Dönemeç

Son iki Napoli maçlarında gördük ki üst düzey futbol seviyesi çok başka yerlere gitmiş durumda.

Bülent Bilirgen

’’Fitness’’ bu işin olmazsa olmazı. Karşımızdaki takım "A eksi"’ statüsünde bence dünya futbolu için. Santraforları olsa ‘’A’’ yada ‘’A artı’’ yı kesin zorlarlar. Tabi rakipler böyle seviyelere çıkınca oyuncu profilleri de değişiyor. Güç , hız,fizik ve moral kondisyon zaten doğuştan sahip oldukları teknikle birleşiyor ve ortaya biyonik bir oyuncu resmi çıkıyor. Dün ilk yarının ortalarında bu konuya örnek bir olay yaşandı. Bir oyuncumuz (yanılmıyorsam Tolgay) taç çizgisinin hemen dışında sakatlığından ötürü yerde kaldığı için oyun durmuştu ki bizim kulübenin önünde tam 5 kişi su içiyordu. Adamlara baktım sahada elleri bellerinde normal bir nefes temposu ile hadi gelin oynayalım diye bekliyorlardı. Biz 1 koşarken onlar 5 koşuyor biz 5 yorulurken onlar 1 yoruluyordu. Aslında bu yeni bir durum değil..Profesyonel futbolcularda zaten teknik her zaman belli bir seviyenin üstünde ve hemen hemen hepsi üst düzey kalitede. Ama artık oyuncunun toplam kalitesini belirleyen en büyük unsur dayanıklılığı. İşte bu oynadığımız turnuva bu dayanıklılığı çok yukarıda oyuncuların oluşturduğu takımların turnuvası ve Beşiktaş olarak bu seviyelere kafa tutmaya bu iki maç itibari ile başladık hayırlı uğurlu olsun. Aslında Napoli ile oynanan maçlar birbirlerine çok benziyor. Biraz önce bahsettiğim fizik güç farkının çok olduğu dakikalar ile Napoli’nin kendi temposundan yorulmasının ardından gelen dakikalarda oynanan oyunlar maçlar içinde büyük farklılıklar gösterdi. Bir önceki Napoli maçı analizimde de belirtmiştim rakibine göre daha güçlü takımlar tempo ile maçı kopartma peşine düşüyor. Oldu oldu olmadı rakipteki potansiyel fena değilse maç tehlikeye giriyor. Napoli her iki maçta da bunu yaşadı. İlk maçta şans bizden yana idi son golü bulduk ve maçı bağladık. Dün ise maçın geneli itibari ile değil ama son bölümü açısından İtalyanlar çok şanslı idi. Çünkü o saçma sapan taç atışı olmasa sete set hucümlarındaki kurguladığımız defansa gol atmaları çok zorlaşacaktı. Ama taçtan gelen kaos ile ortalık karıştı ve belki de top sahada kendisine en iyi vuran adamın önüne düştü. Maç başladığı gibi bitse taraftarın morali daha yüksek kalabilecekken son 10 dakika öne geçip 1 puana razı olmak hafif yollu bozdu moralleri tabi ki..Ama yine de bu takımdan alınan 4 puan çok ama çok büyük başarıdır ve önümüzdeki döneme umutla bakmamızı sağlayacaktır.

Bu tip başarılarda kişisel performanslardan ziyade takımın genel oyun kurgusu ön plana çıkıyor. Olağanüstü bir konsantrasyon vardı dün İnönü'de.. Taraftar müthiş coşkusunun yanına profesyonelce tepkiler koyarken, oyuncu grubu ve teknik heyet çok kontrollü idi. Herkes işini ciddiyetle yaptı. Bazı performanslar aksasa da bir diğer arkadaşı sahada o açığı kapadı. Rhodolfo‘nun biraz süreye ihtiyacı var. Olumlu tarafından bakar isek, bu fizik tipinde bir oyuncu için 1 yıl oynamamanın ardından çok az süreler alınarak çıkılan bir üst düzey Şampiyonlar Ligi maçı bundan iyi geçemezdi. Çabukluğunu ve temposunu yukarılara çekeceğini düşünüyorum. Oğuzhan’nın gelişi ile orta saha alernatiflerimiz arttı ve her şeyden güzeli dünkü golde olduğu gibi tiki takalar yeniden sahnelere çıkabilir. Aboubakar yorulana kadar faydalı, (golden hemen sonra Frei ile değişmeli idi Şenol hoca bunu es geçti bana göre) Querasma bir líder karizmasında, Beck ve oyuna girdiğindeki değil ama ikinci yarıdaki Cenk takıma katkı yapanlardandı. Rakibin en büyük özelliği olan orta sahada çabuk paslaşmaların ardından defans arkasına atılan toplar ile gol bulma çabasını kalecimizin çok ama çok iyi oyunu ile engelledik. Fabri dün çok göze batmasa da çok iyi işler yaptı. Atiba ve Marcelo2yu da çok beğendim ama bana göre dün gecenin 2 kahramanı Tolgay ve Adriano dur. Tolgay eğer normal antrenmanlarının yanına yoğun olarak fizik , kondisyon, çabukluk çalışmaları yapar ve kapasitesi bu yüklemelere cevap verir ise onu kısa yada orta vadede Avrupa'nın ilk 8 büyük takımından birinde görebiliriz. Avrupa mantelitesinde yetiştiği için bu geldiği noktayı kabul edip, yan gelip yatarak rahatına bakacağını sanmıyorum..Daha iyiye daha ileriye gitmeyi deneyecektir. Ve Adriano. Tek kelime ile muhteşemdi. Caner’den sonra ne yapacağız sol bek de diye düşünürken inanılmaz bir performans gösterdi. Caner dahil uzun zamandır böyle bir sol bek performansı seyretmemiştim. Yorgunluktan dolayı son dakikalarda bir kaç sarkmayı engelleyemese de gözlerimizin pasını sildi. Burada en büyük tehlike sakatlık riski. Çok genç bir oyuncu değil böyle yüksek tempolu maçları üst üste kaldıramayabilir. İnşallah bu mevkide kazasız belasız Ocak ayına atabiliriz kendimizi..(Trabzon maçında Beck sol bek mi başlamalı acaba ?)

Evet grup maçlarının sonuna geliyoruz. İçeride Benfica dışarıda Kiev. Liderlik umutları dağa kaçtı ama çıkma şansımız yüksek. İlk şart Benfica’ya yenilmemek. Allah korusun o ihtimalde her şey çöp. Toplamda, 3 puanda bir ihtimal (Benfica'dan alınması şartıyla) ama 4 puanda kesin bir üst turdayız. İşte bu önemli dönemeçte alınması gereken karar burada bu 4 puanı nasıl almamız gerektiği. İçerde seyircinin önünde oynarken galibiyet peşinde koşmak avantajlı görünse de risklidir. Takımlar seyirci gazı ile gol kovalarken arkada ummadığı açık verebilir ve bir çuval incir berbat olabilir. Bu açıdan bakıldığında içerideki Benfica maçında 1 puan daha sempatik. Ama buna karşılık Aralık ayı iklim şartlarında Kiev’de her ne kadar iddiası kalmamış bile olsa bu ligin gediklisi bir takımı yenmek de çok çekici değil. Siz olsanız nasıl bir strateji çizerdiniz bilemem ama ben işin içinden çıkamadım. En iyisi Şenol hocaya güvenmek. Belki de 6 puan alıp Güneş’i dağların ardından yükseltiriz.

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27