Denizanası

Denizanaları çok enteresan canlılar. Canlı ama enteresan özellikleri var mesela; denizanalarında kalp, ciğer, iç organlar, göz yok. Kemik, kıkırdak yok.

Zafer Algöz

Büyük çoğunluğu sudan oluşuyor. Bir canlı ya da bir saldırı hissederse kendini savunmak ya da avlanmak için yakıcı bir hücre yığını salgılıyor. Nasıl besleniyor ve içinde kan, kas ve doku olmadığı halde nasıl hareket edebiliyor? Denizde görmüşssünüzdür bir yumak gibi büzülüyor sonra açılıyor bir çok kolu varmış gibi hamle yaparak büyüyor ve açılıyor. Şimdi 'Bu bilginin futbolla ne ilgisi var?' diyeceksiniz haklı olarak. Anlatayım... 16-Mart-2014 yani gecen sene Barcelona Maratonuna gitmişken 1 gece önce Barcelona-Osasuna maçına gittik. Heyecanlıyız kolay değil dünyanın bence en büyük markasını canlı izleyeceğiz. Maçın başlamasına 30 dakika kala yedeklerde dahil ısınmaya çıktılar. Hiç topla oynamadılar. Germe-açma, plastık kapaklar arasında parmak ucu ve ufak tefek slalomlar ve ısınmanın sonunda takımı tam ortadan böldüler, sahanın enine iki sıra yayıldılar. Karşılıklı iki kişiye bir top verdiler. Önce kısa kısa sağ sol sonra giderek mesafeleri daha da uzattılar. Öyle oldu ki bir sağ ayak bir sol ayak birbirlerine 40 metrelik uzun paslar. Ama ne paslar adrese teslim hepsi. Sahanın diğer yarısında Osasuna ise daha çok topla ısındı hem de 45 dakika kadar. Televıizyon maçlarda sadece topun olduğu bölgeyi gösteriyor ama maçı canlı izlerseniz hele bizim ki gibi ballı koltuklar bulmuşsanız yukarıdan takımların nasıl oynadığını daha net görüyorsunuz.

Barcelona 'Denizanası' gibi hareket ediyor. Topu kaptırınca büzülüyor. Yakalayınca çok çabuk açılıyorlar. Bunu 6 kişiyle yapıyorlar. Messi yani majesteleri ilk 10 dakika sahada hiç görünmedi. Maçı tv'den izleyenler 'Messi yok oyunda galiba?' diye düşünmüş olabilir. Ama statta neler yaptığını görüyorsunuz. Bazen orta sahada duruyor. O durunca yanında ve 1 metre ötedeki ikinci muhafız da duruyor. Öyle olunca eksik olan bölgelere diğer oyuncular denizanaları gibi sızıyorlar. Derken müthiş bir tek pas trafiği, mecbur kalmadıkça kimse çalım atmıyor. Tek pas alıyorlar, veriyorlar. Rakibi pas manyağı yapıp denizanalarının püskürttüğü zehirli hücreler gibi rakibi bloke ediyorlar sonunda öldürücü darbeyi vuruyorlar.
Maçın başında arkadaşım Can Yılmaz 'Abi, Messi bugün gününde değil galiba bizdeki şansa bak' dedi, dedim ki; 'Hocam, majesteleri şu anda lastikleri ısıtıyor birazdan görürsün' Maç 7-0 bitti. Messi 3 gol attı. Kariyer rekorları falan kırdı ki statta kıyamet koptu. Bir an olsun 2 takım da tempoyu düşürmedi. 7 gol atan 12 neden olmasın iştahıyla oynuyor. 7 gol yiyen Osasuna ise dayak yedikçe ringden kalkan boksör gibi onur savaşı veriyor. Peki bu adamlar paraya, skora, başarıya, kupalara neden doymuyorlar ve hep aynı şevkle oynuyorlar? İşte buna 'Meslek aşkı ve profesyonellik' diyorlar.

Taraftar bizim gibi değil. Bilinçli tiyatro seyircisi gibiler. Gollerde, güzel organizasyonlarda, sert faullerde ya da uzaktan atılan sert şutlara tepki veriyorlar. Rakibi de alkışlıyorlar. Sadece kale arkasında 200 kişi var, onlar maçın başından sonuna kadar durmuyorlar tıpkı Barcelona gibi... Rüya gibi bir gösteriye tanık olduk. Çıkışta şunları tesbit ettik. Tabii ki birçok futbolsever biliyordur ukalalık yapacak değilim. Takımda gol atma oranı çok yüksek 6 orta saha ve hücum hattında oynayabilen sistemleri var. O yüzden kimi tutacağını şaşırıyor rakipler doğal olarak. Müthiş bir arkadaşlıkları var. Isınırken de oynarken de hep yüzleri gülüyor. Hata yapana kimse kızmıyor ve elle kolla seyircinin önüne atmıyor. Kimse de yükseklerde gezen ego yok. Messi bile sanki başka mahalleden gelmiş yetenekli ve sevimli haliyle ve de efendiliğiyle kendini sevdirmiş çocuk gibi inanın adamın sevinci bile terbiyeli (Barcelona'dan İbrahımovic'i paketleyenin o olduğunu da hatırlatmış olalım) Rakip çok kapanırsa bu defa defansta cepheye katılıyor. Oyun sıkıştığında nerede faul alınacağını ve topu kaptırınca nerede faul yapılacağını iyi biliyorlar. Eğer rakibin arkası Barcelona kalesine dönükse salak gibi arkadan tekme ya da çift dalma gibi hatalar yapmıyorlar. Yanda 2 boşta arkadaşı varken hiç kimse bacak arası atmak ya da çalım atmak gibi tehlikeli işlere girmiyor. Topu kaptıran kim olursa olsun ilk önce o saldıyor takımın yerleşmesi için bilerek 3 kişiye basıyor. Topu kapamayacağını biliyor ama 3 kişi 3 pas yapınca o sürede bakıyorsun Denizanası hemen yumak gibi büzülüyor. Giderek alanı topluca daraltınca bir şekilde topu alıyorlar zaten.

En çarpıcı tarafı, kaleci de dahil bütün oyuncular iki ayağını da müthiş kullanıyor. Öyle olunca 22 kişi gibi oluyorlar. Dünyada artık büyük takımlar böyle özelliklere sahip oyuncular arıyor ve buluyorlar. İngiltere'nin, Almanya'nın, İspanya'nın büyük takımlarında artık iki ayaklı yıldızlarla dolu. Peki biz ne zaman böyle oynayacağız, insan gıpta ediyor. Önce şunu söyleyeyim, Beşiktaş'ta 2 ayağını da çok iyi kullanan oyuncu sayısı şu anda hiçbir takımda yok. Mario Gomez, Cenk Tosun, Gökhan Töre, Sosa, İsmail Köybaşı, Beck, Tolgay, Veli, Olcay, Atiba, Kerim... Adını unuttuğum varsa bağışlasınlar. Takım olmak kolay değil. Ama bizim için zor da değil. Takımın ana iskeleti zaten sağlam. Bu takımın önce arkadaşlık ruhunun oturması lazım ve sorumluluk bilincinin oluşması lazım.

Gökhan Töre'nin mecbur kalınca 3 kişinin arasından denizanası gibi kayması muhteşem. Ama 3 arkadaşı pas verecek durumdayken 2 kişinin arasına dalıp kaptırması hoş değil. Quaresma artık futbolunun son durağında adına yakışır sorumlulukta oynamalı. Çalım derdine düşüp topu kaptırınca eli belinde seyretmeyi bırakmalı. İlk reaksiyonu o gösterse emin olun takımı ateşler. Gençler maçında ilk 45 dakika en büyük hatamız herkesın kahramanlığa soyunması oldu. Top kime gelse çalım atmak istedi, ezildi, ezildi top. Bu yüzden tempomuz falan çok kötüydü. Gerçi anlı şanlı yorumcularımız, şansıyla kazanan Galatasaray'ı ve Bursa maçının 80. dakikasından itibaren yorgunluktan yerden kalkmayan Fenerbahce'yi de şişirdiler biliyorsunuz. Bize gelince hep negatif ve yıkıcı yorumlar Hele bazıları için 'Bunlar nasıl Beşiktaşlı' diyorum. Beşiktaşlıysan adil ol. Hem iyi olanı hem kötü olanı dile getir, yol göster, yapıcı eleştiri yap. Ama nerde?

Hariçten gazellere fazla takmamak lazım. İddia edıyorum Türkiye'nin en iyi takımı biziz. Fenerbahçe maçında tempoyu düşürmek isteyecek olan rakibimize aman vermemeliyiz. Her zaman yüksek tempoda oyuna zorlamalıyız. Ne olursa olsun öne geçmeliyiz. Eğer Mr.Bilic gibi özellikle tek golcüyle çıkarsak rakip defansı dinlendiririz ve Bruno Alves'in ekmeğine yağ süreriz (Onun profesyonel çirkefliklerine karşı uyanık ve sakin olmalıyız.) Şenol Hocam'a da bir ukalalık yapayım. Eğer 4-4-2 başlarsan Fener defansı orta sahayı geçemez. Nani'nin koridorunu kapatırsak ve SOSA'yı forvet ikilisinin hemen arkasına devreye sokarsak bence maçın yıldızı olur. Sağdan soldan formda bir GÖKHAN ve OLCAY da gelirse hakem su molası yanında oksijen molası bile verir.

Yeri gelmişken HALİS ÖZKAHYA'ya da sözüm var elbette. Hatırlarsanız çizgiye bastı dıye penaltı öncesi ATIBA'yı dışarı atmıştı. Sonra Fenerbahçe'nin bir maçını yönettı penaltı verdi, izledim. Penaltıdan önce sahanın içinde bir ben yoktum. Ne uyarı yaptı ne de atışı tekrarladı. 3 cm çizgiye bastı diye adam atan Hoca, Galatasaray'ın maçında acımasızca bileklere, aşil tendonlarına, ayak bileklerine, ayak tarak kemiklerine basan, hayat söndürmeye giren Pitbull Melo'yu 96 dakika sahada tuttuğu gibi sarı kart bile göstermedi. Bizim ondan adalet falan beklediğimiz yok. Yeter ki zırt pırt maçın temposunu kesecek karizma savaşlarına girmesin. Maçı beden eğitimi öğretmeni gibi değil, futbolu güzelleştiren spor adamı gibi yönetsin. Sana söz Halis Hoca, 'Biz çizgilere basmayacağız. Sen de nasırımıza basma'

Herkesin Bayramı kutlu olsun. BEŞİKTAŞLILAR, BEŞİKTAŞ'TAN BAYRAM HEDİYESİ İSTİYOR. SALDIR BEŞİKTAŞIM... KORKARSAN KAYBEDERSİN... SALDIR ALLAH AŞKINA BEŞİKTAŞ, SİYAAAAAHHHHHHHH!

Zafer Algöz/HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Beşiktaş 32 21 8 3 35 71
2 Medipol Başakşehir 32 19 10 3 33 67
3 Fenerbahçe 32 17 9 6 26 60
4 Galatasaray 32 18 4 10 23 58
5 Antalyaspor 32 15 7 10 1 52
6 Trabzonspor 32 14 8 10 6 50