Üçlük

Bursaspor maçının zor olacağını biliyorduk. Antalya Stadı'nın açılışını biz yaptık; Bursaspor'un yeni stadını da Beşiktaşım açacak diye bekliyorduk ama kısmet eski stadın kapanışına vesile olduk.

Zafer Algöz

UEFA yorgunu olduğumuz belliydi. Perşembe akşamı zorlu bir L. Moskova maçından sonra sadece yarım gün dinlendik ve maçtan 1 gün önce Bursa'ya gittik. Eğer 'Bursa bize yakın o yüzden maç sabahı gidelim' deseydik takımın direnci falan kalmaz maçı kaybedebilirdik. Şenol Hoca'yı kutluyorum, takımı 1 gün önce götürüp en azından yol yorgunluğu, hava değişikliği gibi olumsuz koşullardan çıkarıp dinlenmesini düşündüğü için. Bursaspor diri ve iyi oyuncuları olan ve giderek düzelen tempolu bir takım. Buna rağmen adam gibi 3 gol pozisyonu bulabildiler. İlkinde TOLGA, karşı karşıya kaldı topun önüne uçarak engelledi. İkincisinde direkler izin vermedi. Üçüncüsünü ise maçın ikinci yarısında araya çıkarılan gol pasını kesen NECİP önledi. Maça iyi başladık. QUARESMA ve SOSA orta sahadaki top kapma savaşında yetersiz kalınca rakip üzerimize dalga dalga gelmeye başladı. Maç boyunca QUARESMA'nın yaptığı tek olumlu iş M. GOMEZ'e kenardan getirip ayağının dışıyla attığı nefis gol pası oldu. GOMEZ'in vurduğu top kalecinin altından geçti ama şans işte gitti Bursasporlu oyuncunun topuğuna vurup korner oldu. Bursaspor kalesine korner atmak ise nerdeyse ateşe atlamak gibiydi. 'Sahaya atılan yabancı maddeler' dedi spiker. Bunlar yabancı maddeler değil, yabancısı olmadığımız maddeler. Taş, çakmak, bozuk para, patlayıcı torpiller, çata-patlar... Oyunu çirkinleştirmeden dikine oynamak isteyen bir takımın taraftarının yaptıklarına bakın. Neymiş efendim, maç öncesi ısınırken QUARESMA o köşe tribünlerindeki taraftarları tahrik etmiş o yüzden olmuşmuş. Ne yapmış peki? Şortunu mu indirmiş, el-kol hareketi mi yapmış? QUARESMA da kusura bakmayın ama gerizekalı değil. Türkiye'ye ikinci gelişi. Edilen küfürleri ve hakaretleri elbette çok iyi anlıyor. QUARESMA'yı boşverin. Aynı köşeden G. TÖRE de korner atamadı. Onun suçu neydi peki? Eğer Futbolun ceza kurulları adam gibi bilet keserse Bursaspor yeni stadında taraftarsız 1-2 maç oynamalı. Yıllardır başarısız yöneticilerin dikkat dağıtmak için körüklediği ve bunu verdikleri demeçlerle ve transfer zamanı yaptıkları ani "U" dönüşleriyle diri tuttukları Beşiktaş düşmanlığı artık kabak tadı vermeye başladı.
'Maçtan 1 gün önce Bursa'ya gidip takımı dinlendirmesi Şenol Hocanın artısıydı' dedim. Ama bence maça yorgun olan QUARESMA ile değil, OLCAY'la başlamalıydı. Oyundan giderek düştü. Önce sarı kart gördü sonrasında orta sahada kayarak bir müdahale yaptı; yüreğimiz ağzımıza geldi 'Eyvah 2. sarı geliyor' diye. Ricardo'nun sağı solu belli olmuyor ama artık şurada bir gerçeğin altını çizmek lazım; QUARESMA bizim lig maçlarında ilk 11'de başlayınca çok etkili olamıyor. Yorgun takımların belalısı oluyor. Yaş tabii 30'lar sınırının üstüne doğru çıkınca beyin ne kadar hızlı olursa olsun ayaklar gitmiyor ve refleksler yavaşlıyor ve giderek sinirleniyor. Eeee peki ATİBA 32 yaşında ona ne diyeceğiz? ATIBA'ya sadece 'Helal olsun, Allah seni sakatlıklardan korusun' diyeceğiz. Beşiktaşımın siyah incisi yine muhteşem oynadı. Bu adamın şayet ikiz kardeşi falan varsa hemen yedek olarak takıma almalıyız. Yorulmak nedir bilmiyor. Hele bir ara tek başına kaleciye bir presi var ki... İş ciddiyeti, oyun aşkı, yardımlaşması, rizikosuz oyun mantelitesi herkese örnek olmalı.

SOSA yerine NECİP girince orta sahanın ve defansın biraz yükü hafifledi ve OĞUZHAN daha ofansif oynamaya başladı. M. GOMEZ'e bir türlü beklediği topları atamadık. Maçın son periyoduna doğru girilirken maçı izlediğim arkadaşlarımın hemen hepsi 'Zor deplasman, beraberlik iyi sonuç' dediler. 'Şenol Hocam ya OLCAY'ı ya da CENK'i oyuna alırsa gol atarız ve alırız maçı' dedim. 'Çok zor' dedikleri anda OLCAY oyuna girdi. Hani bu sayfada sürekli 'OLCAY düşmanlığı yapan ondan bir şey olmaaazz, atalım, hemen satalım' diyen bazı çok bilmişlerin arkasından salladıkları OLCAY. Bakın muhterem çok bilmiş 'misafir 1498' gibi rumuzlarla sallayan nöbetçi hakaret memurları. OLCAY için 'Bazı maçlarda kötü oynadı, çok pas hatası yaptı, gol kaçırdı, gol pasını veremedi' diyebilirsiniz. Hiçbir maçında sahada yürüdü, koşmadı, mücadele etmedi, sorumluluk almadı diyemezsiniz. Yukarıda Allah var, çarpılırsınız. OLCAY bu takımın orta sahasında çok etkili bir oyuncu. Presi koyduğu zaman rakip orta saha ve defans topu ileriye çıkarmakta zorlanıyor. Öyle olunca takım halinde pozisyon alıp yerleşimimiz rahatlıyor. Dün oyuna girer girmez Beşiktaşım toparlandı. Köstebek gibi kenarlardan Bursaspor'u ince ince kemirmeye başladık. Daha önce Gaziantep ve Antalya maçlarında gördüğümüz gibi üst üste kısa paslarla yüklendik. Üst üste sanıyorum 4-5 korner attık. 'Ne oldu Zafer Abi hani maçı alıyorduk' derken bir Beşiktaşlı kardeşim, 89. dakikada OLCAY'la başladık. Play-Station oyunu gibi tiki-takalar, ATİBA'nın muhteşem servisi (Hani voleybolda filenin üstüne smaç için topu çıkarırsın ya aynı o lezzette asisti) Sonrasında OĞUZHAN'ın alt köşeye topu yerleştirmesiyle evde bir sevinç yumağı. Son saniye mucizesi ÜÇLÜK basket gibi. Sadece 3 puan değil, rakibimiz GS'nin yenildiğini de hesaplarsak 6 puanlık bir maçı kazandık. Şimdi dinlenme zamanı. Yorgun ayakların ve bedenlerın dinlenmesi için liderin biraz zamana ihtiyacı var.

Hocamızın dediği gibi 'Bizden daha dirençli ve diri bir takımla oynadık. Kaybedebilirdik, berabere kalabilirdik' Ama maçın son periyodunda oyuna giren OLCAY, bu maçı çevireceğiz inancını tüm takıma ateşledi ve mucize ÜÇLÜKle önemli bir deplasmanı geçtik. ERSAN'ın bileğine bastılar, onun dışında sakatsız firesiz eve döndük. En güzeli de bu değil mi zaten. KARAKARTAL zirvede yarışa devam ediyor. Her koşulda destek verirsek, inanırsak bu uzun yarışı zirvede tamamlayacağız. SİYAAAAAHHHHH..!

Zafer Algöz/HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Beşiktaş 22 15 5 2 26 50
2 Medipol Başakşehir 22 13 7 2 22 46
3 Galatasaray 22 12 4 6 18 40
4 Fenerbahçe 22 10 8 4 20 38
5 Antalyaspor 22 10 5 7 -1 35
6 Trabzonspor 22 9 5 8 -1 32