Dayım sağ olsun

23 Nisan 1978. Tam 38 yıl olmuş. Dayımın elinden tutup o büyüleyici yapının kapısından gireli.

Bülent Bilirgen

23 Nisan 1978. Tam 38 yıl olmuş. Dayımın elinden tutup o büyüleyici yapının kapısından gireli. Maç dün gibi aklımda. Ankaragücü’nü 3-0 yenmiştik. Gollerden ikisini Paunovic atmıştı. Hatta bir tanesi son dakikada. Bende hikayesi bile var o golün. Dayım maçlarda kalabalığa kalmamak için erken çıkardı, o gün de dakika 85... Dayım koştur koştur merdivenlere. O sırada korner atıyoruz; "dur dayı" dedim şu golü de seyredelim sonra çıkarız. Orta, Paunovic kafa gol. Bir anda abilerin, amcaların kahramanı oluvermiştim. Üstüne de dayıma, "bu canavarı her maç getir, sen getirmezsen biz getirelim demişlerdi" de acayip havaya girmiştim. Ne girmişim ki 38 senedir her fırsatta anlatıyorum. Ve yine bir Nisan günü benzer heyecanla geldim Dolmabahçe'ye. Bazı şeyler de benzerdi aslında. Rakip bile o zaman Ankaragücü ise bu zaman da onun hayat arkadaşı Bursaspor oldu. O gün de 3'tü tarife bugün de öyle oldu. O gün de santraforumuz 2'ledi bugün de. (Hatta maçtan önceki sohbetlerimizde Paunovic’e güvenerek Gomez’den iki gol var bugün diye sağ da sol da caka sattığım da doğrudur) Ama ilginçtir stadın içi bir yabancı geldi, sanki deplasmana gitmişiz de ev sahibi takım jest yapmış ve stadın tamamı bizim taraftarlarca doldurulmuş hissinden kurtulamadım maç boyu. Bir gün önce yapılan minnettarlık konuşmalarındaki teşekkür sayısı beni benden aldığı için midir nedendir bilemedim sanki bana ait değil gibi geldi bu yapı. Tabi ki stadın inşaat tarafını eleştirecek halimiz yok. Mal meydanda. (Sadece Numaralı tribünün deniz tarafındaki çıkışında inanılmaz bir hata yapılarak tüm tribün 2 metre genişliğinde bir yoldan boşaltılmaya çalışıldı ve başka bir yolda yok gibi. Nasıl bir çözüm getirilir bilinmez ama orada sıkıntı büyük) Beni asıl ilgilendiren içerideki enerji. Taraftarın büyük çoğunluğu bağırmak istiyor fakat organizasyon olarak karışıklık hakim henüz ki bu çok normal. Tribünde tabiri caizse "goy goy ile eğlence" tarafı eskiye nazaran bir derece az olabilir belki ama sahaya etki anlamında çok daha büyük bir güç yaratılacak bu kesin. Bursaspor ataklarındaki ıslık ve uğultu hakemin düdüğünü bile duydurmadı bir çok kez. Evet dün Beşiktaşlının bayramı idi. Semtini, takımını, evini özlemiş binlerce tutkulu insan işini gücünü, normal yaşantısını bir günlüğüne kenara itmiş ve doldurmuştu her köşeyi. Tüm Beşiktaşlılara haklı, şerefli ve gururlu nice 38 seneler dilerim. Galibiyet yada zaferler şart değil bunlar olsun yeter.

Gelelim saha içine..Bir kere bu Japon’a takığım.. Bakın yine Bursa'daki ilk maç sonrasında bu adam bu sitede ne yazmışım ’’Bursaspor’a bir tebrik de buldukları Japon oyuncu için. Adam hakikaten yapıştırıcı gibi, müthiş koştu her tarafı kapattı.. Ama beni asıl şaşırtan, yaptığı aktörlükler!!.. Dışarı çıkan topu rakip başlamasın diye içeri atmaları rakip dokunmadan ölüm halleri; onuru ile yaşayan ve suçluluk duydukları durumlar karşısında harakiri yapan Atalarına ihanet gibiydi.. Neyse Recep başkanı oldukça onun da bu stilini beğenecek başka bir renkli takım bulunur nasılsa’’ ..Evet dün akşam da farklı değildi ve maçın sonuna damgasını vurdu. Allah gönlüne göre bir İstanbul takımı versin bu toranaganın..

Beşiktaş benim beklentimin aksine çok da panik yapmadan başladı. Maçın başında ilk golü atmış olmanın getireceği gururdan dolayı bir iki acele şut görsek de genelde ne yaptığını bilen bir takım vardı sahada.. Nitekim çok güzel bir organizasyonun sonucunda çok net bir bitiriş ile öne geçildi. Tam ikinci yumruğu indirip iyice rakibini oyundan düşürmesini beklerken çok ustaca atılmış bir gol gördü kalesinde Siyah Beyazlılar.. Ondan sonrası ilk yarı sonuna kadar tipik duygusal Beşiktaş takımı seyrettik. Hayata küsmüş , hiçbir şeyden mutlu olmayan , dokunsan ağlayacak tadında bitirdiler devreyi..Oyunun genelinde aleyhimize işleyen oyun duraklamalarının tek işe yaradığı zaman bu devre arası oldu. İkinci yarıya daha dinç ve mental olarak daha hazır çıktı takım.. Ama oyun 3-1 geldikten sonra oynanan 15 dakikalık müthiş futbolu golle süsleyemeyince yine kriz dakikaları yaşadılar. Ben bu dönemdeki Necip değişikliğinin geç yapıldığını düşünenlerdenim..En geç 65. Dakikada iki defansif orta saha oyuncusu modeline dönülüp takımın sertliğini biraz arttırmak ve Bursaspor'u biraz daha umutsuzluğa sevk etmek gerekiyordu. Halbuki 3-2 den sonra yapılan bu değişiklik, Beşiktaş’ı skoru korumaya yönelen, rakipten çekinen ve ona önlem alan takım pozisyonuna soktu ki bu karşı taraf için ekstra moral bizim için ise kaygı verici bir durum yarattı. Ve bunun etkilerini son 15 dakikada gördük.

Kişisel performanslara gelir isek.. Serdar için bir kaç kelime.. Daha doğrusu Şenol hocaya tebrik..Geçen maç ki Beck performansının ardından gelen bu altın makas herkesin işini gerektiği gibi yapmasına yönelik çok net bir uyarı idi ve cuk oturdu.. Serdar ise bu kadar maç eksiğine rağmen gelişen bu olağanüstü durumda üstüne düşeni başarı ile yaptı. Fazla bir performans bekler isek haksızlık yapmış oluruz kendisine. Bence bu maçta tebriği hakeden oyunculardandı. Marcelo dişine göre bir santrafor yakaladı mı parçalayan stoperlerden. Maçın genelinde çok başarılı idi..İlk yenilen gol için yorum yapmak zor onun kadar Serdar da hatalı olabilir ama yine söyleyeyim çok şık bir goldü..İsmail maçın içinde çatıya takılan anten gibi bir çekiyor bir çekmiyor..Bu maç özelinde geçtiğimiz dönemlere nazaran hücumda daha zayıf savunmada daha kuvvetli bir görüntü verdi.

Maçın son 15 dakikasında sanırım çoğu Beşiktaşlı elinde olsa Quaresma,Sosa,Oğuzhan ve Gomez’den en az ikisini oyundan alırdı ama ilginçtir bu dörtlünün hepsi oyunda kaldı.. Sosa – Oğuzhan ikilisi beraber çok şık işler yapıyorlar..İkiye birler ile dar alandan vals tadında çıkabiliyorlar ama dün gece devamlılıkları üst düzey değildi..Dün akşam için , takıma katkı açısından Sosa'nın Oğuzhan'dan daha ilerde olduğunu düşünüyorum..Ön tarafa baktığımızda ise Gomez'in yeterli Q17‘nin vasat Olcay’ın ise yetersiz olduğu bir gece idi..Quaresma bu oyun disiplini ile eskiden oynasa (85 ve sonrası hariç) çok iyi derdik ama bu seneki oyunlarına gore yani kendi performans ortalamasına göre vasat idi. Eski hastalığı maçın ikinci yarısında tekrar nüksetti ve sakız gibi çiğnedi topu bir kaç pozisyonda..Ve gelelim Atibaya..Tek kelime ile muhteşem oynadı.. Bir ara tek başına bir orta saha nasıl ayakta tutulur onun dersini verdi. Hem de karşısında Batalla gibi futbol ustası Faty ve Traore gibi fizik gücü üst düzey oyuncular karşısında. Alkışlar Kanadalıya..

Son olarak hakem performansı..Barış Şimşek iki tane penaltı kararında iki farklı performans çizdi bana göre.. Bir tanesini muhteşem süzerek verdi Gomez’in pozisyonunu ise kaçırdı..Siz bakmayın o içi yanan arkadaşların penaltı değil ağlayışlarına..Futbol oynamayan oynayıp da topuğuna o darbeyi almayan anlamaz bilemez.. Sosa’nın pozisyon yüzde yüz penaltıdır aksi futbol cahilliğine girer bana göre.. Bana göre hakem kart kullanımında hata yapmıştır. Suşi ile Batalla'yı oyunda tutması Bursaspor'a yapılmış büyük bir jesttir..

Çarşamba günü önemli bir derbi var.. Her ne kadar kendi göbeğimizi kendimiz kesebilecek durumda olsak da bu maçtan çıkacak sonuç stres katsayımıza doğrudan etkili..Sonrasında ise yine bir turne.. Can havli ile oynayacak Sivas ve geçen seneden beri başımıza bela olan Akhisar..Ama telaş yok..Olacak olacak merak etmeyin..

Bu akşam saat 19.00’da Sevgili Cem Çıkın ile beraber Haber 1903 Radyo’da Orta İkili programındayız.. Sorularınızı yorumlarınızı bekleriz..

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27