Uçurtma Bekler

Önce rakipten başlayalım. Sağlam bir Anadolu takımı gibi oynadılar.

Bülent Bilirgen

Arka tarafı kapatmakta çok iştahlı ve cansiparene savunma anlayışları ile geçen seneden beri üst tarafları zorlayan Osmanlı ve Başakşehir'den aşağı kalmadılar. Hücumları için ise pek bir ışık verdiler diyemem. Ama yönetecilerinin maçtan sonra verdiği demeçten anlıyoruz ki fazlaca korkmuşlar ve ileri de ne yapacaklarını çalışmamışlar bile. E nasıl 2 gol attılar diyebilirsiniz ama işte öyle... Biraz Sneijder’in karizması biraz Eren’nin zorlaması, biraz Bruma‘nın kişisel yeteneği ve bolca Gs balı ile muhteşem bir sonuç aldılar bana göre. Bundan sonrası nasıl geçer, nerede ne yaparlar çok da fikir yürütemedim. Ama çok parlak bir gelecekleri olacağını düşünmüyorum... Sarıların Kırmızı tonlu olanlarının bize karşı futbol şanslarının devam ettiğini gördüğümüz bir geceydi. Fakat bu camiada çok istikrar ile devam eden bir durum var. Kim gelse kim gitse de saha içinde rakibinin emeğini çalmak huyları hiç değişmiyor. Bunlar Arif Erdem, Hakan Şükür, Hakan Ünsal, Emre Belözoğlu, Hamza Hamzaoğlu, Cihat Arslan, Uğur Tütüneker zamanında da bu tip saha içi hırsızlıkları yaparlardı şimdi de yapıyorlar.

Gelelim kara kartallara. Maç başında al verelim 1 puanı Kiev maçı öncesi bizi yormayın deseler karşı tarafın gözü kapalı kabul edeceği bir maç oynadılar. Üstüne üstlük 2 farklı da geri düştüler. Buradan maç çevirmek herkesin harcı değil. Dün akşam çok net gördük ki bu takım çok fazla baskı yaratıyor ve rakipleri karşısında psikolojik üstünlüğe sahipler. Hele bir de maç İnönü’de olunca müthiş bir öz güvenle mücadele ediyorlar. Buraya kadar her şey iyi. Fakat gel gelelim oyunun içine... Bir kere geçen seneyi hiç yaşanmamız saysak sahadaki takıma hiç de fena değil diyebiliriz. Ama rüya gibi geçen 2015-2016 sezonunun ardından her Beşiktaşlı kendi takımını kendisi ile karşılaştırıp kendi moralini bozuyor. Çabuk alıştığımız o konforu arıyor gözler... Ama artık uyanalım.. O bir rüya idi ve bu kadro yapısı o rüyayı bir kez daha yaşatamayacak bize... Bu bambaşka bir kadro ve dengeler bir hayli oynamış durumda. Daha iyi mi daha kötü mü göreceğiz. Dün geceki oyuna bakar isek karamsar olmamak için bir sebebimiz yok. Çöpe atılmış bir ilk yarı, 11-12 halı saha maçı gibi oynanmış bir ikinci yarı. Bakmayın Şenol hocanın ne yaptığımızı biliyoruz gibi yorumlarına o da eminim gidişattan hiç de memnun değil. Şunu Kabul edelim ki merkez üçlü orta sahada Atiba – İnler ikilisi yan yana oynayınca hücum şansın uzun toplara kalıyor. Zaten formsuz olan ve arkası dönük top alışverişi ile arası çok iyi olmayan Oğuzhan bir de uzun pas ile by pass edilince, top rakip stoperlerin, beklerin arkasına sarkacak öndeki 3 oyuncumuzun becerisine mahkum oluyor. Dünkü başlangıç üçlüsüne bakarsak Olcay ve Cenk’in bu tip oyunda varlık gösterebilmesi mümkün değil. Q7 de psikolojisi ne kadar izin verirse o kadar oynayan bir arkadaşımız. Ama eminim Şenol hoca maça başlarken bu kadro yapısını tiki taka yapsın diye kurdu. Maalesef hem Oğuzhan hem de İnler onun beklediği performansı veremedi. O da madem bu tip oynuyoruz o zaman alın size Talisca ve Abubakar deyip ikinci yarıya öyle başladı. Ve dediğim gibi biraz karizma biraz rakibin zayıflığı ve seyirci etkisi maçı 2-2 ye getirdi. İkinci yarı ne oynadık desek kimse çıkıp aklı başında cümleler kuramaz herhalde... Tamam bir ara çift forvete dönüp Talisca'yı kanatta kullandık ama çok da aman aman oyunu değiştirmedi bu değişiklik. Kişisel olarak kalecimiz dışında şu çok iyi idi diyebileceğim kimse yok. Ama Eren’in çoğu zaman Tosic’e üstünlük kurduğunu Bruma’nın ise Gönül’ü zorladığını söylemeliyim.

Bundan sonra ne olacak? Bana göre bu iş böyle gitmez.. Yani eskiyi arayarak gitmez. Herkesin geçen seneyi unutup bu takıma yeni bir sistem geleceğini kabullenme zamanıdır bence. Nasıl bir sistem onu hoca mutlaka bulur... Elinde un, şeker ve bilumum malzeme fazlası ile var... İster helva yapar ister pasta.. Ama hariçten gazel okuyup antrenörcülük denemesi yaptığımda aklıma gelen bir tek sistem var aslında... Bir kere bu takım her zaman topa sahip olmalı ve uzun topu zorda kalmadığı sürece denememeli. Fark ederseniz haftalardır beklerimizin hücuma olan katkılarından bahsetmiyoruz. Yani geçen senekinden bir farkı yok. İsmail ve Beck ne katkı veriyor ise şimdikilerde onu veriyor. (sıfıra inip etkili kesmeden bahsediyorum. Şut yada uzun top başarısından değil.) Geçen sene, yukarıda bahsettiğim o rüya takımda kimi görmek isterseniz diye sorsaydık herhalde 100 kişiden 101’i Gökhan ve Caner derdi. E geldi bu adamlar o zaman kullanmak lazım. Marcelo ve Tosic’in önlerine Barca'daki Busquets misali Atiba atılabilir ve zaman zaman geri kaçarak defansı üçlemesi istenebilir. Atiba'nın önündeki orta sahaya sola yakın İnler, saha yakın Tolgay yerleştirilip önlerine Oğuzhan atılabilir. (aslında bu dörtlünün hepsi birbirinin yerinde oynayabilir) Ön tarafta ise Abubakar merkez forvet yanında da gezci bir ikinci forvet kullanılabilir. (Talisca, Q7, Cenk, Ömer'den biri) Son olarak da Gönül ve Caner (Adriano) istedikleri özgürlük ile kanatları kullanabilirler. Bu takımın avantajı topu ayağında fazlaca tutup defans arkasına kaçıracakları bekler vasıtası ile pozisyon üretmek olabilir. B planı ise güçlü bir Abubakar’ın açacağı alanlara diğer forvetin girip icraat yapması olacaktır. Belki geçen sene gördüğümüz etkili Q7 yada Töre aksiyonlarını göremeyiz ama uzun topu ileri şişirip duvar gibi geri gelmesini de engelleyebiliriz. Orta sahanın bu şekli rakibi 60’dan sonra bayıltacaktır. Tabi bu ve tüm sistemlerin en önemli parçası olan ayakları çabuk bir merkez stoperin nerede olduğunun cevabı bende yok. Onu sadece stoper alacağız diye yola çıkıp sadece stoper almayan sevgili yöneticilerimize sormak lazım..

Herkese Saygılarımla,

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27