Zafer Algöz Balık hafızası

Zafer Algöz

Balıkların genelde hafıza sürelerinin 4-5 saniye olduğunu bilirdik ama modern tıp, bazı balık türlerinin bu süreyi 6 aya kadar uzatabileceğini deneylerle kanıtlamış durumda...

6 saniye de olsa 6 ay da olsa, olayları çabuk unutan insanlara "balık hafızalı" diyoruz... Oysa şu teknoloji çağında insan olayları unutsa bile arama motoruna yazdığınız anda tık diye karşınıza geliyor her şey. 1996 yılında Trabzonspor -Fenerbahçe şampiyonluk maçındayız. Ali Şen'in başkan olduğu, Oğuz ve Aykut'un top oynadığı yıllar. Trabzonun başında Şenol Güneş var. Maçtan önce ortam gergin. Kazanan şampiyon olacak. Fenerbahçe kafilesi maçtan önce otele giderken bir grup otobüsü taş yağmuruna tutuyorlar. Haliyle cam, çerçeve kırılıyor ama kimseye bir şey olmuyor. Sadece yedek oyuncu Aygün'ün alnında kırılan camlardan 1 cm'lik bir çizik oluşuyor. Yıllar sonra çizik falan bile yoktu. Kül tablasıyla ben yapmıştım diye Tarık'tan bir açıklama gelmişti ama biz işin orasında değiliz. Ali Şen bir TV programında gülerek anlatmıştı olanı biteni zaten. "Oyuncuların taşlama hadisesinden sonra ürktüğünü gördüm. Kulüp sağlıkçılarıyla beraber Aygün'ün odasına gittik. Kafasında bir şey yoktu ama inandırıcı olsun diye kafasını imam sarığı gibi sardırdım. Maçtan önce o haliyle basın toplantısı yaptım. Kafasında 12 dikiş var. Can güvenliğimiz sağlansın dedim. Toplantıdan sonra maç bitene kadar odadan çıkmayın ve kimseye tek kelime etmeyin diye tembihledim. Maçtan önce emniyet zaten tedbir almıştı ama bu olayı kullanarak silahlı kuvvetlerden 1000 askeri de stadyuma sokturdum. Böylece oyunculara can güvenliğiniz sağlandı rahat olun mesajını vermiş oldum. Maçı 2-1 kazandık şampiyon olduk. İdarecilik işte böyle durumlarda krizlere çözüm bulmak demek." diyerek yıllar yıllar sonra tatlı tatlı kurdukları tezgahı anlatmıştı sağolsun Ali Şen Başkan.

Şimdi kulüp başkanı böyle olursa teknik direktör de ondan aşağı kalır mı?

Şubat 1998'de yine 2 takım Türkiye kupası çeyrek finali oynuyorlar. ilk maçı Fenerbahçe 2-1 kazanmış. Rövanşta 1-0 yenikken Uche son adam olarak üstüne kırmızıyı da görünce yandı gülüm keten helva. Trabzon tura daha yakın derken tribünlerden atılan bir küçük taş parçası sırtına geliyor teknik direktör Otto Bariç'in. Yedek kulübesinin önünden başlayıp sahanın içine kadar sendeleyerek geliyor. Küt diye kendini yere bırakıyor. Dili dışarda gözlerinin akı görünüyor hocanın. Saha karışıyor tabii. Otto Bariç sedyede kundaklanmış vaziyette dışarı çıkarılıyor. Tribündeki Fenerbahçe yönetimi haber gönderiyor. "Sahaya çıkmayın sakın" Maç yarım kalıyor.

Otto ertesi günden itibaren şen şakrak hayata dönünce ve de tercümanı da gerçekleri ötünce TFF, Önce Fenerbahçe'yi hükmen mağlup ilan ediyor ve 1 sene Türkiye kupasından men ediyor.

Şimdi gelelim Fenerbahçe ile yaşadığımız skandallar gecesine. İlk maç 2-2 bitmiş. Bizim sahamızda oynanan maça bakın. Bir de Saracoğlunda yapılan rövanşa bakın ve elinizi vicdanınıza koyun. Sürekli Canere, Şenol hocaya ve Tolga'ya ana-avrat, çoluk çocuk da dahil koro halinde küfür var. Maçın daha ilk dakikaları üstelik durum berabere. Korner atılamıyor. Ne varsa sahaya yağıyor. 3-4 kere maç duruyor. Sürekli Beşiktaşlı Kalkavan dedikleri hakem de baskı altında. Pepe'ye gösterdiği kırmızıyla üstüne tüy dikmiş ve otorite çoktan elden kaçmış vaziyette. Ama nasıl bir kıskançlık, nasıl bir kin ve 15 yıldır şarkısını unuttukları şampiyonlar ligindeki süksemiz. Tinerci dedikleri takımın Dünya markası oluşunun verdiği hazımsızlıkla elde avuçta ne varsa yağdırdılar. Yetmedi çıkış tünelinde 1 kişiye 10 kişiyle saldırıp linç girişimi. Çünkü amaç belli. Şampiyonluktan erken kopan takıma hiç olmazsa Türkiye Kupası kazandırmak. Önemli olan kazanmak zaten. Neticesinde kazanalım da hangi yoldan olursa olsun önemli değil. Çünkü Beşiktaşla çıkıp korakor oynamak ve maç kazanmak ya da puan almak çok zor. Önce suyu bulandıracaksın. Hakemi de rakibi de baskı altına alacaksın sonrası kolay değil mi?

Oynadığımız maçlara geriye giderek bakın. Olaysız maç neredeyse yok. Sürekli kırmızı ve sarı kartlarla yoğun biçimde doğranan biziz. Ama hep şikayet eden onlar nedense. Artık yeter. Buraya kadar sabrımızı sınadık tamam. Ama efendiyiz dediysek şamar oğlanı değiliz haddini bilecek herkes. Önce sahaya atılanları görmezden geldiler. Bizim futbolcularımızı suçladılar. Ricardo hayatının en sakin maçını oynuyordu. Seyirciye dilini mi çıkardı. Yoksa elini şortun içine soktu da Biz mi görmedik? Böyle paspallıkları bizim stadımızda RVP'den gördük. Ne çabuk unuttunuz? Şenol hoca kafasına 2 defa darbe aldı .Numara yapıyor dediniz. Önce peluş, sonra koltuk parçası oldu. Ne var canım küçük para dediniz. Atan adam çakmak attım diyor. Hala işin inkar tarafındasınız. Kafasında dikiş yok makyaj yapılmış dediniz. Sonra da bilerek dikiş atılmış diyerek alayınız cerrah doktor oldunuz. Şu ana kadar da tek bir yöneticiniz bile özür dilemedi. Çünkü özür dilersek suçu kabulleniriz diye düşünüyorsunuz. Zaten verilen demeçlerle suçu kabullendiniz farkında değilsiniz.

Beşiktaş hakemlerden sonra soyunma odasına gitti. Hoca hastanelik olursa maç zaten can güvenliği olmadığı için iptal edilir doğrusu bu zaten. Beşiktaş yönetimi sahayı terk edin demedi beyler. Hakem maçı durdurdu bilmem farkındamısınız? Şimdi peki ne olacak? Bana da soruyorlar kaldığı yerden devam mı edecek diye.

Maç şiddetli bir doğa afeti yüzünden ya da elektrik kesildiği için yarım kalmadı. Fenerbahçe taraftarı defalarca sahaya birşeyler attığı için yaralananlar ve tekme yumruk saldırıya uğrayanlar olduğu için, Fenerbahçe yönetimi evine gelen misafirine güvenli bir ortam sağlayamadığı için maç yarıda kaldı. Kurallar faturayı ev sahibi takıma kesiyor kesin ve net. Fenerbahçe bu maçı 3-0 hükmen kaybetti ve elendi. En az 3 maç sahasının kapatılması da söz konusu. Çarşamba günü toplantının sonunda aksi bir aklama kararı çıkarsa. Ülkede hiç bir statta güven içinde maç oynanmaz. Kaos yaratarak maç kazanmak amacıyla yola çıkanlar. Daha öncekiler gibi sıyrılırız sandılar ama bu defa kendi ayaklarına sıktılar. Zaten gelin bu maçı tekrar edelim diye bir durum asla olamaz. Beşiktaşın bu yönetimi bedeli ne olursa olsun o maça çıkmaz ve sonraki yıllarda Türkiye Kupasına da katılmaz. Bu olaylı maçtan sonra Fenerli bir arkadaşım aklı sıra bana takıldı. "Abi kaldığı yerden devam etsin maç. Yoksa 10 kişi kaldınız diye korkuyor musunuz?" Şöyle cevap verdim; "Dinle beni kanaryam, Beşiktaş hiçbir takımdan korkmaz bu bir. Kadıköyde 9 kişiyle, kaleye Pancu'yu koyup 4 leyip çıktık ordan. Ne korkusundan bahsediyorsun?" Konuşmanın devamında ise "tünele giriyorum abi sonra ararım"

Bizim şu anda bunlara takılmayıp her maçımızı almaya bakmamız lazım. Galatasaray'ı kendi evinde kesinlikle yenmemiz gerek. Ligin boyu kısalıyor. Son düzlükte hep 3 puan almalıyız. Sakin kalmalı ve takımı eksik bırakmadan işimize bakmamız lazım. Günümüz beyaz. Gecemiz siyah. Yolumuz üçüncü şampiyonluk olsun.

SİYAAAAAHHHH..!


PUAN DURUMU Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Başakşehir 12 8 3 1 12 27
2 Galatasaray 12 7 2 3 8 23
3 Kasımpaşa 12 7 1 4 7 22
4 Yeni Malatyaspor 12 6 3 3 9 21
5 Antalyaspor 12 6 2 4 -2 20
6 Ankaragücü 12 6 1 5 2 19