Lider

O kadar iyi bir tempo ve düzen tutturmuştu ki Beşiktaş geçen sene, bugün gelinen noktadaki eksiklikleri ya da farklılıkları herkes çok net bir şekilde görebiliyor.

Bülent Bilirgen

Yani Beşiktaş’ı eleştirmek kolay aslında. Açıkçası ben de çok mutlu sezona çok mutlu başlayanlardan biri değilim.. Belki çabuk hassasiyet gösteriyorum belki çok karamsar durumdayım yada panik yapıyorum ama ruh halim ‘’rahat değilim nokta net’’.. Samet Aybaba ile başlayan Bilic ile biraz daha geliştirilen ve Şenol hoca ile doruk noktaya ulaşan herkesin birbirine yaklaştığı, kısa , çabuk paslaşmaların ardından kanat yada merkez forveti arkaya kaçırarak atılan goller herkesin kafasına kazındı. Şahsen gözlerimin önünden bazı fotoğrafları silemiyorum mesela. Hatırlayın geçen sene top sağ kanatta Beck’in ayağına geldiğinde Atiba , Sosa ve hatta Oğuzhan yaklaşıp çok çabuk paslaşmalar ile o kanattaki Töre yada Q7 nin koridoruna salmıyorlar mıydı topu? Ters tarafta aynı şey İsmail ile başlayıp Olcay ile sonlanmıyor muydu? Dün ne oldu ? Gönül’ün top ayağında iken en yakın pas opsiyonu 20-30 metrede. Ya dönecek merkeze İnler – Atiba ikilisinden birini bulacak yada önündeki kanat forveti bekinin arkasında buluşturacağı uzun topu atacak. En kötüsü ise merkeze Talisca yada Cenk’in yapışık olduğu karanlığa gözünü kapayıp şişirecek. Hadi öbür bekin bunu yapabiliyor da Gönül’den yada Beck’den bunu beklemek hayalcilik oluyor. Tabi ki çok yetenekli bir kadromuz var. Talisca’nın , Q7’nin , Oğuzhan’nın , İnler’in yeteneklerine söyleyecek bir kelimem yok. Ama iş toplu oynamaya geldi mi nasıl bir tablo çıkacak ortaya soru işareti. Talisca mesela.. Çok açık söylüyorum bu tempo ile Brezilya liginden başka bir yerde ortasahada oynayamaz. Altını tekrar çizeyim ‘’bu tempo ile’’. Tabi ki adamın top tekniğine, şut becerisine yada zekasına söyleyecek bir sözüm olamaz. Ama ben o pozisyondaki adamın diğer ortasaha arkadaşlarına yakın oynayıp pas pas oyunu ile yaratıclık göstermesi gerektiğine inanıyorum. Tek kişilik orkestraların günümüzün futbolunda barınabilecekleri liglerin kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Düşünün mesela, dünkü Atiba – İnler – Talisca üçlüsünün karşısında Atiba-Oğuzhan-Sosa üçlüsünü koyabilsek sizce ne olurdu ? İşte çoğumuzun çok mutlu olmama sebebi bu soruda saklı. Haliyle yatıp kalkıp aman geçen sene yandım geçen sene diyecek halimiz yok. Ama oyun planımız eskisi gibi olmayacak gibi duruyor.. Bakmayın dün Tolgay girdikten sonra oynanan son 15 dakikalık oyuna. Rakibin çok yorulduğu,ayağını kaldıracak halinin kalmadığı anlardı. Benfica ve bu maçın ilk 60 dakikalarında ileriye şişirdik çoğu pozisyonda. Tabi ileriye şişirmek de bir oyun şekli. Şişirirsiniz ve ardından ribaunt kovalarsınız. Yetenekli oyuncularınız da var ise sonuca gidersiniz. Ama bu oyun şekli bizde biraz ‘’alışmadık-durmaz’’ deyimi gibi duruyor.. Dünkü maçın özelindeki değerlendirmelere geçmeden önce toparlar isek Şenol hocanın önünde iki yol var gibi. Biri , geçen seneki başarılı olduğu sistemin peşinden koşup ortasahayı Atiba-Tolgay-Oğuzhan-İnler dörtlüsünün üçü ile kurup pas pas oyunu oynayarak Talisca’yı hamle oyuncusu olarak yanında tutacak. Aynı zamanda genç Brezilyalının sabır ile bu sisteme adaptasyonu için uğraşıp sonunda hakikaten 25 MEURO luk bir oyuncu çıkartacak.. Yada Talisca’nın üstün skor yeteneklerine güvenip onu ikinci bir santrafor gibi kullanıp uzun top oynayıp sekenleri toplamayı deneyecek. Tabi burada en az hocamız kadar bu genç yeteneğin ne istediği belirleyici olacak..İki- üç vakte kadar hangi yola direksiyon kıracağız görürüz..

Gelelim düne.. Akhisar düşmez. Ama eski dönemki oyunu ve sempatikliği de bulamaz…GS maçlarında da seyretmiştim maçların son 15 dakikalarında bitiyorlar. Dün sanki 75. Dakikadan sonra tüm topçular takım otobüsüne binmişti. Gs nin meşhur döneminden patentli eski hocalarının ayrılmasından sonra gelen Tolunay Kafkas da bu takıma öyle bir düzlük ve sıradanlık katar ki 2017-18 senesinin küme düşme operasyonu tohumları atılır bu seneden.

Bizim taraf ise yukarıda üzerinde durduğumuz yüksek tempolu savunmalara karşı çözüm üretememe örnekleri verdi ilk 60 dakikada. 1. Bölgemizde başlayan baskı, çok paslı oynama özelliği olmayan orta sahamız sayesinde takım boyumuzun uzaması sonucunu getirdi. İnler’in terse 50 metrelik paslarına yada Caner’in çizgiye paralel paslarına bakar olduk. Allahtan çok ustalık kokan golü erken bulduk ki oyunu kontrol edip tempoyu düşürme fırsatımız oldu. Aslında tipik bir büyük takım karizması ile alınan bir galibiyetti dün akşamki. Oyun olarak hiçde öyle durmasak da rakiplerin üzerinde öyle bir korku salmış durumdayız ki bu adamlar nasılsa bizi yener psikolojisi yaratıyoruz. Tabi ki çok olumlu bir durum ama bu etki ne kadar gider bilinmez…Şenol hoca belli ki bazı ikilileri pekiştirmeye uğraşıyor. Marcelo- Tosic ; Atiba – İnler… Bunlardan ilk ikisi dün başarılı idi. Sadece orta sahamızın çok baskı gördüğü anlarda topla öne doğru hareketlenmeyi biraz daha fazla yapmaları beklenebilir kendilerinden. Dün bir iki pozisyonda yapmaya çalıştılar ama yeterli değildi. Marcelo’dan bu konuda umutlu olmasam da serde solbeklik olan Tosic bize bu konuda büyük katkı sağlar. Hele bir iki pozisyonda çıkıp sağlam şut yada iyi ara pası bulabilir ise önümüzdeki dönemde rakipler için tehlike arz eder ve orta saha oyuncularımıza gösterilen dikkati dağıtmakta faydalı olabilir. Atiba – İnler ikilisi için ise düşünceliyim. Sanki aynı pozisyon oyuncuları gibi geliyor ve oyun sırasında birbirlerinin performansını geri çekiyor gibiler. Atiba- Oğuzhan yada İnler – Tolgay ikilileri daha verimli olacak gibi. Biraz daha beklemekte fayda var burası için. Cenk stresliydi dün akşam. Merkez forvet pozisyonu biraz tuhaf hal almaya başladı. İlk 11 oynayan stresli sonradan giren daha rahat ve verimli oluyor. Son 10 dakikada olsa Abubakar bana etkili ve Cenk’in önünde gibi geldi. Benfica da ise tam tersi olmuş idi. Allahtan aynı ikilemi kalede yaşamıyoruz. Birbirlerini yedekleyen kaleciler bıraktıkları yerden devam edebiliyor ki bu çok önemli.

Son olarak karamsarlığın doruğuna çıkayım..Q7 hakkında ne söyleyelim bilemiyorum. Eğer tüm sezon oynayacağımız futbol dünkü gibi bireysel yeteneklere bağlı kalacak ise Q7 10.hafta falan kafasında taç , boynunda pelerin ile çıkar sahaya. Geçen sene oynanan takım oyununa bir kaç hafta dirense de sonra uyum gösterip büyük oyunculuğu ile şampiyonlukta pay sahibi oldu. Egolarını bastırıp işleyen bir makinanın önemli bir dişlisi olmayı kabul etti. Yetenek/fayda karşılaştırmalarını bir kenara koyarsak, giden oyuncuların (Sosa-Gomez) tecrübe ve karizmaları ile gelen oyuncuların (Talisca-Abubakar) yaşları ve tecrübeleri takım içersindeki bazı dengeleri etkileyebilir. Geçen seneki ego kapasitemizdeki demokratik dağılım bu sene monarşi şeklini alır ise çok sıkıntı çekeriz. Krallık , imparatorluk gibi modellerde takımın ruhu dediğimiz kendi çocuklarımız Oğuzhan,Necip,Olcay ve Cenk zarar görür ve tüm emekler boşa gider.. Bu ortamda ihtiyacımız olan takım ahengi koruyacak , havanın bozulmasını engelleyecek takımın da saygısını kazanmış hem hareketleri hem saha içersindeki oyunu ile demokratik bir líder. İlk Porto günlerinden beri saygı ve beğeni ile seyrettiğim bu büyük yetenek bu konuda ilk aday şüphesiz. Ama son iki maçtır saha içersindeki hareketleri bana iyi sinyaller vermedi. Umarım yanılırım.

Bülent Bilirgen / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27