Boza

Çok tempolu oynadı Beşiktaş ilk yarıda.. Özellikle arka arka gelen gollere kadar taraftarında baskısı ile rakibi hapsetti kendi kalesine.

Bülent Bilirgen

Bu büyük takımların rakiplerine gücünü hissetirdikleri ve kendi taraftarlarını gururlandırdıkları bir oyun şekli. Ama tabi ki riskleri var. Eğer yüksek temponun ardından skoru bulamaz iseniz oyunu elinizden kaçırabilirsiniz. Özelikle kendi sahanızda. İşler istenildiği gibi gitmezken kendi seyircisinin yarattığı enerji ev sahibi takımlar için bazen olumsuz da olabilir. Bu risk tüm Şampiyonlar Ligi ve derbi maçlarında var. Hele bir de maçın başında kaza kurşunu ile geri düşerseniz yandı gülüm keten helva. Bu tip ihtimallere karşı kendimizi hazır tutmakla beraber ne olursa olsun bu bizi heyacanlandıran oyun şeklinden vazgeçilmemeli ve ulaşılabilecek en uzun dakika sayısına ulaşılma hedeflenmelidir.

Evet dün akşam itibari ile rotasyon bey ile de tanışma şerefine nail olduk. Yedek kulübesine bakıp ve dışarda kalmış isimleri düşündükçe maçın başında hafif bir ürperti hissetmedim değil. Ne de olsa ilk 11 de 6 yeni isim vardı ve ezbere oynamaya alışmış bir yapı için bu çok fazla idi. Hele de ilk hafta Gs ‘yi sahadan silmiş tecrübesizlik ve ilk hafta heyecanından dolayı elinden kaçırmış ebedi dostumuz emekçi kenti Karabük’e karşı. Karabük demişken Gs ye karşı ilk hafta direkt 4-3-3 oynayan takım dün akşam sahaya 5 li savunma ile çıktı. Hal böyle olunca iyi kontratak yapan takım yerine adam yokluğundan taç atışlarında bile kalecisine dönen takım olmuşlardı. İkinci yarı kaybedecekleri birşeylerinin olmaması , golü erken bulup morallenmeleri ve Beşiktaş’ın yorgunluğu sayesinde daha aktif gözüktüler. Ama genel yapıları düzgün ve bu sene ligde sorun yaşamayacak takımların başında geliyorlar.

Gelelim Karakartallara.. Özelikle Gökhan İnler’I çok beğendim. Oynadığı oyunun yanında takıma yaptığı liderlik katkısı daha önemli idi. Bu tip bir oyncu için neden transferin son günü beklenir anlamış değilim. Neyse artık Atiba yalnız değil hatta zaman zaman birlikte bile kullanılabilirler. Talisca , ne oynadı ben bilemedim. İlk yarıda ayağına gelen topları etkisiz kullansa da kafasına geleni asiste çevirdi neyse ki..Beraber oynadığı Gökhan ve Tolgay onun yüzünden ilk yarıda normalden en az %30 fazla yoruldular. Bu temposuzlukta Şenol Güneş kadrosunda oynamasının tek şansı olağanüstü işler yapması olur. Ceza yayı ve çevresinden atacağı şutlar yada kırk elli metreye atacağı paslar skora katkı yapar ise ne ala yoksa o ve 25 Milyon Euroluk bonservisi şansını başka diyarlarda denemek zorunda kalır. Tolgay ilginç bir oyuncu. Tam bitti şimdi düşüp bayılacak derken yeni bir 70’lik oksijen tüpü söylüyor masaya.. Dün tempo olarak ilk yarıda ve son 15 dakikada iyi idi aralarda dinlendi. Top kullanımlarında ise çok istikrarsız dı ama o da en iyisini yapmayı denemesindendi bana göre. Caner, ilk yarıda daha etkili ön tarafta biraz daha durgundu. Aslında sol bek oynarken sadece etkili demek yetmez bence. Munch ‘den bu yana sol tarafta oyun kuran bir bek seyretmemiştim. Sol kanadın 10 numarası gibi oynadı. Fabri’ye de bir hoşgeldin maçı oldu.Genel performansı güven verdi. Gerçi yediğimiz golde oturduğum yerden birisine çarpmış kontrpiyede kalmış gibi görsemde sonradan kimseye değmemiş olduğunu farkettim. O zaman o tarafa doğru en azından bir reaksiyon gerekirdi kaleciden, yapmamış. Ama bu tip kalecileri daha çok seviyorum. Hızlı,uyanık, ayağı iyi...Ayağı iyi derken o dışla attığı pası atamayacak çok súper lig oyuncu vardır deyip bu savımızı güçlendirebiliriz. Ama dikkat etsin ya da birileri ona hatırlatsın burası Beşiktaş, olmadık işler olur biraz daha basit oynasın.Tek dezavantajı boyu yüzünden yan toplarda düşebileceği zorluklar.Ama hem bu çabukluk hem de boy olunca burada olmuyor zaten bu tip kaleciler.. Yenilerden son iki kişiden biri olan Gökhan Gönül ilk yarıda vasat ikinci yarıda daha iyi oynadı bence. Alıştığımızın dışında defansif olarak da daha kuvvetli göründü.Aslında takım için eski ama kadro için yenilerden biri olan Ömer için de yeni bir başlangıç olur dünkü maç inşallah. Genel performans olarak vasatı aşamasa da attığı gol çok şık, ilk goldeki geçtiği ıska çok yararlı oldu.

Gelelim ezbere bildiklerimize.. Feyyazımız yazdı yine golünü.. Nice santraforlar gelir 25 ler 30 lar atarlar belki kral olurlar ama benim nazarımda hiçbiri Cenk Tosun olamazlar. Belki çoğu zaman takımın birinci santraforu olmayacaktır ama kalbimizin birincisi odur. Oğuzhan ise oyuna girdikten sonra kısa bir sure bocalasa da sonra sazı eline aldı ve gerekeni yaptı.

Son olarak Olcay Şahan.. 2-1 den sonra çok iki kritik hata yapıp erken koparacağımız maçı zora soktu. Her iki pozisyonda da acemice hatalar yaptı. Ama dünün konusu bu olmamalıdır bence.. Tüketim kültürünün bir alışkanlığı olarak maç sırasında ve sonrasında Olcay’a gösterilen tepkiler içler acısı.Sanki bu adam değildi senin yokluk zamanında gelip 11 atan.. Ya da bu adam değildi öyle övüne övüne nasıl 3 çakmıştık son İnönü derbisinde diye anlattığın maçta son dakika da tabela yapan..Bu adam değildi sanki Gökhan Gönülü pazara gönderip Kadıköy de yazan.. Bu adam değildi değil mi sahada neyi var neyi yok ortaya koyan. İki atak ezdi diye ıslık çalacaksın Şenol hoca bunu al diyeceksin.. Neymiş bu teknikle bu takımda oynamazmış. Tabi taraftarın jenerasyonu değişti. Ali Gültiken diye bir oyuncu seyretmemişlerdir. Sadece Tv de gollerini bir de meşhur şarkıdaki sözleri bilirler onun hakkında. Bu tribünlerin hala söylediği o şarkının içindeki Ali kelimesi yüksek tekniğinden, süratinden yada sert sutlarından dolayı değildi.Onun bu özellikleri hep sınırlı idi..Onun zamanın çok hızlı Aykutlar, Rıdvanlar yada çok teknik Tanjular varken o Alii di... Hatta şarkının diğer parçaları olan Metin den de Feyyazdan da bu konuda geri idi..Ama o bizim alimiz idi.. Çünkü Ali Beşiktaş’a ruh verenlerin başında gelirdi.. Aynı Olcay gibi.. İki transfer yaptın diye kendi değerlerine sahip çıkmazsan senden kat be kat zengin rakiplerin bir gün gelir sana sahip çıkar. Aynı eleştirimi Tolga Zengin’e gösterilmeyen sevgiye de yapacağım. Olcay’dan farklı olarak, kaleci tekniği olarak beğenmesem de benim takım kaptanımdır. Tribüne çağırmamak nedir? Klavye başında aleyinde atıp tutarken, sosyal medyada Tolga gitsin kampanyaları yaparken bile kalesine geçip görevini yapmaya çalıştı. Ne yapsa idi? O bayıldığın kaleci bozması , kompleksli Runje gibi çağırdığın zaman yüzüne bile bakmasa mıydı? Bana göre kaptanını tribüne çağırmamak büyük ayıptır..Beğensek de beğenmesek de Tolga bu takımın kalecisidir ve işini yapmaya devam edecektir. Belki oynayacak ve yine maç verecektir. İnandığın gerekçelere dayanarak belki de haklı olarak kaleye geçmesini istemeyebilirsin ama ona yokmuş gibi davranamazsın. Tolga vardır asıl bizim kültürümüzde böyle bir davranış şekli yoktur. Önümüz kış..Boza mevsimi geliyor..Gidip alalım..Hepimize lazım..

Herkese saygılar..

Bülent Bilirgen / HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27