Zaferin İnancı, inancın zaferi

Neden bu başlığı kullandım anlatayım.

Zafer Algöz

 Liverpool'a ilk maçta kaybettik. LİVERPOOL'UN AKLINI ALACAĞIZ diye bir yazı yazmıştım. Yazımın sonunda herkes inancımı daha net görsün diye heceleyerek E-le-ye-ce-ğiz diye bitirmiştim yazının sonunu. Maçtan önce ki yaımı da hatırlarsanız SAKİN ve AKILLI diye yazmıştım. Yazının bütününü merak edip bir daha okursanız muhteşem rövanş maçımızın öncesinde sanki olacakları önceden görmüşüm gibi yazmışım. Bu yazılarımın altına "misafir"rumuzuyla yapılan bazı yorumları hatırladım.."Yaa sen futboldan anlamıyorsun git artistlik yap", "Milleti böyle beklentilere sokma sen nerde yaşıyorsun?". Sanıyorum onlara en güzel cevabı TOLGAY golden sonra SUSSS! diyerek verdi. Bu Zafer kardeşinizin inancıydı. Tıpkı benim gibi milyonlarca Beşiktaşlının da bu inancı taşıdığına eminim. Öyle olmasa Atatürk Olimpiyat Stadı ağzına kadar dolar mıydı? Özellikle maçtan sonra hemen yazmadım. Öncesinde Beşiktaş'a sallayan ve hiç şansı yok ya da Beşiktaş'ın tur şansı %5 diyerek ukalalık yapanların nasıl tornistan yapacaklarını görmek istedim. Nitekim gördüm de... Maçtan 3 saat önce çileli bir yolculukla Olimpiyat'ta yerimizi aldık. Gözüm hep saatte. Allah'ım zaman bir türlü geçmiyor sanki, saat bugün normalden daha yavaş ilerliyor dedim arkadaslarıma. İnanın maça yurt dışından ve yurt içinden çok fazla taraftar geldi. Isparta'dan, Bursa'dan, Eskişehir'den, Ankara'dan, Adana'dan, Konya'dan, binlerce Beşiktaş sevdalısı.

Maç baslamadan dudaklarda dualar "Allah'ım sen utandırma" dilekleri ve santrayla beraber itidallı dikkatli ve soğukkanlı oynayan bir Beşiktaş. Oynadığı futbol temposunun çok üstünde Dünyanın en büyük taraftarının muhteşem coşkusu. Liverpool oyuncuları ısınırken, Liverpool taraftarı ise tribünlerde cep telefonlarıyla bol bol kayıt yaptılar şaşkınlık içinde. Bu arada Liverpool taraftarı 10 sene önceki Şampiyonlar Ligi finalinde kendilerini destekleyen Beşiktaş taraftarlarına ve İstanbul'a sevgi pankartları açtılar. Hele hele efsane başkanımız Süleyman SEBA'ya saygıyla diye açılan pankart alkışlarımızı aldı.

Maç genelinde kimseye adam markajı yapmadan takım halinde yardımlaşarak muhteşem savunma yaptik..Oysa Liverpool Demba BA ve Gökhan TÖRE'ye her yerde 2-3 kişiyle pres yaptılar. Demba belki televizyondan izleyenler için cok formda değil galiba gibi bir düşünce oluşturmuş olsa da işin aslı öyle değil. Liverpool savunmasının arasında Kara Panter gibi deparlar attıkca korku saldı ortalığa, kimse hücuma çıkamadı. Üstelik Demba, Gökhan ve Sosa sakat olmalarına rağmen maçta her şeylerini ortaya koydular. Sadece onlar mı? Beşiktaş'ın tüm oyuncuları muhteşem oynadı, hepsine yürekten tebrikler. İlk yarı oyunun tek hakimi Muhteşem Beşiktaş taraftarı oldu. 2.Yarıyla beraber yavaş yavaş vites yükseltmeye başladık. Tribünde hem bağırıyoruz hem de gol geliyooorrr diye aramızda konuşuyorduk. Bilic, Sosa'yı çıkarmaya karar verdi. "Yapma Hocam bu maç Oğuzhan'ın maçı değil" dedim kendi kendime. Çünkü soldan Gökhan Töre, sağdan Serdar ve Olcay sürekli kanatlardan hırpalamaya başladılar ama yaptığımız her orta 3'lü defansın arasındaki Demba'ya gelmiyordu bir türlü ve bize ortadan gidip delici bir matkap gerekiyordu. TOLGAY oyuna girdi girer girmez yaklaşık 35 metreden bir uyarı füzesi gönderdi. Direği sıyırdı çıktı. Tribünlerinde ateşi yükseldi bir anda. Liverpool yedek kulübesi tam önümüzdeydi. Liverpool'un hocasi kulübeye bir şeyler söyledi. Eminim "Bu kim yaa?" ya da bu nerden çıktı?" gibi bir şeyler söyledi. 10 dk sonra Demba kendi vurmak için nefis bir dönüşle önüne aldı ama top biraz açılınca TOLGAY öyle bir vurdu ki... Hepimiz topu kalede gördük. 75.000 kişiden öyle bir GOOOLLL sesi çıktı ki anlatılmaz yaşanır. Atatürk havaalanından kalkan ve inişe geçen uçaklar bile kartallar gibi sortiler yaptılar ya da mutluluktan bana öyle geldi. Ne tribünler ne de Beşiktaş tempoyu düşürmedi. Kendi evinde 2 yan pas ve 2 geri pas üstüste yapınca bile ıslıklanan Liverpool vakit geçirmeye ve hep tempoyu düşürmeye çalıştı durdu. 91. dakikada Demba'nın vuruşunda üst direk yerinden kaydı ama kaçan gol sonrası da hepimizin şakulü yerinden kaydı. Ahlar vahlar arasında geldik uzatmalara. Sanki maç yeni başlamış gibi Muhteşem taraftarımız yeniden ateşledi Beşiktaş'ımı. Her tarafı açık ve düz bir arazide kurulu bu kötü stadda bile öyle bir coşku vardı ki... İnanın bu maçı İnönü'de oynasaydık düdüğün sesi duyulmuyor diye belkide hakem maçı havalı kornayla yönetmek zorunda kalırdı. Uzatmalarda biz üstlerine gittikçe onlar maçı penaltılara taşımak istediler. Neticede iş penaltılara kaldı. Beşiktaş'ımın muhteşem korosu yine sahneye çıktı. "HELAL OLSUN SİZE HELAL OLSUN!" yani rahat olun, burdan kaybetseniz bile kalbimizdesiniz. Penaltılarda müthiş bir ıslık ve coşku ve yine onbinlerce temenni "Allah'ım bu maç bizim hakkımız burdan turu vermeyelim. Son penaltı atılırken öyle bir uğultu vardi ki. Emin olun C.Ronaldo bile atsaydı kaçırırdı. Top üstten TEM yoluna doğru giderken stat mahşer yerine döndü. Birbirini hiç tanımayan insanlar sevinç yumağı oldular. Ben kendimi farkettim gözümden yaşlar akıyor mutluluktan. Çevreme baktım herkes ağlıyor. Sahaya baktım mahşer yerine döndü. Top toplayan U14 ve U15 takımımızda ki yavru kartallar sahaya dolup Baba Kartalların kanatlarının altına doluştular. Allah'ım sana şükürler olsun dedim. 2 Liverpool maçına gittim. Birinde 2-1 yendik. Bu maçta ise Liverpool'u eledik. Zafer kardeşiniz takıma inandı ve yanılmadı. Ama asıl başarı inanan takımın tabii ki... İnancın Zaferi işte bu. 120 dakika boyunca hiç susmayan hatta penaltılarda bile hiç oturmadan SALDIR BEŞİKTAŞIM! diye Olimpiyat'ı yıkan muhteşem taraftarımıza ne desem az. HEPSİNE HELAL OLSUN. Maç bitiminde genç bir Beşiktaslı dedi ki: "Abi ayakta 120 dk bağırmaktan dizlerimin bağı çözüldü. Bundan sonra bizimkilere koşsanıza lan demeyeceğim. Her şeyiyle tarihi bir geceydi. Dönüş yolu trafikte yine izdiham vardı ama kimse bundan şikayetçi değildi. TEM yolunda arabalardan, otobüslerden inenler, halay çekenler, BEŞİKTAAAŞŞŞ diye bağıranlar tam bir festivaldi. Emeği geçen herkese milyonlarca teşekkür azdır. Belki lig şampiyonluğu getirisi maddi olarak daha çoktur ama UEFA'da Liverpool'u elemek kolay iş değil ve büyük prestij getirir diye düşünüyorum.
Şimdi önümüzde bizim gibi 100 yıldan fazla bir tarihi olan C.Brugge var. Asla bu saatten sonra kimseyi küçümsemek ya da hafife almak gibi bir düşüncemiz olmamalı, olamazda zaten. Hele hele bu hafta Balıkesir maçımız çok önemli. Ondan sonra hem UEFA'da hem de Lig de bizi zorlu bir Mart ayı bekliyor. Şampiyonluk ve UEFA'da final oynamak bu büyük taraftara ve Beşiktaş'ımın gençlerine yakışır. Yeterki inanalım, destek olalım. Hariçten gazel okuyan sözde Beşiktaslılara ve diğer takımların manuplasyon cambazlarına fırsat vermeyelim. SALDIR BEŞİKTAŞ. SİYAAAAHHHHH...!..

Zafer Algöz/HABER1903

Puan Durumu Detaylı Görüntüle

# Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 Medipol Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27