Zafer Algöz 21 Ocak'ta görüşürüz

Zafer Algöz

Henüz kaybedilmiş bir şey yok. Şampiyonluk yolundaki rakiplerimiz Avrupa yolunda Kapıkule’den vize alamadan ve kasaba takımlarına elenerek eve döndüler. Başakşehir, 2 cephede savaşacak gücünün olmadığının farkındaydı ve bütün ağırlığını lige vererek ilk yarıyı zirvede tamamladı. Bu sene kimse şampiyonluğu çantada keklik görmesin.Trabzonspor da bu yarışın içinde olacak. Şampiyonluk mücadelesi 5 takımın birbiriyle yapacağı maçlarla şekillenecek. Şimdi biraz geriye yaslanalım ve hesap yapalım. Şu anda zirve mücadelesi yapan takımların içinde en çok maç yapan futbol takımı biziz. Üstelik 2 yıldan beri Avrupa’nın çok kuvvetli takımlarıyla kafa kafaya mücadele ettik.Onlara Beşiktaşımızın nasıl takım olduğunu içerde ve dışarıda çatır çatır ispatladık. Türk futbol tarihinde ilk defa guruptan yenilmeden çıkan ve üstelik lider olarak zirveye adını yazdıran tek takım biziz. 5 yıl içinde bitmez denen stat projesinden dalga geçtikleri "Feda" yılımızdan başlayarak “Gururlan” dedik, “Vefa” dedik. Şimdi tabii ki işin "Sefa"ya doğru gidişini görmeye dayanamayan kıskanç ruhlar da var. Beşiktaşımızın hakkını teslim eden de.

“Bir daha bu kulüpten içeri giremez. Bu son skandaldan sonra maçlara bile gelemez” dedikleri hocalara can havliyle sarıldılar. Ligin başında şampiyon ilan ettikleri zaman ne yazmıştım hatırlatayım: "Galatasaray, henüz sıkı takımlarla oynamadı. 2 beraberlik, 1 yenilgi taksimetreyi sıfırlar." Nitekim öyle oldu. Hemen Tudor'u gönderip Fatih Hocayı getirdiler. “Aman hoca kurtar bizi fillerden.” Şimdi bakıyorum sanki tüm maçları kazanmış gibi şişiriyorlar. Fenerli dostlar da kusura bakmasınlar. Şu kadro ve şu futbolla hala yarışın içindeyse 33 puanın 15'ini MHK'nın sürekli Fenerbahçe maçlarına verdiği Ali Palabıyık ve Fırat Aydınus sayesinde geldiğini de unutmasınlar. Ama Başakşehir’i ve Trabzonspor’u takdir etmek lazım. Abdullah hocanın sakin ve akıllı oyun planları aynı şekilde bir daha kendine gelemez denen Trabzonspor’u yeniden yarışın içine sokan Rıza Kaptanı da takdir etmek boynumuzun borcu.

Futbol, basketbol gibi bir oyun değil. Kuvvetli takım kendinden zayıf bir takıma puanlar kaybedebilir, işin doğasında var. Son Sivas maçında olduğu gibi. Atamayana atarlar denen tuhaf kural yine kendini hatırlattı. Uzaktan kalecimizin üstüne gelen top ellerinden kayınca ilk golü yedik. Koca maçta 1 tane korner attılar, top gitti geldi kalemize girdi. Başarısızlık olunca eleştirmek herkesin hakkı elbette. Ama acımasızca ve saygısızca olunca insan çileden çıkıyor. "Şenol Hocayı derhal gönderin." “Emredersin Paşam. Başka bir emriniz?" Bu nedir yahu? “Asıl Şenol Güneş maç seçiyor, takımı küçük maçlara motive edemiyor." Yıllardır futbol izlerim böyle saçmalık görmedim. Hoca ne diyor peki? "Rakip zayıf kendinizi sıkmayın, nasıl olsa rahat geçeriz." Hiçbir teknik adam böyle saçmalıklara malzeme olmaz. Böyle konuşmaz. Oynamadan bir maçı çantada keklik göremezsin. İnanmayanlar Fenerbahçe’nin ve Galatasaray’ın elendiği rakipleri hatırlasın derim. Sürekli 2 cephede savaşmak, Avrupa’da ve Türkiye’de devamlı savaşmak, belli ki hem Şenol hocayı hem de takımı mental ve fiziksel olarak çok yormuş yıpratmış.

Şimdi biraz tatil yapıp tekrar 2. yarı hazırlıklarına başlayacağız. 21 Ocak’ta Antalya deplasmanıyla başlayıp. 10 hafta sonra Başakşehir’le oynayacağız. Arada Fenerbahçe,Trabzon ve 2 Bayern Münih maçımız var. Lige 3 puanla fırtına gibi girip sadece önümüzdeki haftaya odaklanacağız. Maç maç gideceğiz. Devre arasında gidenler gelenler olacak. Lige başlarken transferlerin geç katılmasıyla sezona istediğimiz tempoyla girmemiştik. Ama şimdi ana iskeletimiz hazır ve ilk yarıdaki gibi sürekli Şampiyonlar Ligi yorgunluğu olmayacak. Başlamak önemlidir ama bitirmek şampiyonluk getirir. Bu uzun yarışı soluğu kuvvetli olan önde bitirecek. Bu ligin en iyi hocası ve oyuncuları Beşiktaş’ta. Dünyanın en pahalı takımlarından PSG bile 2 yılda bizim topladığımız kadar puan alamadı daha ne diyorsunuz Allah aşkına?

Şenol hoca çok hata yapıyormuş, ona yardımcı şartmış. Tamam da aynı hoca yardımcısı olmadan Şampiyonlar Ligi’nde yenilmeden lider çıktı. Ona ne bahane bulacaksınız? Tercihleri ve oyun şablonu yanlıştı demek ve karşılığında öneriler sunmak elbette kıymetlidir dinlersin. Ama “Maçı okuyamıyor, bu işi bilmiyor, yardımcı alın yanına, galiba aklı hala Milli Takımda.” El-insaf. Bu takımı taşıyamıyor,oynatamıyor. Çok ayıp ve çok yazık. 2 yıl içinde dünyada 1 milyar insanın seyrettiği Beşiktaş’ı yaratıyorlar. Yönetim de işi bilmiyor, Şenol Güneş de öyle mi? Sorsan “Beşiktaş’ın iyiliği için konuşuyoruz” derler.

Şenol hocama haddim olmayarak ben de bazı önerilerde bulunacağım. Dikkate alır mı, almaz mı bilemem. Beşiktaş ikinci yarıya 2 ayrı takım düzeni oluşturmalıdır. İç saha takımı ve deplasman takımı kurgusu farklı olsa oynatamadığı oyuncuların da hazır olmasını sağlar, kırgınlık ve küskünlüklerin yeşermesini engeller. Sanki tek golcüyle çıkmak kuralmış gibi bu ısrardan vazgeçmeli Cenk ve Negredo aynı anda oynamalıdır. Özellikle bizim lig maçlarında ikisi de oynarsa rakip kim olursa olsun. 4'lü defans korkudan orta sahaya bile gelemez. Sivas maçında 45'er dakika yerine tüm maç oynasalardı farklı kazanırdık. Hafta içinde sakatlanan Talisca’yı ilk 11'de 94 dakika oynatmamalıydık. Onun yerine Atiba çıkınca orta sahamızı Medel tek başına taşıyamadı ve çöktü.

Quaresma ise başka bir önemli nokta. Son maçtan sonra baktım, sosyal medyada taraftar ikiye bölündü. Devre arasında satalım, ayağımıza kurşun sıkıyor. Hiçbir yere gidemez, ayağının dışı canımızın içi. Formunda olan Quaresma’yı hangi takım istemez? Ama aklını oyuna veremediği zaman kaçak ve savruk oynuyor ,faydalı olamıyor. Ligin başından beri oynadığı maçlara bakın. İçeride çok etkili ama deplasmanda idare ediyor. Giderek oyundan düşüyor. Çünkü profesyonel futbolcunun duygusallıktan kaçıp işine konsantre olması gerekir. Bizim taraftarın önünde şova çıkar gibi sahaya çıkıyor. Tribünler onun adını bağırınca vites büyütüyor. Deplasmanda rakip takımdan küfür, ikili mücadelelerde tekme yiyince sıradan bir oyuncu oluyor. Sürekli aldığı her topu içeri kesiyor. "Ben ortamı yaparım gerisine karışmam." Böyle kaçak güreşen kanat oyuncusu tavrı yakışmıyor. Babel gibi içeriye de girmeyi zorlaması lazım. Babel’in kaç gol attığına bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Oyundan çıkınca el-kol saydırıyor, bileğe bağladığı sargı sahaya atılıyor falan. Portekiz Milli Takımı’nda yedek de otursa bitime 8 dakika kala da girse sorun yok istekli ve gülerek görev yapıyor. Ama iş Beşiktaş’a gelince kapris kıyamet. Bütün duran toplara saldırıyor. Sağdan soldan korner, serbest vuruş, hepsini o atsın istiyor. Maçlarda istatistikler görüyoruz. En çok koşan, en çok pas yapan, olumlu pas, şut, korner… Beşiktaş’ın maçlarında kameraların en çok gösterdiği oyuncu kimdir? Söyleyeyim cevabını… Uzak ara Quaresma. Futbolcuların çoğunda baklava görünümlü karın kası ve vücuda dövme yaptırma salgın halde. Ronaldo bile gol atayım da dünya alem kaslı ve dövmeli vücudumu görsün diye can atıyor. Quaresma da dövmeler ve vücut yeterince beğeni alsın diye duran toplara saldırıyor zaten. Çünkü kameralar topun başındaki adamı çekiyor hep. Koca maçta 8 duran topun başına geçsen toplamda 4-5 dakika kendini ekran yıldızı yaparsın. Oysa beklentimiz ekran yıldızı olması değil, Beşiktaş’ın yıldızı olmasıdır. Deplasman maçlarımızda kesinlikle Lens 90 dakika ısrarla oynamalıdır. Takıma gelenlerden uyum sorununu çözemeyen tek futbolcumuz. Her fırsatta 90 dakika oynamasında ısrar edilmeli diye düşünüyorum. Ricardo’nun da artık bu küsmeleri, kaprisleri bırakıp iyi örnek olması lazım. Onun deplasmanlardaki etkisiz futbolu Talisca’nın da oyununu olumsuz etkiliyor. Quaresma’nın attığı kornerlerin çoğu ön direkteki adamı aşmıyor. Ya bu sevdadan vazgeçirmeli ya da öğrenmenin yaşı yoktur misali devamlı korner çalışması hepimiz için faydalı olur düşüncesindeyim.

Yazımın başında söylemiştim. Takıma gelenler, gidenler olabilir. Bayern maçını ve ligin ikinci yarısını forse edecek gücümüz var. 2 yıl şampiyon olduk. Bu yıl 3. şampiyonluğumuzu alacağız. 2 yıldır ülke puanına bizden başka katkı yapan yok. Altın tepside başkalarına bu itibarın getirdiği nimetleri ikram etmeye niyetimiz yok. 21 Ocak’ta Beşiktaş kasırgası yine yeri göğü sallayacak. Hem ligin hem de Şampiyonlar Ligi’nin gözde kulübüyüz. Asla pes etmeden yine şampiyon olacağız. Siyaaahhhh!!!


PUAN DURUMU Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 34 24 3 7 42 75
2 Fenerbahçe 34 21 9 4 42 72
3 Başakşehir 34 22 6 6 28 72
4 Beşiktaş 34 21 8 5 39 71
5 Trabzonspor 34 15 10 9 12 55
6 Göztepe 34 13 10 11 -1 49