ orta sahada adamı kaçırdı. 50 metrelik takiple adama yetişemedı. (Üstelik oyuna sonradan girmişti ve diri olması gerekirdi) Gaziantepspor maçında RHODOLFO, rakipten 2 metre öndeyken depar yapıyor. Ama 2 metre fark yiyor. Neden biliyor musunuz? Şampiyon olduğumuz sene kulübede oturanlarda aynı heyecanı ve aşkı yaşıyordu. Herkes ölümüne çalışıyordu. Kim kulübeden oyuna girse skora etki ediyordu. Bu sezon kulübeden oyuna giren ve maçı çeviren adamımız var mı? OLCAY, KERİM, RHODOLFO, ATINÇ… Hangisinin etkili olduğunu gördük. Bu oyuncuların hepsi evladımız,seviyoruz ona şüphe yok. Ama insan biraz da kendine bakmalı. Bir oyuncunun nasıl olsa hoca beni oynatmaz duygusuyla hafta boyu antrenman yapması başka şey. “Yedek bile olsam hazırım. İhtiyaç olursa çıkar takır takır oynarım” duygusuyla kulübede kartal gibi tünemesi çok başka şey. Nitekim Şenol hoca bunu Kasımpaşa maçından sonra kendisi söyledi. "Uzun süredir oynamayan oyuncularımız ne yazık ki beklediğimiz performansı gösteremediler" Başka söze gerek var mı? Barselona’da, Real Madrıd’de adam 88. dakikada oyuna giriyor. 55 milyon Euro değerinde. Surat etmiyor. Kulübede maçı yaşıyor. Ateş gibi sahaya dalıyor. Kapris yapmıyor. Son saniyeye kadar varını yoğunu ortaya koyuyor. Bizde ise kusura bakmasınlar ama bazı oyuncularımız kulübede işin geyiğini yapıyor. Yetmezmiş gibi ısınmadığı için maça girmeyen arkadaşlarını "Ben 89'da oyuna girmem" dedi diyerek harcıyorlar. Ayıptır. Napoli’nin tarihi boyunca sadece 4 yabancı kaptanı olmuş. Bunlardan biri Maradona, diğeri Gökhan İNLER. İnsan bunun dedikodusunu yapmadan önce bir düşünür değil mi? Benim için ATIBA'nın beyaz kardeşidir Gökhan İNLER. Akrabam değil, arkadaşım değil, 10 numara adamdır ve gerçek bir profesyoneldir.

Şimdi sömestr tatiline girdik. BABEL'in gelişi ve TALISCA'nın dönüşü takıma ayrı bir katkı verecek. Ama şurası da gerkek, ikisinin birden oynadığı maçlarda OĞUZHAN ve TOLGAY'dan biri yedek olur. Özellikle OZİ, bir türlü düzelemedi. Çok düşük performansla oynuyor. Koşuyor,mücadele ediyor ama bal yapmayan arı gibi. Üstelik kolunda takım kaptanı unvanı da olunca ayrı bir yük taşıyor. Ben şunu bilir şunu söylerim. Beşiktaş’ın takım kaptanı olmak Üsküdar-Beşiktaş dolmuş motoru kaptanlığına benzemez. Elbette o hatta çalışanların işini küçültmüyorum, saygı duyuyorum. Ama arkadaş bu takımın kaptanıysan ya maçı çevirecek işler yapman lazım ya da kusursuz oynaman lazım. Sen maçı bitirecek penaltıyı üstüne vazife değilken atıyorsun üstelik kaçırıyorsun. Bence Beşiktaş’ta kaptanlık bandını takacak oyuncu her kimse maçtan önce SERGEN'in ve ŞİFO'nun görüntülerini izlemeli. Onların yaptıklarının yarısından azına da razıyız. Yiyorsa tak kardeşim bandı koluna demek lazım.

Devre arası kasların ve beyinlerin dinlenme zamanı. Bu kısa tatil hakkımızda hayırlı olacak. Yönetimin takıma 2 oyuncu daha alacağını duyuyorum. Ama hepsinden önce takımda kalmak istemeyen “ben yedek oturamam, banko oynayacağım takım da var” diye düşünen oyuncular varsa devre arasında hemen gönderilmelidir. Yaraya erken müdahale etmezsek kangren olur ve emeklerimiz çöpe gider. Beşiktaş’ın yedek kulübesi bile oturduğu yerde terleyen oyunculardan oluşmalı. Esneyen adamların orada işi yok. Aslında tatil dönüşü antrenmanlarına en son çağrılacak oyuncular diye ayrı bir liste yapmak lazım. FABRI, G.GÖNÜL, MARCELO, ATİBA, TOLGAY, CENK, BECK, QUARESMA, NECİP en uzun tatili hak ettiler. 18 kişilik kadrodan 9 oyuncuyu yazmışım. Bu isimlere katılırsınız katılmazsınız orasını bilemem. Ama şu tabloya girmeyen 9 oyuncu daha var. İşte takımın sorunu burada arkadaşlar. Beşiktaş’ı takımın yarısı taşıyor, diğer yarısı oturuyor. Aslında yazılacak çok şey var ama. Herkes şunu iyice kafasına soksun. Beşiktaş yönetimi ve teknik kadrosu devre arasında gerekeni yapacaktır. Hiç kimse Beşiktaş’tan büyük değildir. Sözü, iş olsun diye söylenmemiştir. Şov dünyasında herkesin bir alternatifi bulunur. Mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sananlarla doludur. “Sevinmek için sevmedik” diyebilen bu yüce gönüllü taraftarı da kimsenin keriz yerine koymaya hakkı yok. Durumundan ve konumundan memnun olmayanlar gider. Yerlerine daha iyisi bulunur. Beşiktaş’ın önce tatile sonra da ikinci yarıda 10 maçlık seriye ihtiyacı var. Sonrasını biliyorsunuz. BU SENE DE O SENE OLACAK. SİYAAAAHHHH..!

 

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 5 4 1 0 10 13
2 Beşiktaş 5 4 1 0 6 13
3 Göztepe 5 3 1 1 3 10
4 Kayserispor 5 3 1 1 2 10
5 Medipol Başakşehir 5 3 1 1 1 10
6 Teleset Mob. Akhisarspor 5 3 1 1 0 10