Bülent Bilirgen "Gerçekler"

Bülent Bilirgen

İkiye ayıralım bu seneyi. Kendimize göre bir dış bir de iç gerçekler olarak. Dışardan içeriye doğru gidelim.

Beşiktaş popüleritesi ağır geldi ülkeye. Yüksek derece kaliteli takımın üstüne "Feda" "Efendi" "Vodafone Arena-Park" "Come to Beşiktaş"  "Pepe"  "Cenk Tosun" "Televizyon dizileri" "Avrupa ilgisi" "Tribün şovları" vb. aklıma gelmeyen kavramlar diğer takım yandaşlarını çıldırtacak noktaya getirmiştir. Nasıl getirmesin ki? Daha düne kadar arabacı,tinerci,ezik şeklinde isimler taktıkları camia yükseltikçe yükseliyor onlar ise yerlerinde sayıyorlardı. Akılları başına gelmiş ve al gülüm ver gülüm tezgahları ile kurdukları sistemin gün geçtikçe eridiğini izlemeye başlamışlardı. Az emek verilmemişti oysa ki kurarken. Kardeşlerden biri kah Malatya’ya Doğanlar kah Ankaragücüne çanta gönderirken diğeri kurtuluşu tarımda bulmuş tarlaları sürmek ile meşguldü. Hayallerindeki iki büyük kalma sevdalarına o kadar yaklaşmışlardı ki ebedi dostum dedikleri takıma stadlarını bile kullandırmamışlardı.İşte tüm bu tezgah, son iki sene şampiyonluk ve Avrupada bir daha olmayacak bir başarı ile tarumar edilmişti abileri tarafından. Onlar da ne yaptılar? Kardeş olduklarını hatırlayıp , birbirleri ile hiç uğraşmadan, kah hasta Gs li Mhk başkanını kullanarak kah psikolojik sorunu çok yukarıda olan ve cv sinde teşvik,şike,hizip,mobbing iddiaları olan teknik direktörü ortaya atarak kendilerince büyük bir zafer kazandılar.Tabi çok büyüklerinin de desteğini alarak.Bu senenin şampiyonu sistemin kendisidir. Güçlü olan kaybetmiştir. Daha sportif bir tespitle dış mihrak bölümünü kapatalım. Avrupaya gidemeyen takımlar 1-2 , gidip ahlaksızca oynayan 3 , hakkı ve şerefi ile mücadele edip rekorlar kıran takım 4. Olmuştur. Nokta.

Şimdi de içeriye dönme vakti. Biz Beşiktaşlılar’ın kötü bir huyu var .Aslında iyi de bu dünyada prim yapmıyor. Dış etkenler ne olursa olsun içeriye bakıp önce kendimizi düzeltelim deriz. Ve tuhaftır içeriye de daha acımasız oluruz aynen biraz sonra okuyacaklarınız gibi. (Yazının bundan sonraki bölümü bir çok olumsuz az da olumlu eleştilerden oluşmuştur ve tamamen şahsi düşünceler içerir katılana da katılmayana da saygım sonsuz)

YÖNETİM: Kötü bir transfer dönemi geçirdiler. Özellikle santrafor pozisyonu için. Ve de tabi ki sağ bek eksikliği var ki o daha da kötü. Yerine koymadan adam satıldı. Bunun yanında aktif olmadılar. Sezon başında yaptıkları uçak şovları, come to Beşiktaş sloganları kadar TFF , MHK karşısında duramadılar. Efendiliğin de bu kadarı olmaz dedirttiler. Aslında sistem ilk önce Beşiktaş yönetimini yenmiş , elini kolunu bağlamıştır. Yüzde 100 haklı oldukları kupa maçında bile ancak diván kurulu oylarını arkalarına alarak maça çıkmamayı sağlamışlardır ki bu yapılacak uygulamanın ilki değildi bana göre. İlki ve teki tekrar kararını verenlerin ümüğünü sıkmaktır. Ama bu ülke ortamında o sıkar. Maça çıkmama kararı taraftara ve diván kurulu üyelerine aittir. Yönetim sadece uygulamıştır. Sonuç olarak sayın Fikret Orman, stad yapımından itibaren üstüne yapışan, bağımsız hareket etme kabiliyeti kısıtlı bir başkan durumundan kurtulma şansını iyi kullanamamıştır.

HOCA: Çok formsuz bir sene geçirdi. Çin’de başladı Acıbadem hastahanesinde bitirdi seneyi. Oyuncu seçimlerinin sezon başı itibari ile adaletsiz olduğunu düşünüyorum. Avrupa basan top oynayan takımının Türkiye’de kendisini kandırmasını çözemedi. Eğer kupa maçında kendisine yapılan şeref yoksunu suçlamalar olmasa idi ben bu sene hocanın değişme zamanının geldiğini düşünenlerdendim ama o günden sonra kendi yönetimi bile yalnız bırakmış bir adam olarak göstermiş olduğu duruş karşısında sonsuza kadar kalmasını istiyorum.

OYUNCU: Pepe; Marcelo’dan verimsiz oldu. Sezon başı çok iyi iken ikinci yarı ortası itibari ile dünya kupasını düşünerek vitesi boşa attı. Takıma liderlik etmedi, ona yakışmadı. Talisca; benim gözümü 13 -15 golü boyayamaz. Beşiktaş’a geldiği gün takım oyununun bittiği ‘’one man show’’ üstüne kurulmuş bir sisteme geçişin olduğu gündür. Futbol ulemaları çok biliyor ve diyorlar ki çok iyi topa vuruyor,araya iyi sızıyor çok teknik,golcü. Hadi ya? Ne kadar da gizli saklı şeyleri görüyorsunuz? Peki 2. Bölge oyunu? Defansa faul yapmadan yardım? Al ver yapma? Tek de araya bırakma? Takım bütünlüğüne katkı? Takımı toparlama? Liderlik? Geçin hanımlar beyler geçin. Bu oyuncu gelmiştir, kendi tezgahını kurup büyük takımlardan birine kapağı atmıştır. Sezon başı her tarafı oynamış geç gelmiş devre arasında da başka takıma imza atmıştır. Ona yanlızca bize al sat konusunda para kazandırırsa teşekkür ederim onun dışında yolu açık olsun. Oğuzhan; yukarıdaki oyuncu yüzünden kenara atıldı. Ama sonrasında da bu kadar para alan bir profesyonele yakışmayacak şekilde saldı. Son haftalardaki çıkışı beni umutlandırıyor ve tabanca gibi bir ortasaha üçlüsü içinde görmek istiyorum, inşallah ayrılmaz. Negredo, çok zaman ve para verildiği halde cv sine uymayacak şekilde kötü oynadı. Zaten kısıtlı olan ayak çabukluğu hiç kalmamış, hamleleri ağır. 4,5 ‘u bırakıp gideceğini sanmıyorum. Ölü yatırım. Yerine Pekdemek ve Larin oynamalıydı.Larin demişken, bu oyuncunun stili Les Ferdinand’ı hatırlattı bana. Bence zamanın QPR yaptığı gibi sadece 1 seneliğine başka bir takıma kiralık vermek bu oyuncuyu çok iyi yerlere çekebilir.Love; verim vermedi ama bu oyuncuda konuşulacak ana konu topu ayağa indirip paslı hücum setlerinde verimi yükselebileceği olurdu. Oysa biz orta – kafa oynadık. Tam da burada Q7; oyun sistemi gereği üstüne düşeni yaptı . Seneye kalacak ise sonradan girip takımı ateşleme rolünü kabul ettirilmesi sağlanmalıdır. Yoksa gönderene kadar çok hırpalar takımı. Tolgay; modern bir ortasaha oyuncusu olmak istiyorsa oyununu biraz daha geniş alana yaymak zorunda. Topla alan kat edip icraat yapması ön şart. Aksi halde Oğuzhan kadar kalması şart değil bence ,hele de iyi bir bonservis getiriyorsa. Lens; en son Mehmet Yozgatlı’da yaşamıştım bu hayal kırıklığını. Tükenmiş,bırakmış,şişman,vurdum duymaz. İnşallah çok zarar etmeden satılır. Ve takımın geneli; bu sene ısırmadınız.Şampiyon olmak için enerji koymadınız. Taraftarı , hocanızı, yönetiminizi Avrupa ile kandırdınız, üzdünüz. 50 dakika 10 kişi kalan Kayseri’yi yenemediniz. Sivas,Malatya,Konya,Bursa deplasmanları keza öyle. Hepsini geçtim Gs yi orda yenseniz 74 puanla şampiyondunuz. Topunuz ayıp ettiniz.

TARAFTAR: En masum taraf. Hep doluya yakın oynattılar içerdeki maçları.Son ana kadar kadar umudu yidirmediler. Tek eleştiri tribündeki desteğin çapına gelebilir. Geçtiğimiz 2 seneki coşku yoktu. Stadın yapısı itibari ile harmoni eksikliği zaten var ama bu sene açıldığından beri en zayıf tribün senesi idi. Bu işe gönül verenler, öncü arkadaşlar,taraftar grupları kendilerini değerlendirip coşkuyu tekrar eski seviyelere çıkartmanın yollarını tartışmalılar. Bunu da yapabilecek tek tribünde bu tribündür zaten.

Sonuç olarak, bütün bu iç meselelere rağmen 2017-18 sezonu rahatlıkla şampiyon kapatılabilirdi. Ama hep söylediğimiz gibi Beşiktaş şampiyon olacaksa eğer, diğerlerinden fersah fersah üstün olmalı aksi halde emin olun bu kadar iğrencini seyretmedim dediğiniz tiyatronun nice versiyonları sergilenir. Buradan hareketle doğru transfer politikası önümüzdeki senenin olmazsa olmazı. Defans kanatlarına,orta sahaya ve öne yapılacak takviyeler çok doğru seçilmeli. Gençini yaşlısını bilmem de atletik özellikleri ve teknik altyapısı üst derecede olması ilk şarttır.. Eğer transfer dönemi istenilen şekilde geçilebilinir ise emanet verilmiş koltuk Mart sonunda geri alınır.

Ne diyelim. Sağlık olsun...

Bülent Bilirgen / HABER1903